banner595

Bahçeli : PKK Cizre'ye Kobani aşısı yapmak istemiştir (2)

"ÜLKEMİZ MEÇHULE SÜRÜKLENEN METRUK BİR TEKNEYE DÖNMÜŞTÜR" Bahçeli, "Erdoğan ve fason Başbakan'ın hiçbir sözü adresini bulmamış, amacına da ulaşmamıştır. Kısaca AKP isimli şer ve çıkar ittifakı, bütün ikaz ve...

Bahçeli : PKK Cizre'ye Kobani aşısı yapmak istemiştir (2)

"ÜLKEMİZ MEÇHULE SÜRÜKLENEN METRUK BİR TEKNEYE DÖNMÜŞTÜR" Bahçeli, "Erdoğan ve fason Başbakan'ın hiçbir sözü adresini bulmamış, amacına da ulaşmamıştır. Kısaca AKP isimli şer ve çıkar ittifakı, bütün ikaz ve...

15 Eylül 2015 Salı 16:07
Bahçeli : PKK Cizre'ye Kobani aşısı yapmak istemiştir (2)
banner587
banner605

"ÜLKEMİZ MEÇHULE SÜRÜKLENEN METRUK BİR TEKNEYE DÖNMÜŞTÜR"

Bahçeli, "Erdoğan ve fason Başbakan'ın hiçbir sözü adresini bulmamış, amacına da ulaşmamıştır. Kısaca AKP isimli şer ve çıkar ittifakı, bütün ikaz ve itirazlarımıza rağmen, Türkiye'yi terörün harman yerinde saman gibi savurmuştur. AKP sayesinde Türkiye çakılmayla son bulacak keskin bir inişe geçmiştir. Bu inişin nerede dip yapıp nerede duracağı belirsizliğini korumaktadır. Türkiye, milletler ve medeniyetler rekabetinde kaybedenler ve yenilenler kümesine düşmenin sınır hattına paldır küldür gerilemiştir. Nihayetinde, AKP'nin 13 yıllık iktidar süresinde, her biri bir asra sığmayacak kadar önemli hadiselerle karşılaşılmıştır. Bu gerçeği inkar mümkün değildir. Ülkemiz meçhule sürüklenen metruk bir tekneye dönmüştür. "Türkiye büyüdü, güçlendi, dev uykudan uyandı" yalanlarına bel bağlayanlar ihanete muhafızlık yapmışlardır. "Yüzyıllık denetimden kurtulma mücadelesi başladı" hayalini görenler çözülmeye kule nöbetçiliğine memur edilmişlerdir. "Sessiz devrim, büyük dönüşüm, onlar konuşur AKP yapar" ezberleri bozgunun şifreleri olarak sivrilmiştir. Türkiye manevi istismar ve din tacirlerinin elinde adeta uyuşturulmuştur. İşsizlik ve yoksulluğa ek olarak, millet altı oluşumların siyasi tasarımda menfaat karşılığı yedek lastik işlevi görmesi şuurlu ve aklı başında değerlendirmelere set çekmiştir. Milletimizin direnç noktaları, devletin dayandığı temel ilkeler AKP tarafından iftira ve küfür yağmuruna tutulmuştur. Haçlı emel ve hedefleri AKP'ye tutunmuştur. AKP'nin hevesle içinde yer aldığı birleşik husumet ve hakaret cephesi Türkiye'yi linç ve işkenceye tabi tutmuştur. Tarihte eşi görülmemiş bir hıyanet Erdoğan ve bir avuç yandaşı tarafından hayata geçirilmiştir. "PKK tükürüğüyle boğar" diyen sefiller düne kadar AKP'nin koltuğunun altında güç devşirmiştir. Gerçekten de Türkiye'ye diz çöktürmek, boyun eğdirmek, teslim almak isteyen ne kadar hain ve kökü dışarıda mihrak varsa AKP'nin arkasında hizaya girmişlerdir. PKK bunlardan yalnızca bir tanesidir. Ne acı ki, musibetlerin ve murdar iştahların ardı arkası kesilmemektedir" dedi.

"SORMAK GEREKİYOR Kİ, TÜRK MİLLETİ NASIL KANDIRILDI, BU TUZAĞA NASIL ÇEKİLDİ?"

Bahçeli, "Türk milleti etnik liflerine, etnik moleküllerine ayrılmanın son aşamasına ite kaka getirilmiştir. Ve Türkiye'nin kalpgahı, beyni, hükmü şahsiyeti yıldırıcı, öldürücü darbelere maruz kalmıştır. Olan bitenler hakikaten de kahredicidir. Türkiye sevdasından iz ve eser bulunmayan, ahlak ve iman ölçülerinden bihaber olan haram ve hıyanet kadroları Türkiye'yi PKK'nın nişangâhı olarak seçmişlerdir. Erdoğan'ın demokratik açılım adını verdiği yıkım, çözüm süreci olarak ilan ettiği ihanet süreci en sonunda ülkemizin kuyusunu kazmakla kalmamış, iç savaş şartlarını doğurmuştur. Recep Tayyip Erdoğan 27 Nisan 2013'de bakınız ne diyordu: "Şu anda biten, şu anda sona eren, sadece 30 yıllık terör değil, çok daha uzun yıllara yayılmış bir sorunlar manzumesidir." İki yıl önce terör bitti ilanıyla mangalda kül bırakmayan bu şahıs şimdi ne yapacak, gafletinin, bir adım sonrasını göremeyen ufuksuzluğunun bedelini nasıl ödeyecektir? Erdoğan, çözülme süreci propagandası yaparken, "Türkiye için karanlık bir devrin kapıları kapanıyor" diyordu. "Yeni bir evreye, yeni bir kulvara girildiğini" müjdeliyordu. "Makûs talihin değiştiğini" iddia ediyordu. Cudi'de çiçek toplanacak, Ağrı'da piknik yapılacak, Dicle ve Fırat'ın sularında korkusuzca serinlenecek, özlemler vuslata dönüşecekti. Özlemler vuslata dönüşmedi, ama vuranlar, çalanlar, kıyanlar, katledenler amacına kavuştular. Sormak gerekiyor ki, Türk milleti nasıl kandırıldı, bu tuzağa nasıl çekildi? Milliyetçi Hareket Partisi'nin savrulduğunu söyleyen Erdoğan, asıl kendi vicdan ve ahlakındaki savrulmanın hangi noktalara vardığını ne zaman görecek ve idrak edecektir? Dünüyle çelişen, şahsı ve fikriyatıyla sürekli ters düşen bir omurgasızlığın izahı nasıl yapılacaktır? Erdoğan bir ara, MHP'nin hiçbir kaygısı gerçekçi değil diyordu. Tek arzumuzun şehitlerin gelmesi olduğunu yüzsüzce, utanmadan, sıkılmadan, en ufak bir vicdan azabı duymadan ileri sürüyordu. Kalbinde Allah korkusu taşıyan birileri açıkça itiraf etsin; 20 Temmuz'dan bu tarafa geçen yaklaşık iki aylık sürede 127 şehidin sorumlusu kimdir? Dökülen kanların azmettiricisi hangi alçaklardır? Katiller ortadadır da, bunların arkasında duran, çözüm diye silahlanmalarını izleyen, vatana bombalarla yığınak yapmalarına göz yuman işbirlikçiler nerededir? "PKK ile görüşen arkadaşı ben gönderdim, sıkıntısı olan bana söylesin" diyen Erdoğan nasıl temize çıkacaktır? "Kürtçe yasağını biz kaldırdık, bana Serok Ahmet diyorlar" sözlerini pişkince açıklayan Davutoğlu, günahlarından nasıl arınacaktır? "Sayın Öcalan demeyi ve PKK bayrakları açmayı suç olmaktan çıkardıkö beyanatıyla suçüstü yakalanan Arınç, şimdilerde partisine eleştiri okları yöneltmekle, "Kuruluş yıllarında bizdik, şimdi bene döndükö demekle sorumluluktan sıyrılacağını mı zannetmektedir? "Öcalan Türkiye'nin önünü açıyorö diyen AKP lejyonerleri neredesiniz? "Öcalan dünyanın geleceğini çok iyi okuyorö, "Öcalan'ın olayları okuma tecrübesi varö, "Öcalan bölgenin durumunu daha sağlıklı yorumluyorö, "Öcalan'ın geniş bir prestij alanı var" ifadeleriyle AKP'ye sızmış PKK dönmeleri hangi deliktedir, hangi mihnetin altındadır? Erdoğan, Türkiye'nin çözüm süreciyle terör meselesini sonlandırma noktasına geldiğini söylerken, bugünleri hiç hesap etmiş midir? 29 Nisan 2013'de, "Bu süreç, şiddetin bir yöntem olmadığını fark edildiği, şiddetin terk edildiği, fikrin ve siyasetin egemenlik ilan ettiği bir süreçtirö diyen Erdoğan'a mı inanalım; Yoksa 6 Eylül 2015'de, "Çözüm süreci bunlar tarafından ihanetle değerlendirildi. Çözüm Sürecini bunlar adeta Güneydoğu'da, kısmen Doğu'da kendileri için silah stoklama süreci olarak değerlendirdiler", diyen Erdoğan'a mı kanalım? Türk milleti bu iki uç noktada duran hangi Erdoğan'a itibar, hangisine itimat etmelidir? Bu çelişkilerin vebali olmayacak mıdır? Bu tarihi kırılma ve sürüklenmenin hesabı mahşeri vicdan tarafından sorulmayacak mıdır?" diye konuştu.

"BEDELİ NE OLURSA OLSUN BAŞARACAĞIZ DİYEN ERDOĞAN'DAN ORTADA ESER KALMADI"

Bahçeli, "Silahlar susacak, teröristler sınır dışına çıkacak, fikirler konuşacaktı. Analar ağlamayacak, ekonomi büyüyecek, barış gelecekti. Çocuklar babasız kalmayacaktı. Erdoğan çözüm için her yola başvurmaktan bahsediyordu. Gerekirse "baldıran zehrini içeriz” diyordu. Çözüm sürecinden taviz yok, geri adım yok kararlığındaydı. Bu yola canını koyduğuna vurgu yapıyordu. Açılımdan vazgeçmenin, açılımın karşısında durmanın bu ülkeye, bu ülkenin evlatlarına ihanet olacağını bizzat Erdoğan söylüyordu. Geçtiğimiz Temmuz ayının son günlerinde, "Çözüm süreci istismar edildi, maalesef karşılığını bulmadı, milli birliğimize kast edenlerle devam ettirmek mümkün değil” diyen Erdoğan, açılımdan vazgeçmekle, çözüme sırt dönmekle bizzat tarifini yaptığı ihanete kendisi düşmüştür. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı her sözüyle kendisini yalanlamış, tenakuz çukurunda geçmişini yok saymıştır. Çözülme sürecinin iğrenç tarifini Kandil ve İmralı'dan alıp ihanet mutfağında ısıtan, sonra da işler sarpa sarınca buzdolabına kaldıran aynı Erdoğan'dır. Lütfen hatırlayınız; Çözüm Süreci planladığı gibi gelişiyordu, Erdoğan 2013 yılın Mart ayında böyle demişti. Süreçle ilgili kurullar kuruluyor, kanunlar çıkarılıyor, demokratikleşme paketleri hazırlanıyordu. Teröristler silah bırakacak, Türkiye bahara kavuşacaktı. İddialar buydu. Zap suyu gibi coşulacak; Dicle, Fırat, Murat gibi barışa, kardeşliğe akılacaktı. Munzur Dağlarından kardelenler toplanacak, Cudi Dağı'ndan yediverenler, Ağrı Dağı'ndan çiğdemler derlenecekti. Annelere ölüm haberleri yerine çiçekler verilecekti. Şimdi annelere evlatlarının acı haberi peş peşe veriliyor. Şimdi annelerin gözyaşları sel olup ummanlara akıyor. Türkiye'ye yeni ufuklar açılacak, şaha kaldırılacak, zaptedilemez bir ülke haline getirilmesi sağlanacaktı. Recep Tayyip Erdoğan özetle, öteden beri bunları söyleyerek milletimize hayal ve umut satmıştı. AKP'nin hiçbir iddia ve hedefi dikiş tutmadı. Hiçbir cılız vaat yerini bulmadı. Türk milleti aldatıldı, terörün kanlı ve hain ellerine resmen, belgeli, delilli bir şekilde bırakıldı. Bedeli ne olursa olsun başaracağız diyen Erdoğan'dan ortada eser kalmadı. Bu Türkiye için, açık açık gelen, göre göre ağlarını ören büyük bir bozgun, vahim bir çözülme kurgusudur" dedi.

Yükleniyor...
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner599