banner519

Altıntaş: 'Demokratik Sistemler Neden Başkanlık Sistemini Tercih Etti!'

AK Parti Samsun Milletvekili Aday Adayı Hakan Altıntaş, "Anayasa, kalıcılığını sadeliğine ve esnekliğine borçludur." dedi.

Altıntaş: 'Demokratik Sistemler Neden Başkanlık Sistemini Tercih Etti!'

AK Parti Samsun Milletvekili Aday Adayı Hakan Altıntaş, "Anayasa, kalıcılığını sadeliğine ve esnekliğine borçludur." dedi.

31 Mart 2015 Salı 14:26
Altıntaş: 'Demokratik Sistemler Neden Başkanlık Sistemini Tercih Etti!'
banner625

 AK Parti Samsun Milletvekili Aday Adayı Hakan Altıntaş, Amerikan Anayasası dünyada yürürlükte bulunan en eski yazılı anayasadır ve dünya çevresinde pek çok diğer anayasa için de model oluşturduğuna vurgu yaparak;  “Anayasa, kalıcılığını sadeliğine ve esnekliğine borçludur. Başlangıçta, Atlantik kıyısındaki 13 çok farklı eyalette yaşayan dört milyon insanın yönetimi için bir çerçeve sağlamak üzere tasarlanmış olan anayasanın temel hükümleri o kadar sağlam bir biçimde algılanmıştır ki, yalnız 27 değişiklikten geçerek, şimdi Atlantik’ten Pasifik Okyanusuna kadar yayılan daha da çok farklı 50 eyaletteki 300 milyondan fazla Amerikalının gereksinimini karşılamakta olduğunu kaydetti.

Altıntaş, 20. yüzyılda, özellikle I. Dünya Savaşı'ndan hemen sonra Avrupa'da başlayan demokratikleşme dalgası, o dönemde dünyada varolan rejim tiplerinden (Başkanlık sistemi ve Parlamentarizm) farklı rejimlerin ortaya çıkmasına yol açtı. 1905'te Finlandiya'nın Rusya'dan bağımsızlığı ile başlayan bu dönem Avusturya-Macaristan ve Alman İmparatorluklarının yenilmesinden sonra ortaya çıkan yeni devletler rejim arayışı yürütmenin yasamaya karşı sorumluluğu ilkesinin benimsenmesine yol açtığını söyleyerek şöyle devam etti; 

“Ancak, kralın yokluğunda devlet Başkanının nasıl belirleneceği konusunda tek model ABD'deki Başkanlık rejimiydi. Bu nedenle de hem parlamentarizmin hem de Başkanlık rejiminin özelliklerini taşıyan karma rejimler ortaya çıktı. Weimar Cumhuriyeti, Avusturya, İrlanda ve Finlandiya, Cumhurbaşkanlarının yetkileri arasında önemli farklılıklar olmakla birlikte, bugün "yarı-Başkanlık" diye adlandırılan parlamentarizmden farklı olarak, anayasal mühendislik yoluyla kuruldu. 1974 ve 1990 arasında en az 30 ülkenin demokrasiye geçmesi sonucunda, dünyadaki demokratik rejim sayısı yaklaşık olarak ikiye katlanmıştır. Yeni demokratikleşen bu rejimlerin uzun dönemde istikrarlı olup olmayacağı ise; büyük ölçüde, demokrasiye geçen bu ülkelerin ekonomik gelişme, siyasal ve sosyal bütünleşme ile sınırlı kaynaklara ilişkin yüksek kamu talebinin karşılanması gibi sorunlarla nasıl baş edeceğine bağlı bulunmaktadır. Bu sistemlerin var olan sorunlara nasıl karşılık vereceği, siyasal kurumlara ilişkin tercihleri de dahil olmak üzere pek çok etkene bağlı olacaktır. Anayasalar demokrasinin vazgeçilmez ve tanımlayıcı özelliği olan, "toplumların kendi kendilerini yönetme özgürlüğü" ile ilgilidir. Çağdaş anayasaların iki temel özelliği, iktidarın adem-i merkeziyetçi olması ve insan haklarının garanti altına alınmasıdır. Demokrasilerde sözü edilen halk egemenliği ancak bu iki sütun üzerinde yükselen bir anayasa ile mümkün olabilir. Anayasa modelleri içinde yurttaşların katılımıyla oluşturulan Amerikan anayasası ilgi çekici bir örnek oluşturmaktadır. Birleşik Devletler Anayasası, Amerikan hükümetinin temel belgesi ve ülkenin yüce yasasıdır. 200 yıldır hükümet kurumlarının evrimine yön vermiş ve siyasal istikrar, bireysel özgürlük, ekonomik gelişme ve toplumsal gelişmenin temelini oluşturmuştur.” 
Son Güncelleme: 31.03.2015 14:28
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner591

banner388