banner622
banner519

Eski Enerji Ve Tabi Kaynaklar Bakanı Yıldız:

ANKARA (İHA) – Eski Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, “3 dönem kuralının kaldırılacak olmasıyla beraber o manada resmi bir hak doğmuştur ama bu hak başta kendimi de zikrederek söylüyorum bütün 71 milletvekili için kullanılacak...

Eski Enerji Ve Tabi Kaynaklar Bakanı Yıldız:

ANKARA (İHA) – Eski Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, “3 dönem kuralının kaldırılacak olmasıyla beraber o manada resmi bir hak doğmuştur ama bu hak başta kendimi de zikrederek söylüyorum bütün 71 milletvekili için kullanılacak...

31 Ağustos 2015 Pazartesi 18:58
Eski Enerji Ve Tabi Kaynaklar Bakanı Yıldız:
banner556
banner605
ANKARA (İHA) – Eski Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, “3 dönem kuralının kaldırılacak olmasıyla beraber o manada resmi bir hak doğmuştur ama bu hak başta kendimi de zikrederek söylüyorum bütün 71 milletvekili için kullanılacak diye bir kaide yoktur. Bu hepimizin yararlanacağı anlamına gelmiyor” dedi.
Eski Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, TGRT Haber ve İhlas Haber Ajansı Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar’ın gündeme ilişkin sorularını cevapladı. Dün akşam Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleşen 30 Ağustos resepsiyonuyla ilgili değerlendirmede bulunan Yıldız, “Öncelikle Sayın Cumhurbaşkanımızın siyaset üstü bütün siyasetçilerin STK’ların, silahlı kuvvetlerin, toplumun birçok kesimiyle beraber orada birçok ailelerle de görüşme imkanına sahip olduk. Son derece güzel hazırlanmış ve milletimizi kucaklayan bir program oldu. Özellikle denizden tutun ki Afganistan’a varıncaya kadar Bosna Hersek’e varıncaya kadar yapılan bağlantılarda (Hint Okyanusu bağlantısında) bir heyecanda oluştu. Oradaki Tuğamiral ile yapılan söyleşinin, erlerimiz, uzman çavuşlarımız, Bosna Hersek’te yapılan karşılıklı güzel konuşmalarda vardı. Bütün bunların her birisi okunun Kur’an-ı Kerim’i şehitlerimize yapılan vurgu bunu çok daha anlamlı hale getirdi. Er, uzman çavuş, ast subay, general ve rütbeli hepsinden vardı. Çok iyi dağıtılmış. Kazandığımız zaferi silahlı kuvvetlerin bütün unsurlarıyla beraber orada Sayın Genel Kurmay Başkanımızdan tutun ki, şehit ailelerimize varıncaya kadar toplumun Silahlı Kuvvetlerimizin, STK’ların her birisini kucaklayan devletle milletin kaynaştığı ama hem sevincinde hem de hüznünde buluştuğu önemli bir resepsiyon. Aslında bir siyasetçi olarak milletvekilliği bakanlık yapmış birisi olarak da söylüyorum. Zaman zaman siyasetin bu tür konularda yükünü aldığı, zaman zaman da yükünü devrettiği anlar var zamanlar var. ben burada siyasetin gölgesinde kalmadan yine son derece net ve o mesajın direkt anlaşılabildiği birlik, beraberlik ve bütünlük içerisinde ülkenin tek yöne doğru döndüğü bir sistemi ortaya koydu. Orada simgeleştirdi. O açıdan dışarıdan baktığımızda da son derece başarılı ve amacına ulaşan bir gece oldu” ifadelerini kullandı.
“BELKİ DE BUNDAN SONRA YENİ BİR DÜZENLEME OLARAK DA GEÇECEKTİR”
Resepsiyonda tokalaşmanın kalkmasına ilişkin Yıldız, “Kuyruğun her türlüsüne karşıyız, sırada olmanın ama oraya gelen insanlar yabancı misyon şefleri, büyükelçiler, sanatçılar, aydınlar, akademisyenler, siyasetçiler, silahlı kuvvetler mensupları, güvenlik mensuplarının her birisi aslında Sayın Cumhurbaşkanımızla ve eşleriyle tokalaşmak isterler. Bu çok tabi yerinde bir istek. Fakat bunun törenin önüne geçtiğini gördük. Geçen yıl katıldığımız resepsiyonda 1 saat 40 dakika sürdü diye hatırlıyorum. Bu çok ciddi bir zaman. Cumhurbaşkanımız söyleşi yapacaklar, orada günün değerlendirmeleri yapılacak, basın mensuplarına değerlendirme yapılacak. Ben o tokalaşma yerine her ne kadar katılanların bu isteğinin doğru olmasına rağmen, tokalaşma yerine söyleşinin dünyanın dört bir yanında bulunan silahlı kuvvetler mensuplarımızla yapılan söyleşilerin tokalaşmanın daha da önüne geçtiğini ve daha doğru bulunduğunu oraya gittiğimde konuştuğum insanlarla da benzer bir geri dönüş aldım, daha uygun bir düzenleme olduğu üzerinde ortak bir kanaat oluştu. Belki de bundan sonra yeni bir düzenleme olarak da geçecektir. Ben bunun daha normal, günümüze de daha uygun olduğu kanaatindeyim” diye konuştu.
“BİZ HEM DOĞALGAZI HEM ELEKTRİĞİ EYLÜL AYINDA ZAM YAPILMAYACAK ŞEKİLDE KURGULAMIŞTIK”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘1 Kasım istikrar mı istikrarsızlık mı’ yönündeki mesajlarının ve dövizdeki hareketlenmelerin ve bunların petrol ve doğalgazda getirilerinin nasıl olacağı soruları üzerine Yıldız, “Şuanda bütün bu resmi açıklamaların devrettiğim kıymetli arkadaşım Sayın Bakanımız yapacak. Ama özellikle bu ayla alakalı düzenleme bundan 4 gün önce hazırlıkları yapıldığı için içinde de bulunduğum için onu söylemem de bir mahsur yok. Yoksa enerji kalemleriyle ilgili açıklamaları Sayın Bakanımızın yapması son derece tabi olur. Eylül için konuşacağız. Hazırlıkların içerisinde bulunduğum için bahsediyorum. Dolar paritesindeki yükselmeler, şuanda 2.91, 2. 93’ler seviyesinde. Yine 47,48 dolarlar civarında ham petrol varilin fiyatı. Tabi ki enerjiyle alakalı kalemleri fiyatlama mekanizmalarını çok etkiliyor. Geçtiğimiz yıl içerisinde iki defa indirim olmuştu. Otomatik fiyatlama mekanizmasıyla beraber petrol ürünlerinin zaman zaman yükselen, zaman zaman düşen grafiklerini hep beraber izleyeceğiz. Artık o tam bir sistemine oturdu. Biz hem doğalgazı hem elektriği Eylül ayında zam yapılmayacak şekilde kurgulamıştık. Zam yapılmayacak. Bunu Sayın Bakanımızda açıklayacaklardır. Biz döviz fiyatlarından gelen artı maliyetleri vatandaşlarımızın lehine sanayicilerimizin lehine yansıtmamak için çok fazla çaba sarf ediyoruz. Bunu nasıl sağlayabiliyoruz. Yerli kaynaklarımızla, hem rüzgârın, hem suyun hem güneşin hem jeotermal gibi kaynakların harekete geçmesiyle beraber sağlayabiliyoruz” dedi.
Yıldız, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“İki seçim dönemi arasında normalde 7 Haziran seçimleriyle 1 Kasım seçimleri arasında yine Ak Parti hükümetlerimizin istikrarla Sayın Cumhurbaşkanımızın 1 Kasım seçimlerinde halkımızın vatandaşımızın yapacağı temel tercih istikrardan yana mı yoksa istikrarsızlıktan yana mı kullanacağıyla alakalı aslında önemli bir göstergedir bu. Biz ister seçim hükümeti olsun. İsterse koalisyon hükümetleri olsun ki kurulamadı, isterse tek başına iktidarla yönetilen bir ülke olsun her defasında Ak Parti olarak bunun sorumluluklarını bizatihi omzumuzda hissetmiş ve bunu yaşamış olan bir partiyiz. 13 yıldan beri bu ülkenin idaresine konan güçlü irade bu şekilde oluştu. Biz günlük rutin işlerin, devam eden enerji sektörüyle alakalı konulara ara veremeyiz. Bugün seçim hükümeti her ne kadar dışarıdan bakıldığında icracı bir hükümet gibi görünmüyor olsa da günlük işlerini yapmak zorunda. Bütün bunlarla ilgili gelişmeleri takip etmek zorunda. Ben 13 yıldan beri beraber hizmet ettiğimiz başarısından hiçbir şüphe duymayacağım arkadaşım bu işi zaten götürecek. Bizlerde her zaman olduğu gibi destek vereceğiz. Bu Türkiye’nin meselesi. Türkiye’nin istikrarından kaybetmemesi adına her birimizin şahıslarını ikinci plana koyduğu oturduğu sandalyenin masanın koltuğun önemli olmadığını ama hizmetlerin ön planda olduğunu ortaya koymamız lazım. o açıdan gözümüz arkada değil. Yapmış olduğumuz hazırlıklar yerli kaynaklarımızın ön plana alındığında bu fiyatın oluşmasında hem rüzgar, geçtiğimiz yıl 850 milyon dolar ithal ettiğimiz doğalgaza daha az para ödedik. Niçin bütün bu yerli kaynakları harekete geçirdiğimiz için. Biz dışarıdan gelen fiyat tsunamilerinin etkilerini hep ikinci plana koyabildik.”
“POPÜLİST POLİTİKA UYGULANARAK BİZ SEÇİME KADAR ZAM YAPMAYALIM, ONDAN SONRASIYLA ALAKALI BİR BAKALIM DİYE YAPILAN BİR İŞLEM DEĞİLDİR”
Doğalgaz ve elektriğe zam yapılmamasına ilişkin Taner Yıldız, “Bu bir seçimden dolayı yapılmış bir işlem değildir. Burada popülist politika uygulanarak biz seçime kadar zam yapmayalım ondan sonrasıyla alakalı bir bakalım diye yapılan bir işlem değildir. Sayın Başbakanımızın bu hususta hassasiyetini ben her zamankinden daha az görmedim. Bu çok önemli bir şey. Biz seçim için fiyatlarını ayarlayan bir yapı içerisinde değiliz. Biz döviz alıp TL ile satıyoruz. Döviz fiyatlarındaki yükselmeler bizim maliyetimizi arttırıyor. Buna rağmen biz bu fiyat farklarını uygulamıyoruz. Kendi içimizde dengeliyoruz ki sanayicimize vatandaşımıza yansımasın. 28 tane AB üyesi ülke arasında doğalgazı en ucuz satan ülke Türkiye’dir. Elektrik fiyatlarını en ucuza satan üç ülke arasındaydı şimdi neredeyse ilk ülke arasında” dedi.
“EĞER İNANIYOR OLSAYDI SAYIN KILIÇDAROĞLU’NA SAYIN CUMHURBAŞKANI VERİRDİ GÖREVİ AMA BÖYLE BİR ŞEYİN KURULABİLECEĞİNE İNANMADI”
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘Görev verilseydi ben hükümeti kurardım. Bahçeli’yi ikna ederdim’ açıklamasının sorulması üzerine Yıldız, şöyle konuştu:
“Sayın Cumhurbaşkanımız bunun bütün gerekçelerini kendi masasının üzerinde görmek durumundaydı. Bu süreç içerisinde Ak Parti Sayın Başbakanımız şeffaf net anlaşılabilir bir politikayla beraber gerek TBMM Başkanlık seçiminden tutun ki gerekse bu sürecin yönetilmesinde çok açık davrandı. Gerek CHP, gerek MHP ile yapılan görüşmelerde samimi olarak bu koalisyon olmasıyla alakalı gayretlerini ortaya koydu. Koalisyonlar her partinin idealini yakaladığı ortamlar değillerdir. Ortak paydaya her iki partinin de koyabileceği başlıkları ön plana koydukları işlemlerdir. O yüzden biz buna bir Ak Parti hükümeti diyemeyiz. Tek başına iktidarı vermedi milli irade. Biz bunu saygıyla karşılıyoruz. Bu süreç içerisinde her partinin gösterdiği ortaya koyduğu başlıklar farklı olabildi. Cumhurbaşkanımız şuna baktı. Ak Pati’nin CHP ile kuramama gerekçeleri CHP’ye görev verildiğinde Ak Parti ile kurma gerekçelerinden farklı mı? ‘Ben farkı görmüyorum’ dedi. Yani ‘AK Parti CHP ile kuramıyorsa CHP’de AK Parti ile kuramıyordur’ dedi. Bunun üzerinde çok uzun görüşmeler yürütüldü. Bu Sayın Başbakanımıza yani AK Parti Genel Başkanına verilen görev CHP Genel Başkanına verildiğinde değişmeyecek kurallardı. O konuda Sayın Bahçeli söyleyeceklerini söyledi ve o kapıyı kapattı. Eğer inanıyor olsaydı Sayın Kılıçdaroğlu’na Sayın Cumhurbaşkanı, verirdi görevi ama böyle bir şeyin kurulabileceğine inanmadı. Çünkü Ak Parti ile CHP arasındaki görüşmeleri her birimiz dikkatle takip ettiğimiz gibi Cumhurbaşkanlığı da bu süreci dikkatle takip etti. O yüzden burada bir patinaj yapmanın alemi yok. Bütün vatandaşımızda bu konuyu öyle anlıyor.”
“AK PARTİ ‘MİŞ MIŞ’ GİBİ YAPMADI”
“AK Parti CHP’yi oyalayarak 35 günü doldurdu” eleştirilerinin sorulması üzerine Taner Yıldız, “Böyle bir şey söz konusu değil. Biz CHP ile gerçekten bir koalisyon kurabilme imkanını yakalasaydık, biz orada bırakın oyalamayı ülkenin hükümetsiz kalmaması adına biz bunu çok rahatlıkla yapardık. Ak Parti ‘miş mış’ gibi yapmadı. Kuruyormuşçasına da davranmadı. Kurmak için davrandı. Biz koalisyonun kurulmasına inandığımız için koalisyon çalışmalarına katıldık. Ben MHP’nin bizim CHP’yi ve ülkeyi oyaladığıyla alakalı kanaatlerine katılmıyorum. Böyle bir şey söz konusu değil. Biz MHP ile görüşmeye başlarken konuşmanın başındayken aldığımız bazı cevaplar bir işin nasıl olacağı değil, nasıl olmayacağının tarifiyle alakalı konulardı” karşılığını verdi.
“Genel kanaat şuydu CHP ile kurmak kolay ama yürütmek zor. MHP ile kurmak zor ama yürütmek kolay diye bir genel kanaat oluşmuştu toplumda” diyen Yıldız, “Tabi ki tabanlarımızın birbirine yakın olması MHP ile böyle bir kanaati güçlendirmiş olabilir ama biz bozulmak üzerine bir kurguyu ve ortaklığı yapmayız. Bunun CHP’nin de yapacağı kanaatinde değilim. Kademeli olarak bunun 2+2 bile bunun normal olduğunu söylemiştik. Siyasette gerek tabanla alakalı, gerekse parti yönetimiyle alakalı bunun itinayla yönetilmesi gerekiyor bu konunun. Eğitim gibi dış politika gibi Türkiye’nin en temel başlıklarından birisiyle alakalı hatta ikisiyle alakalı temel bir ayrılık noktasının oluşması hem AK Parti hem CHP için önemliydi. Ama bunun koalisyon çalışmalarındaki o samimiyeti sorgulayacak tarzda olduğu kanaatinde değilim” şeklinde konuştu.
“MHP’DE HEDEF NEDİR? ŞUANDA MHP TABANININ KAFASI BU MANADA KARIŞIK”
MHP’nin her şeye ‘hayır’ demesiyle ilgili soruya Yıldız, “Ben MHP’nin bundan sonra tabanına seçmenine ne tavsiye ettiğinin merak edildiğini görüyorum. Bu koalisyon çalışmalarından sonra. Koalisyon olmayacaksınız, tek başınıza iktidarda olamıyorsunuz. Azınlık hükümetlerine dışarıdan destek vermiyorsunuz, seçim hükümetine katkı koymuyorsunuz, TBMM’de bununla alakalı düzenlemelere katılmayacağınızı söylüyorsunuz. Seçmen ister istemez sorar ‘biz ne yapmak istiyoruz. Biz bu oylarımızı MHP’nin oy oranının artmasıyla hedeflediğimiz nokta nedir’ bunu soracaklar. Şuanda da sormaya başladılar. Partinin tabanı da yönetimi de bunu tabi ki cevaplamak durumunda. MHP’de hedef nedir? Şuanda MHP tabanının kafası bu manada karışık. AK Parti’nin hedefi parti yönetiminde de tabanında da beldesinde de en ücra köşesinde de bellidir 1 Kasım seçimlerinde tek başına iktidar olmaktır. MHP tabanı oylarını arttırdığı takdirde Türkiye siyaset tarihinde, TBMM’de nasıl bir rol üstlenmiş olacak. Kronik bir muhalefet mi olacak, yoksa çözümün bir parçası mı olacak. Tedaviyle alakalı konuda siz çözümün bir parçası olacak mısınız? MHP tabanı kendisinin yönelttiği bu soruya cevap bulamıyor” yanıtını verdi.
MHP lideri Bahçeli’nin hayırcı tavrının siyaseten bir karşılığı olup olmadığı sorusu üzerine Yıldız, “Bu MHP’nin kendi iç problemidir. Ama biz Türkiye’de MHP’nin çok ciddi bir iktidar alternatifi koalisyonun çok önemli bir alternatif olduğuna inandığımız için bu koalisyon çalışmalarında ciddi bir şekilde bunları yürüttük götürdük. Biz biliyoruz Türkiye’de yalnızca HDP ile beraber fotoğraf vermemeye çalışmanın terörün ağır baskısından dolayı o sorumluluktan bir kenarda durmanın faydası olmadığını biliyoruz” dedi.
“HAYIRLARIN SONUCU BUDUR”
MHP’nin hedefinin AK Parti ile HDP’yi aynı Bakanlar Kurulu içerisinde bırakarak zor durumda bırakmak olup olmadığı sorusu üzerine Yıldız, “Hayırların sonucu budur. Biz bu manada HDP’den eğer orada iki tane bakan varsa bunun daha öncede engellenme imkanı vardı. Böyle bir alternatif çözümü vardı. Seçim hükümetiyle alakalı gelinen son noktaya kadar yapılan işlemler gittikçe tercihlerin azaldığı zorunlulukların çoğaldığı bir nokta oluşmuştur. Başta tercihlerle beraber başlarsınız. Koalisyon çalışmalarına tercihlerle başlarısınız ama alternatifler tükendikçe artık zorunluluklar ön plana çıkmaya başlar. MHP’nin şuanda bir seçim hükümeti değil, bir koalisyon hükümetiyle beraber Bakanlar Kurulu’nu oluşturma imkanı vardı. Onunla alakalı katabileceği bakan sayısı belki de siyaseten kendi milletvekilliği ortalamasının daha üzerinde olabilecekti. Bunların her birisi ülke adına yapılmalıydı” ifadelerini kullandı.
“BU SİTEMİ BAŞBAKANIMIZA YAPMASINLAR”
“Tuğrul Türkeş’in MHP adına görevi kabul edilmesinin fotoğraf karesinin bozulmasına neden oldu mu?” sorusuna Yıldız, “O fotoğraf karesinin içerisinde uzun yıllardan beri kurucu genel başkanlığını yapmış Sayın Alparslan Türkeş’in oğlu olarak da bir simge isim olarak da Türkeş soy ismi olarak da tabi ki o fotoğrafı etkilemiştir. MHP’nin belki de zaman zaman ortaya koyduğu hırçınlık, yaptığı söylemlerdeki bir kısım cümleler bundan kaynaklanıyordur diye düşünüyorum. Bu özgür iradesiyle yapılan bir işlemdir. Hala anlaşılamayan önemli bir nokta var. Sitem ediyorlar Sayın Başbakanımıza ‘siz gruplara değil, milletvekillerine bireysel tercih sunamazsınız’ bu sitemi Başbakanımıza yapmasınlar. Anayasanın amil hükmü gereği bu yapılıyor. Siteminiz anayasaya ise hep beraber bir araya gelinir değiştirilmesi lazımsa o değiştirilir. Ama anayasanın Sayın Başbakanımızın böyle bir inisiyatif kullanma yetkisi yok. Ahlaksız teklif bizim tarafımızdan anayasal tercih olarak tercüme edildi. Böyle bir şeye ne Ak Parti’nin ihtiyacı var. Ne bir yolma ne bir koparma, TBMM Başkanlık seçiminde beraber gördük. Parti olarak ilkelerimizi ortaya koyduk. Hiç bize sitem etmesinler. Anayasa ile alakalı hüküm açık ve net. Şahıslara götürdüğümüz tekliflerde CHP içerisinde karaktersiz insan aramayın dendi, bulunmaz dendi. Böyle bir itham yok ki. Biz böyle bir şey aramıyoruz. Böyle bir kişi aramıyoruz” yanıtını verdi.
Tuğrul Türkeş’in MHP için ‘Burası benim babamın partisi’ sözlerine ilişkin Yıldız, “Biz özellikle öyle bir iş yapalım ki MHP’nin içi karışsın diye yapılan bir işlem değildir. Bizim demokratik şekilde 7 Haziran seçimlerine katılmış aldığı sonuçla beraber milli iradenin bir sonucu olarak 80 milletvekili çıkartmış bir partiyle alakalı biz dışarıdan bir yorum yapamayız. Bu parti içi çekişmelerin tarafı biz değiliz” dedi.
“1 Kasım seçimlerinde bizim amacımız bir seçim güvenliğiyle beraber tek başına iktidar çıkmaktır ama koalisyon ihtimali bu hedeflerin böyle bir ihtimalin dışında değildir” ifadesini kullanan Yıldız, “Böyle bir ihtimal varken ve önümüzde bunları tekrar değerlendirmeyle alakalı konular konuşuluyor ki kalkıp da kendinizi bir kenara koyamazsınız ülkenin yönetiminden bahsediyoruz çünkü” diye konuştu.
Türkeş’in ‘Ben babamın çizgisinde devam ediyorum. Babamda olsaydı aynısını yapardı” sözlerine ilişkin Yıldız, “Bunun üzerine bir kısım senaryolar konuşulmaya başlandı. AK Parti’nin özellikle seçim hükümetiyle alakalı. Bir Başbakan sıfatıyla değil, bir genel başkan sıfatıyla beraber seçim hükümetinin kurulmasında Sayın Başbakanımız çalıştı. Daha önceden bu teklifi götürdünüz, önceden planlanmış bir şey miydi? Böyle bir şey söz konusu değil. AK Parti milli iradenin kendisine sunduğu bu çerçeve içerisinde hiçbir zaman için yetkisini, sınırını, ilkelerini ve kendisine sağlanan çerçeveyi aşmamıştır. Buna da hep itina göstermiştir” değerlendirmesinde bulundu.
“BİZ BURADA VİTRİN SÜSLÜK BİR İŞ YAPMIYORUZ”
Atamaların durdurulmasına yönelik yayınlanan genelgelerin HDP’li bakanlıklara yönelik önlemler olduğu şeklinde yorumlanmasının ve MHP’li Oktay Vural’ın “Bakanlıkların göstermelik, vitrin süsü oldukları bu genelgeyle net bir şekilde ortaya konmuştur” ifadesinin sorulması üzerine Yıldız şunları kaydetti:
“Biz burada vitrin süslük bir iş yapmıyoruz. Her zamankinden daha fazla güçlü olmasına itina gösterdiğimiz ve çalıştığımız bir hükümet Türkiye’sinden bahsediyoruz. HDP’li belediyeler çok kötü sınavlar vermişlerdir. Terörün desteklenmesi, iş makinelerinin verilmesi, kullanılan tasarruflar Türkiye’nin milli birlik ve beraberliğine aykırı bulunması tabi ki Ak Parti’nin Sayın Başbakanımızın çok yakinen takip ettiği bir husus. Bununla alakalı PKK terör örgütüne mensup herhangi bir kişinin görev alması tabi ki söz konusu olmaz. Böyle bir şey söz konusu bile olabilemez. Herkes devlette seçim hükümetindeki aldığı sorumluluğun gereği olarak yaptığı bakanlığın hakkını vermek durumundadırlar.”
“SİZ HERHANGİ BİR SAVAŞ ORTAMINIZI KENDİNİZ SAĞLIYORSANIZ ÇOK BÜYÜK BİR İHANET İÇERİSİNDESİNİZ DEMEKTİR”
“Ben barış kelimesini yanlış buluyorum ve şiddetle bunu reddediyorum” diyen Yıldız, “Ortada bir savaşın olduğunu kabul etmek bunun zıttı barışın zıttı savaştır. Siz herhangi bir savaş ortamınızı kendiniz sağlıyorsanız çok büyük bir ihanet içerisindesiniz demektir. Bunlar vatandaşımızın gözünden kaçan konular değil. Bu tam bir çifte muhasebedir. Seçimlere dönük şirinlik yapma gayretleridir. Mutlaka ben Demirtaş’ın sazıyla beraber gezmesi lazım geldiğini bir kez daha kendisine hatırlatırım. Çünkü onun ayrılmaz bir parçasıydı. Daha sonra PKK ile alakalı emanet oylarla alakalı yaptığı cümleyi Kandil’den aldığı ikazı bir daha kullanamadı. Samimi olmamız lazım. Yapıyormuş gibi yapmalarla göstermelik cümlelerle hiçbir yere varamazsınız. Terörist deyin, kınayın olayları yapılanları. Dışarıdan ağlıyormuş gibi değil yüreğinizle beraber hissedin. Kandil’de tanıdıklarınız var. Söyleyin dursun. Bir yandan tavşana kaç tazıya tut derseniz bu halkımızın gözünden kaçmaz. Terör Türkiye’nin üzerindeki en büyük kamburdur. Bu kamburu gidereceğiz bunun yolu yok. Bunun tereddüdü kalmamıştır. Kandil Dağı’na yapılan operasyonların, Türkiye lehine doğurduğu sonuçların pişmanlığını PKK hissediyor olabilir ama bu onların problemi. Ama Silahı bırakacaklar. 7 Haziran seçimlerinde HDP’nin aldıkları oy demokratik bir seçimde alınan oylardır ama 6 milyon oyun PKK’nın yaptığı terörü legal hale getirecek diye yapılan bir oylama değildir o. PKK’nın yaptığı terör illegal bir işlemdir. TBMM’de HDP milletvekillerinin oluyor olması Kandil Dağı’nı meşru hale getirmez. Türkiye’nin baş belası teröre verilen desteğin karıştırılmaması lazım. O yüzden HDP çifte bir muhasebeyle eğer 1 Kasım seçimlerine girerse bu takiyeyi yaparsa halkımızın bunun en iyi cevabını 1 Kasım’da sandıkta verecektir” değerlendirmesinde bulundu.
“HER TÜRLÜ SANDIK GÜVENLİĞİYLE ALAKALI PROBLEM HDP’Yİ KENDİ İÇİNDEN VURACAKTIR”
Seçim güvenliğiyle ilgili Taner Yıldız, “Her türlü sandık güvenliğiyle alakalı problem HDP’yi kendi içinden vuracaktır. Bu yönetmeyi yönlendirmeyi herkes çok iyi takip ediyor.Bunun kandırmacası söz konusu değildir. Biz devlet olarak sandık, seçim güvenliğini inşallah sağlayacağız ama PKK’nın HDP lehine geliştirdiği tehditleri vatandaşımız çok işi biliyor. Bunun cevabını sandıkta verecek” şeklinde konuştu.
“KENDİMİ DE ZİKREDEREK SÖYLÜYORUM BÜTÜN 71 MİLLETVEKİLİ İÇİN KULLANILACAK DİYE BİR KAİDE YOKTUR”
“Yeniden aday olacak mısınız?” sorusuna Yıldız, “İşlerle alakalı konuda gerek enerji sektörüyle alakalı konular gerekse uzun planlama gerektiren konularda herhangi bir boşluğa düşmeden bütün işlerimizi planladık. Kimini 1 aylık, kimini 5 yıllık, kimini 20 yıllık 80 yıllık planlamalar yaptık. Ama şahsımla alakalı ben 13 yıldan beri hiçbir plan yapmadım. Şimdi de yapmıyorum. Bizim partimizin, Başbakanımızın alacağı kararla beraber ne tür bir görev tevdi edilirse orada o görevi yapmaya hazır olduğumu söylemem lazım. 3 dönem kuralının kaldırılacak olmasıyla beraber o manada resmi bir hak doğmuştur ama bu hak başta kendimi de zikrederek söylüyorum bütün 71 milletvekili için kullanılacak diye bir kaide yoktur. Partimizin bu konuda alacağı karar en yüksek faydayı en yüksek yararı AK Parti lehine ve ülke lehine alınacak her türlü karar inşallah Türkiye’nin geleceği için konan bir katkı olacaktır. Bu hepimizin yararlanacağı anlamına gelmiyor. Parti hafızasını, siyasetimizin hafızasını, Türkiye’deki edinilen tecrübelerle alakalı oluşan bütün hafızalar yine Türkiye’nin lehine kullanılmak durumundadır. Ben o yüzden bütün arkadaşlarımız bizler yeniden aday olmayabiliriz ama aday olacak arkadaşlarımızı ister sayısı 20 olsun, ister 10 olsun, ister 50 olsun ama her halükarda partinin güçlenmesi adına kullanılacaktır. Ben o açıdan kendimle alakalı hesap yapmıyorum. O sandalyede öbür masada bulunmanın bizler için hiçbir farkı yok. Bizler bu konuyu dava olarak görmüş insanlarız. AK Parti istikrarı bugün Türkiye’nin istikrarıyla eş anlamlı olarak ifadelendiriliyor. O açıdan sorumluluğumuzun ve omuzlarımızda hissettiğimiz yapının son derece farkındayız. Bizler herhangi bir koltuk, masa, sandalye ile alakalı bir cümle söylersek bunu ben kendi adımıza doğru bulmadığımı ifade etmek istiyorum” yanıtını verdi.
7 Haziran seçimleri ile 1 Kasım seçimlerinin farkının nasıl olacağı sorusu üzerine Yıldız, “7 Haziran seçimlerinde halkımız bize bir mesaj verdi. Onları doğru okumak lazım. Okuduk bir teşhis koyduk. 7 Haziran seçimlerinden alınan mesajla beraber 1 Kasım seçimlerinde tek başına iktidarı ben yaşayacağına inanıyorum. Vatandaşımız şunu bilsin; her birimizin şahsında ailesinde şirketlerinde ülkenin yönetiminde bundan daha zor günler geçirdik. En zor günlerimiz bunlar değil. Biz bunları aşarız. AK Parti’ye inansınlar ve güvensinler” diye konuştu.
Yükleniyor...
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner599