banner622
banner595

Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun Açıklamaları

Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Azınlık hükümetine razı olan birisi bizden değildir. Bizimle siyaset yapan azınlık hükümetine, koalisyona falan razı olmaz. Başarı kıstası iktidar olmaktır. Şuanda da elimizdeki anketlerde bu yönde bir sıkıntı...

Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun Açıklamaları

Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Azınlık hükümetine razı olan birisi bizden değildir. Bizimle siyaset yapan azınlık hükümetine, koalisyona falan razı olmaz. Başarı kıstası iktidar olmaktır. Şuanda da elimizdeki anketlerde bu yönde bir sıkıntı...

20 Mayıs 2015 Çarşamba 02:33
Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun Açıklamaları
banner587
Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Azınlık hükümetine razı olan birisi bizden değildir. Bizimle siyaset yapan azınlık hükümetine, koalisyona falan razı olmaz. Başarı kıstası iktidar olmaktır. Şuanda da elimizdeki anketlerde bu yönde bir sıkıntı görmüyoruz. Ama oyumuzu daha yukarı çekip en güçlü iktidarı oluşturmak istiyoruz” dedi.
Başbakan Ahmet Davutoğlu, ATV ve A Haber’in ortak canlı yayınında gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Diğer siyasi partilerin AK Parti’yi özellikle sosyal yardımlar konusunda taklit etmeye çalıştıklarını ifade eden Davutoğlu, “Sosyal yardımları, 2-3 dönem tenkit ettiler. ‘Makarna veriyorlar, kömür veriyorlar’ dediler. Şimdi bizim yaptıklarımızı taklit etme dışında daha da ötesine gidiyorlar. Yani nesne halindeler. Biz ne yapmışsak ona öykünüyorlar, onu da iyi yapamıyorlar. Bu durumda karşımızdaki blok, AK Parti’nin iktidara gelmesini engellemek istiyor. AK Parti’nin iktidara gelmesi nasıl engellenebilir? Şimdi bir üst akıl, Türkiye dışındaki çevreler, ‘Sizin meseleniz iktidar olmak değilse, bir özneyi yok edin’ diyor. AK Parti’nin özne olması demek, Türkiye’nin özne olması demektir. AK Parti iddia taşıdığı için Türkiye iddia taşıyor. 2002 Türkiye’sinde MHP iktidardaydı, Türkiye’nin bir iddiası mı vardı? CHP 1994’te iktidarı paylaştı, Türkiye’nin bir iddiası mı vardı? Türkiye’nin ne zaman iddiası oldu; AK Parti iktidara geldi de oldu. Şimdi bu özneyi durdurmak için buldukları sihirli formül, HDP’nin barajı geçmesi” diye konuştu.
“BİZ SİYASETİMİZİ HDP’NİN BARAJI GEÇİP GEÇMEMESİNE GÖRE AYARLAMAYIZ”
HDP’ninn seçim barajını aşıp aşmamasıyla ilgilenmediklerini aktaran Davutoğlu, AK Parti’yi iktidardan indirmek için çeşitli oyunların oynandığını belirterek, “Biz HDP dahil bütün partilerin oyları düşürmeye çalışırız. Ben niye bugün 3 miting yaptım? Gecenin bir yarısına kadar hepimiz koşturuyoruz. Sebep ne? En fazlasını almaktır. Ama biz siyasetimizi HDP’nin barajı geçip geçmemesine göre ayarlamayız. Biz kendi siyasetimizi takip ederiz. Ama onlar nesne. Onların bütün meselesi AK Parti’yi iktidardan indirmek. Mümkün mü, yapabilirler mi? Yapamazlar. Ama bunu ilk defa yapmak istemediler. 2002 yılında AK Parti’nin iktidar olacağı anlaşılınca, kurucu Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı siyaseten yasakladılar. Beklediler ki AK Parti iktidara gelemesin; geldik. Yıl 2004; Kıbrıs müzakerelerini sürdürürken mahalli seçimler yapılıyordu, ‘Genç Subaylar Rahatsız’ diye manşetler atıldı. Bir takım darbe teşebbüslerinden bahsedildi. Beklendi ki; AK Parti iktidarı kaybetsin. En azından darbe yesin istediler. Yıl 2007; daha seçimden 1 yıl önce, Cumhuriyet Mitingleriyle, Danıştay saldırısıyla bir takım olaylarla AK Parti yıpratılmaya çalışıldı. En önemlisi 2007’ye giderken, parti içinden de bir takım unsurları, Abdüllatif Şener gibi, daha öncesinde Erkan Mumcu gibi… ‘AK Parti içinde bir zafiyete uğratabilir miyiz’ dediler. Yıl 2011; bu sefer kaset oyunlarıyla Kılıçdaroğlu’nu getirdiler. Kılıçdaroğlu’nu parlatmaya çalıştılar. Ama taştan elmas çıkmıyor. Ama o olmadı. 2013 yılında Gezi olaylar, daha sonra 17-25 Aralık olaylarıyla durdurmaya çalıştılar. Şimdi ise buldukları formül Demirtaş ve HDP üzerinden ‘AK Parti’nin alacağı milletvekili sayısını düşürebilir miyiz ve karşısında bir koalisyon oluşturabilir miyiz’ diye plan yaptılar. Bu mümkün değil.47 miting yaptım ve bunu alanda da gördüm” ifadelerini kullandı.
“AZINLIK HÜKÜMETİNE RAZI OLAN BİRİSİ BİZDEN DEĞİLDİR”
Bazı medya organlarının koalisyon hükümeti kurulacağına dair kasıtlı haberler yaptığının altını çizen Davutoğlu, AK Parti içerisinde hiç kimsenin azınlık hükümetine yada koalisyona razı olmayacağını dile getirdi. “AK Parti içerisinde kimse ‘Azınlık hükümeti kurabiliriz’ diye bir ifadede bulunmadı. Biz bir CHP değiliz, MHP de değiliz, HDP de değiliz” diyen Davutoğlu, “Bizde bir parti disiplini var. Bir tek milletvekilimiz bunu söylese, ben ona derim ki, ‘O zaman siyaset yapmayacaksın.’ Azınlık hükümetine razı olan birisi bizden değildir. Bizimle siyaset yapan azınlık hükümetine, koalisyona falan razı olmaz. Eğer 12 yıl böyle bir şeyi kabullenmiş iktidarımızı sürdüremezdik. AK Parti iddia partisidir. AK Parti’de siyaset yapan herkes, en zor şartta dair iddiasını sürdürür. Koalisyon önce dışarıdan piyasa satın alsın diye gündeme getirildi. Sonra içeride bir takım medya bunun olacağına dair inandırıldı. Birtakım paslaşmalar açık şekilde görüldü” değerlendirmelerinde bulundu.
“HDP İLE MHP’NİN YAN YANA BAKAN BULUNDURMASINI AKLINIZ ALIYOR MU?”
Koalisyon oluşturma çalışmalarının tamamıyla manipülasyon olduğunu dile getiren Davutoğlu, Türkiye’nin en başarılı zamanlarının tek parti hükümetleri dönemlerinde olduğunu belirterek, “Hadi AK Parti’yi bir şekilde zarara uğrattılar. Koalisyon ihtimali doğdu diyelim. Allah aşkına, HDP ile MHP’nin yan yana bakan bulundurmasını aklınız alıyor mu? Hadi yan yana oturdular, ülke nasıl idare edilir. MHP, DSP ve ANAP koalisyonunda Bakanlar Kurulu toplanmıyordu. Aylarca toplanmıyordu. Onun yerini Milli Güvenlik Kurulu (MGK) almıştı. Türkiye’de parlamenter demokrasinin bittiği an o andır. Türkiye’de hiçbir zaman koalisyon hükümetlerinden bir başarı çıkmadı. Türkiye’nin başarı hikayeleri hep, istikrarlı tek parti hükümetleri döneminde oldu. 10 yıllık rahmetli Adnan Menderes’in dönemi, 27 Mayıs’tan sonra 1965-1969 kısa bir dört yıl da olsa, Demirel’in Başbakanlığı’nda tek parti hükümeti nispeten toparlanılan bir dönemdir. Rahmetli Özal’ın 91’e kadar süren tek parti hükümetleri ve AK Parti dönemi. Bunların dışında Türkiye’nin bir başarı hikayesi yok. Koalisyon hükümetlerinin tümü Türkiye’de büyük sıkıntılara, yönetilemezliğe neden oldu. Türkiye’de 12 yıldır koalisyon dönemi kapandı” şeklinde konuştu.
“BAŞARI KISTASI İKTİDAR OLMAKTIR”
Seçimde başarı kıstaslarının iktidar olmak olduğunu söyleyen Başbakan Davutoğlu, sivil Anayasayı yapabilecek çoğunlukta milletvekili sayısına ulaşmak istediklerini kaydederek, “Seçim yaklaşırken rakamları çok tartışmak istemem. Biz yüzde 55 oldu, ‘60 niye olmasın’ deriz, 60 oldu, ‘70 niye olmasın’ deriz. Bizim bir üst limitimiz yok, bir CHP değiliz. Başarı kıstası iktidar olmaktır. Şuanda da elimizdeki anketlerde bu yönde bir sıkıntı görmüyoruz. Ama oyumuzu daha yukarı çekip en güçlü iktidarı oluşturmak istiyoruz. Zayıf hükümetlerden, iktidar olsa da, zayıf olabilecek hükümetlerden kaçınmak lazım. Birileri buna da oynuyor. Ama esas olan mümkün olduğunca sivil bir Anayasa’yı yapabilecek güce ve oy oranına ulaşmaktır. Bu konuda da gece gündüz çalışıyoruz ve buna da ulaşacağımıza inanıyorum” dedi.
“DARBE DEFTERİNİ AK PARTİ KAPATMIŞTIR”
