banner595

"Beğenilme ve görünür olma isteği sosyal medyaya itiyor"

- OMÜ Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Karabekiroğlu: "Hep görünmek veya beğenildiğimizi açıkça hissetmek istiyoruz. Bu aslında hepimizin yaşamsal ihtiyacı ama küçük yaşlarda doyurulmaması sıkıntı. Herkesin başarılı olma, değer görme ihtiyacı var. Bunu başka alanlarda karşılayabiliyorsanız sosyal medyaya daha az ihtiyaç duyuyorsunuz"

"Beğenilme ve görünür olma isteği sosyal medyaya itiyor"

- OMÜ Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Karabekiroğlu: "Hep görünmek veya beğenildiğimizi açıkça hissetmek istiyoruz. Bu aslında hepimizin yaşamsal ihtiyacı ama küçük yaşlarda doyurulmaması sıkıntı. Herkesin başarılı olma, değer görme ihtiyacı var. Bunu başka alanlarda karşılayabiliyorsanız sosyal medyaya daha az ihtiyaç duyuyorsunuz"

10 Nisan 2016 Pazar 13:37
banner556
banner605

SAMSUN (AA) - FATİH MEHMET KÜRKÇÜ - Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Koray Karabekiroğlu, insanların hep görünmek veya beğenildiğini açıkça hissetmek istediğini belirterek, "Bu aslında hepimizin yaşamsal ihtiyacı ama küçük yaşlarda doyurulmaması sıkıntı. Herkesin başarılı olma, değer görme ihtiyacı var. Bunu başka alanlarda karşılayabiliyorsanız sosyal medyaya daha az ihtiyaç duyuyorsunuz." dedi.

Karabekiroğlu, AA muhabirine, sosyal medya ve cep telefonu bağımlılığı ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Sosyal medya ve cep telefonunun özellikle ergenlerde çok daha fazla ilgi çekici bir araç olduğunu vurgulayan Koray Karabekiroğlu, hızlı kentleşme ve teknolojiye olan ihtiyacın insanların alışkanlıklarını değiştirdiğini belirtti.

Eskiden bahçede, sokaklarda vakit geçirilirken insanların artık daha çok kapalı mekanlarda birbirleriyle iletişim kurduğunu, bu nedenle sosyal medya gibi mecraların daha etkili kullanıldığına dikkati çeken Karabekiroğlu, "Sosyal medya insanların arkadaşlarıyla ve tanıdıklarıyla iletişim kurma yolu haline geldi. Özellikle orada görünür olma isteği arttı. Kız çocuklarında bunu daha çok görebiliyoruz. Sanki insanlardan uzak, unutulacağım duygusuyla her an sosyal medyada olmaya çalışıyorlar." diye konuştu.

Erkek çocukların hiperaktif ve dikkat bozukluğu bulunanlarında oyun bağımlılığı görülme oranının daha yüksek olduğunu bildiren Prof. Dr. Karabekiroğlu, "Dikkat eksikliği olan ve çabuk sıkılan, yaptığı işlerden zevk alamayan çocuklar sosyal medya ve cep telefonuna çok kolay bağımlılık geliştirebiliyor. Beyinde aynı madde bağımlılığına benzer bir mekanizma söz konusu oluyor. Onu yapmadığı zaman bir eksiklik duygusuyla sürekli eli telefona gidebiliyor. Takıntı gibi elektronik postalarını kontrol etme hali, madde bağımlılığı gibi tedavi gerektiriyor." şeklinde konuştu.

- Kullanım sınırlandırılmalı

Sosyal hayatın düzenlenmesi ve insan ilişkilerinin gelişmesiyle insanların sanal dünyaya daha az ihtiyaç duyduğuna işaret eden Koray Karabekiroğlu, şöyle devam etti:

"Bazen bu bağımlılık psikiyatrik bir tanı haline geliyor. Destek gerekebiliyor. Bazen ilaç tedavisi de gerekebilir. Çünkü, 12-15 saat bilgisayar veya cep telefonunun başından kalkmayan çocuklar var. Aynı ilaç etkisindeymiş gibi. Anne babalarına agresif davranabiliyorlar. Dürtü kontrolü ve uyku sorunları yaşayabiliyorlar. Dikkat sorunları artabiliyor. Okuldan uzaklaşabiliyorlar. Özellikle 12 yaş öncesi çocuklara saat sınırı koyulmalı. Mümkün olduğu kadar hafta içi bir, hafta sonu ise iki saati geçmemek gibi bir kriter konulabilir. Çocukların önce işlerini yapıp, arkasından telefon veya bilgisayarı açmaları istenebilir, çünkü önce bilgisayarı açtıklarında derse odaklanmaları çok zor. Aileler, bu durum bağımlılık boyutuna geldiği zaman psikiyatrik destek alabilir."

Karabekiroğlu, yetişkinlerde özellikle yalnız yaşayan kişilerin sosyal medya ve cep telefonuna daha çok bağımlı olabileceğini anlattı.

Sosyal kaygısı çok olan kişilerde bağımlılığın daha sık görülebildiğini dile getiren Prof. Dr. Karabekiroğlu, "Mesela bir profil yaratıyorsunuz, beğeni topluyor, ödüllendirici bir tarafı var. Bu konuda ergenlik, genç erişkinlik yaş grupları daha riskli, özellikle ergenlerin şöyle bir riski de var; farklı bir yaşam tarzını öğrenmeden büyüyorlar. Onlar için bu, normal hayatın bir parçası. En kötüsü derinliksizlik. Yani her konuda fikir sahibi oluyorlar. Biraz internetten tarıyor ama derinlemesine okuma yapmıyorlar. Ya da çocuklara 'oyun oynuyor musunuz' dediğinizde, bilgisayar oyununu anlıyorlar. Diğer oyunlar akıllarını bile gelmiyor." değerlendirmesinde bulundu.

İnsanların kendilerini dışarıdan sosyal medya benzeri mecralarda görebildiklerinde "var olduklarını" hissettiklerini ifade eden Karabekiroğlu, şöyle dedi:

"Hep görünmek veya beğenildiğimizi açıkça hissetmek istiyoruz. Bu aslında hepimizin yaşamsal ihtiyacı ama küçük yaşlarda doyurulmaması sıkıntı. Herkesin başarılı olma, değer görme ihtiyacı var. Bunu başka alanlarda karşılayabiliyorsanız sosyal medyaya daha az ihtiyaç duyuyorsunuz. Geçici de olsa iyi geldiği için insanlar kolaylıkla buna yöneliyor ama aynı madde kullanımındaki gibi diğer zevklerimizden, insan ilişkilerimizin motivasyonundan yiyorlar. Orada zaman geçirerek, ödüllenerek başka insanlara harcayacağımız emeği, başka ilişkilere harcayacağımız zamanı harcıyoruz. Tavsiyem, küçük yaştan itibaren çocuklarla empati yapabilmek, varlıklarını hissedebilmek, onlarla oynayabilmek, göz göze, diz dize vakit geçirilmesi."

- Bağımlılık ne zaman anlaşılır

Prof. Dr. Koray Karabekiroğlu, bağımlılığın iki kriteri bulunduğuna da işaret ederek, "Biri sürekli doz artırmak ihtiyacı, diğeri de yapmadığımız zaman onun eksikliğini hissetmek. Bunlar olmasa bile günlük hayatımızı etkiliyor, internete gireceğiz, oyun oynayacağız diye arkadaşlarımızla dışarı çıkmayı tercih etmiyorsak, eşimiz yerine gece geç saatlere kadar bilgisayar başında vakit geçiriyorsak bu yüzden dikkatimiz bozuluyor, işte, okulda performansımız düşmeye başlıyorsa, artık bağımlılık psikiyatrik düzeyde demektir." ifadelerini kullandı.

Yükleniyor...
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner591

banner388