“Darbe defterini AK Parti kapatmıştır. 28 Şubat bir darbedir. Ama 27 Nisan e muhtırası darbemsi bir faaliyettir” diyen Davutoğlu, “Eğer biz dik durmasaydık, e muhtıra darbeye dönüşecekti. Bu küçük bir kıvılcım gibi, karşısında bir irade görmedi mi, suyu görmedi mi yangına dönüşür. 12 Eylül öncesinde veya sonrasında, o zamanın Adalet Partisi ile Cumhuriyet Halk Partisi bir olabilseydi o kıvılcımı söndürebilirlerdi. 28 Şubat’ta aynı şekilde eper DYP dik durabilseydi o kıvılcım sürebilirdi. E muhtıranın karşısında bir parti vardı. O dönemde Başbakan olan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın, o dönem Cumhurbaşkanı olan Sayın Abdullah Gül’ün tutumu, bütün partinin arkalarında durmaları sayesinde, ilk defa bir e muhtıra aynen tabiri caizse postayla geri iade edildi. Türkiye’de darbeler anlamında kırılma noktası orasıydı. Eğer orada zaaf gösterilseydi bu darbemsi eylem darbeye dönüşürdü. Yani Abdullah Gül, Cumhurbaşkanı yaptırılmazdı. Türkiye’de artık bir kesimin isteği üzerine bir iktidar değişimi olmayacak. Ama biz bir rehavete kapılmayacağız; çünkü aynı çevreler, bu sefer 17-25 Aralık’ta ‘Dönemin Başbakanı’ diye iddianame hazırlayarak yine darbemsi bir teşebbüste bulundu. Darbeye dönüşmedi; çünkü karşılarında bir dirayetle durduk. Sayın Cumhurbaşkanımız o zaman Başbakan olarak dirayetle durdu. Bir şekilde bu darbemsi teşebbüs kıvılcım halindeyken söndürüldü” diye konuştu.
“TÜRKİYE’DE ARTIK MEDYANIN YÖNETTİĞİ BİR SİYASET YOK”
Başbakan Davutoğlu, medyanın görevinin siyaseti yönetmek değil, haber yapmak olduğunun altını çizdi. Bazı medya kuruluşlarının şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz’a yapılan saldırı olayında, terör örgütünün oyununa geldiğini belirten Davutoğlu, şu ifadeleri kullandı:
“Bir medya organı Cumhurbaşkanı’na hitabeni bana hitaben yazı yazıyor. Kendilerince bir ayar verme çabası içerisindeler. Türkiye’de artık medyanın yönettiği bir siyaset yok. Medya haber versin, medya eleştirsin ama medya yönetmeye çalışmasın. Hiçbir medya mensubu benim herhangi bir şekilde müdahale edip şu ya da bu gerekçeyle bir eleştiriyi durdurma çabası içerisine girmediğimi bilir. Ama bir savcı şehit edilmiş, şakağına silah dayanmış, bu resimleri terör örgütü yaymak istiyor. Sorumlu bir medya mensubu bu terör örgütünün oyununa gelmez. Bu oyuna gelindiği gibi, o gece başsavcımız vefat ettikten sonra, ertesi gün cenaze olduğunu bildiğimiz için, bütün yayın organlarını arattım, ‘Bu resimleri yayınlamasınlar, en azından cenazeye saygı gösterilsin, bu ailenin duygularıyla oynanmasın’ diye. Çünkü internet üzerinden böyle bir basım olacağına dair haber gelmişti. Bunu bir Başbakan olarak değil, bir insan olarak rica ettik. Ertesi gün bazı medya organları 1. sıradan bu resimleri yayınladılar. Beni isyana sevk eden şey bu. ‘Cenazeye saygı göstermeyen, bu aileye saygı göstermeyen, cenazede bulunmasın’ dedik. Ertesi gün bana hitaben ağır bir yazıyla karşılık vermeye kalkıştılar. Türkiye 90’ların Türkiye’si değil. Basın özgürlüğü başımızın üstünde. Ben de akademisyenim, ben de köşe yazarlığı yaptım. Ben de 28 Şubat’ta yazılarıma müdahale edilmek istendiği zaman en sert tavırları gösterdim. Hiçbir köşe yazarının yazısına müdahale etmem. Ama gazeteler, basın yayın organları insan onurunu ayakları altına alırlarsa, karşılarında fikir söyleme hakkımız var. Başsavcının şehit edilmesi sıradan bir olay değildi. Allah aşkına, o cenazede Kılıçdaroğlu neredeydi, Bawhçeli neredeydi, hani şimdi demokrasi oyununa çıkmış olan Demirtaş neredeydi? Hangi tavrı koydular? Bu olay aynı 2006 Danıştay saldırısı gibiydi. 2006 Danıştay saldırısı nasıl 2007 Cumhurbaşkanı seçimini etkilemek ve bir kaos çıkarmak için yapıldı; bu saldırı da 7 Haziran seçimlerini etkilemek için yapıldı. 6-7 Ekim olayları da 7 Haziran seçimlerine yönelik bir provokasyondu.”
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner591