banner519

Bahçeli : Komplo kuruyorlar, önümüzü kesmeyi planlıyorlarmış, vız gelir (1)

ANKARA, () - MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM'de partisinin grup toplantısında konuştu. Bahçeli, "Bu uğurda üstlendiğimiz tarihi sorumluluğun hep birlikte farkındayız. A'dan Z'ye tüm dava arkadaşlarımın aynı şevk ve heyecanla...

Bahçeli : Komplo kuruyorlar, önümüzü kesmeyi planlıyorlarmış, vız gelir (1)

ANKARA, () - MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM'de partisinin grup toplantısında konuştu. Bahçeli, "Bu uğurda üstlendiğimiz tarihi sorumluluğun hep birlikte farkındayız. A'dan Z'ye tüm dava arkadaşlarımın aynı şevk ve heyecanla...

17 Kasım 2015 Salı 12:10
Bahçeli : Komplo kuruyorlar, önümüzü kesmeyi planlıyorlarmış, vız gelir (1)
banner625

ANKARA, () - MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM'de partisinin grup toplantısında konuştu. Bahçeli, "Bu uğurda üstlendiğimiz tarihi sorumluluğun hep birlikte farkındayız. A'dan Z'ye tüm dava arkadaşlarımın aynı şevk ve heyecanla mücadeleyi sürdüreceğine inanıyorum. Komplo kuruyorlar, önümüzü kesmeyi planlıyorlarmış, vız gelir. Bilmiyorlar ki, inanmış Milliyetçi-Ülkücü bir kalbin karşında hiçbir şeytani dürtü, hiçbir saray saldırısı, hiçbir küresel senaryo duramamış, duramayacaktır" dedi.

"VAZGEÇECEĞİMİZİ BEKLİYORLARDI, YANLIŞA DÜŞTÜLER"

Bahçeli, "Her türlü engellemeye, her türlü zorlama ve karşı propagandaya rağmen TBMM'nin 26. Dönemi'nde de birlikteyiz. Bizim yılacağımızı düşünenlere en güzel cevap bu kutlu çatının altına yüreğiyle gelen, oyunları boza boza burada anıtlaşan 40 yiğit Türk milliyetçisidir. Partimizin 26. Dönem 1. Yasama Yılı'nın bu ilk grup toplantısına başlarken sizleri, ekranları başında bizi izleyen aziz vatandaşlarımı, yurt dışında yaşayan kardeşlerimi, Türk ve İslam'ın yaşandığı tüm coğrafyaları sevgi ve saygılarımla selamlıyorum. Dosta ve düşmana bozkurt gibi dikilen ve duruş gösteren cefakâr, fedakar tüm dava arkadaşlarıma, teşkilatlarımızın tüm mümtaz yöneticilerine bu vesileyle şükranlarımı sunuyorum. Ayrıca horlanan, aşağılanmak istenen Güney Azerbaycan'daki soydaşlarımızın yanında olduğumuzu, onları bağrımıza bastığımızı buradan duyuruyorum. Milliyetçi Hareket Partisi nerede diyenlere, bizim ne yaptığımızı sorgulayanlara tam da buraya bakmalarını tavsiye ediyor, bu teslim olmayan milli ruha dikkat kesilmelerini temenni ediyorum. Allah'a hamd olsun yıkılmadık, ayaktayız. Kaldı ki yıkılacak herhangi bir şey de görmüyoruz. Allah'a hamd olsun onurlu ve omurgalı yürüyüşümüze birbirini takip eden kararlı adımlarla devam ediyoruz. Milliyetçi Hareket Partisi milli gönüllerde, cesur yüreklerdedir. Milliyetçi Hareket Partisi tertemiz vicdanlardan kar tanesi gibi yağan dualarda, çağlayan gibi akan dileklerdedir. Düşeceğimizi sanıyorlardı, yanıldılar. Vazgeçeceğimizi bekliyorlardı, yanlışa düştüler. Korkacağımızı, kaçacağımızı, iç kargaşaya kapılacağımızı planlıyorlardı, alayı birden havasını aldılar. Çünkü bizi tanımıyorlar, hissiyat ve irademizi anlamıyorlar, anlamak da istemiyorlar" dedi.

"HAKKIMIZI YEDİRMEDİK, HAK BİLDİĞİMİZ YOLDAN DÖNMEDİK"

Bahçeli, "Milliyetçi Hareket'e operasyon düzenleyen, buna yarım akıllarıyla yardım ve yataklık yapan kim varsa aldananlar arasında, fitne kafilesindedir. Bedeli ne olursa olsun, kara kampanya mucitlerine, karanlık ayak oyunlarına boyun eğmedik, eğmeye de hiç niyetimiz yoktur. Yalancıların, müfterilerin, münafık ve müşrik emellerin tezgahlarına tamam demeyiz, rıza göstermeyiz, geçit vermeyiz. Şu güne kadar, inanmadığımız hiçbir ilişki ve irtibatın içinde olmadık. Aklen ve kalben onay vermediğimiz hiçbir teklifin taraftarlığına heves etmedik. İlkelerimizle bağdaşmayan, ülkülerimizle barışık olmayan hiçbir düşünce, eylem, tercih ve siyasi angajmanın kıyısında köşesinde yer almadık. Sırf koltuk doldurmak, yalnızca makam ve mevki işgal etmek için taviz limanına demir atmadık. Önce ülkem ve milletim dedik. Önce Türk milletinin ve Türkiye'nin beka ve birliği için fedakarlık yaptık. Siyasetimizde istimara, inkâra en ufak yer vermedik. Yalana bel bağlamadık, yozlaşma akıntısına kapılmadık. Bizim yerimiz doğrudur. Bizim yönümüz doğrudur. Bizim sözümüz doğrudur. Bizim tavrımız dosdoğrudur. Sektörleşen, sıradanlaşan, sel gibi yaygınlaşan rüşvet ve yolsuzluklara karşı ahlak ve adalet şadırvanının altında toplandık. Derinleşen riyakârlığa, genişleyen risk ve tehditlere karşı anıtlaşan milli vakarın tercümanı olduk. Haram lokmayı kursaklarına indirmiş, yalanı rehber edinmiş; sonra da dönüp dinden diyanetten bahsetmiş sahte Müslümanlara, kimliksiz din tacirlerine, taassup ve takiye odaklarına yüzümüzü döndük. Hıyaneti meslek edenlere karşı haysiyet ve sadakat kalkanıyla korunduk. Belki zorlandık, belki hırpalandık, belki de anormal saldırılara uğradık. Ama yine de hakkımızı yedirmedik, hak bildiğimiz yoldan dönmedik. Kimse meraklanmasın, mensubu olduğumuz bu millet çınarı gerekirse durularak, gerekirse arınarak, gerekirse de budanarak büyüyecek, güçlenecek, ülkü sevdasından ödün vermeden iktidara ulaşacaktır. Bu uğurda üstlendiğimiz tarihi sorumluluğun hep birlikte farkındayız. A'dan Z'ye tüm dava arkadaşlarımın aynı şevk ve heyecanla mücadeleyi sürdüreceğine inanıyorum. Komplo kuruyorlar, önümüzü kesmeyi planlıyorlarmış, vız gelir. Bilmiyorlar ki, inanmış Milliyetçi-Ülkücü bir kalbin karşında hiçbir şeytani dürtü, hiçbir saray saldırısı, hiçbir küresel senaryo duramamış, duramayacaktır. Bizim Allah'tan başka korkacağımız, kuldan başka utanacağımız hiçbir şey yoktur, olmamıştır, olmayacaktır" diye konuştu.

"ERDOĞAN 7 HAZİRAN SONUCUNU BEĞENMEDİ, SİNDİREMEDİ"

Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü, "Türkiye 4 ay 23 günlük arayla iki milletvekilliği genel seçimi yaşamıştır. Siyasi tarihimizde ilk kez karşılaşılan bu durum herkesin gözü önünde, tüm çirkefliği ve çirkinliğiyle cereyan etmiştir. 7 Haziran'da sandıktan çıkan milli irade, Erdoğan'ın başını çektiği, Davutoğlu'nun aktif şekilde kuryelik yaptığı demokrasi muhalifleri tarafından yok sayılmıştır. Türk milleti 7 Haziran'da bütün siyasi aktör ve kurumlara bir mesaj vermişti. Aziz milletimiz seçimini yapmış, Türkiye'nin normalleşmesi, düzlüğe çıkması için üzerine düşen demokratik sorumluluğu yerine getirmişti. Fakat Erdoğan 7 Haziran sonucunu beğenmedi, sindiremedi, kabullenemedi. Bunun yanında AKP tek başına iktidarı kaybetmenin getirdiği korku ve kaygıyla kontrolden çıktı, Türkiye'yi baştan ayağa hiddet ve dehşet döngüsüne hapsetti. Çünkü 13 yıllık AKP iktidarlarının açtığı dipsiz kuyulardan, neden olduğu kayıp ve felaketlerden hesap sorulabilmesi için altın bir fırsat doğmuştu. Erdoğan'ın telaşı bundandı. Davutoğlu'nun uykularını kaçıran, yolsuzluk ve ihanet batağına saplanan ak görünümlü kara kadroların ürkmesi bu yüzdendi. Türk milleti, 7 Haziran'da Meclis'te grubu bulunan partilere koalisyon kurun buyruğunu iletmişti. Uzlaşmayı temenni etmiş, ağırlaşan sosyal ve ekonomik meselelerin köklü şekilde hallini arzulamıştı. Herkes gördü ve yaşadı ki, 9 Temmuz'da koalisyon hükümeti kurma görevini alan Davutoğlu nafile turlarla tekrar bir seçimin ağlarını ördü, şartlarını olgunlaştırdı. CHP bu oyuna adeta figüranlık yaptı. Nitekim Davutoğlu'nun Erdoğan'dan aldığı talimat da bu yöndeydi. AKP'nin bir hükümet kurma irade ve isteği hiç olmamıştır. Sonuç itibariyle 1 Kasım'da, 7 Haziran'ın tekrarı zorla, gözdağları eşliğinde yapılmıştır. Ve AKP tek başına iktidara yetecek bir Meclis çoğunluğuna ulaşmıştır."

"BAŞARILI OLDUĞUMUZ İDDİASINDA DEĞİLİM ANCAK MAĞLUP DA OLMADIĞIMIZA YÜREKTEN İNANIYORUM"

Bahçeli, "Bildiğiniz gibi, 26.Dönem Milletvekilliği Genel Seçimi'nin kesin sonuçları YSK tarafından 12 Kasım günü açıklanmıştır. Seçilen milletvekillerinin Anayasa gereğince yapılması gerekli yemin merasimi bugün gerçekleştirilecektir. Milliyetçi Hareket Partisi 7 Haziran'da yüzde 16,29 oy oranı, 7 milyon 520 bin oy sayısı ve 80 milletvekiliyle TBMM'de temsil edilme hakkını kazanmıştı. Ne var ki 1 Kasım'da beklentilerin altına düştüğümüz, oy ve milletvekili sayısında gerilediğimiz açık bir gerçektir. Yüzde 11,90 oy oranı, 5 milyon 694 bin 136 oy sayısı ve 40 milletvekiliyle 26. Dönem TBMM'nde elbette milletimizin verdiği muhalefet görevini en iyi şekilde yapacağız. Her şeyden önce türlü iftira ve yıkıcı propagandaya rağmen yanımızda kaya gibi duran, partimize desteklerini esirgemeyen aziz vatandaşlarıma teşekkür ediyorum. 1 Kasım'da aldığımız neticenin bir başarı olduğu iddiasında değilim. Ancak mağlup da olmadığımıza yürekten inanıyorum. Elbette seçim sonuçlarını etraflıca inceliyor, analiz ediyor, milli iradenin kararına da saygı duyuyoruz. İyi niyetli, yapıcı, ön ve ufuk açıcı değerlendirme ve eleştirilere kulağımızı kapatmıyoruz. Hatta bunları faydalı görüyoruz. Daha iyisini yapmak, daha iyisini sağlamak, hedeflediğimiz başarıyı yakalayabilmek için kuyumcu titizliği ve soğukkanlılıkla çalışmalarımızı sürdürüyor, 1 Kasım'ı tüm yönleriyle yorumluyoruz. Geçtiğimiz hafta sonu iki ayrı oturum halinde, Merkez Yönetim Kurulu Üyeleri ve İl Başkanlarımızla düzenlediğimiz toplantılarda seçim sonuçlarını masaya yatırdık. Şunu açıkça söylemek istiyorum ki, hem 7 Haziran'dan hem de 1 Kasım'dan partimizin çıkartacağı ders ve neticeler vardır" dedi.

"YÜZDE 49,5 OY ORANI, BİZİM BİLEMEDİĞİMİZ HANGİ İCRAAT VE POLİTİKALARIN MÜKÂFATIDIR?"

'Milletimizin yanılmaz sağduyusuna güvendiğimiz kadar, verdiği siyasi mesajları da iyi tahlil etmek zorundayız' diyen Bahçeli, "Sonuç ve gerekçeler ne olursa olsun, kendimizi anlatmakta zorluk çektiğimiz bir kitlenin varlığı ortadadır. Fakat 1 Kasım'da yapılan 26.Dönem Milletvekilliği Genel Seçimi'nin diğer seçimlere kıyasla önemli fark ve özellikleri vardır. Bir defa, 1 Kasım seçimi olağanüstü şartlarda yapılmıştır. Demokrasinin tüm kural ve ölçüleri çiğnenmiştir. Üzerinde ısrarla durmamız gereken öncelikli soru şudur: 7 Haziran'dan 1 Kasım'a kadar Milliyetçi Hareket Partisi ne yapmamıştır da 1 milyon 825 bin 870 vatandaşımızın desteğini kaybetmiştir? Cevabını aradığımız bir diğer soru da, AKP ne yapmıştır da 4 ay 23 günde 4 milyon 794 bin 515 ilave oy kazanmıştır? AKP'ye, CHP'ye, HDP'ye ve diğerlerine oy veren vatandaşlarımıza şüphe yoktur ki hürmet ediyoruz. 7 Haziran'da bizi destekleyen, 1 Kasım'da bizden kopan kardeşlerimizin tercih ve kararını da saygıyla karşılıyoruz. Ve onların istemeye istemeye de olsa başka partilere oy verdiklerini düşünüyoruz. Ancak Türkiye'de ne değişmiştir? Yorulmuş, hantallaşmış, çürümüş, Türkiye'yi rezil etmiş AKP'nin tek başına iktidar olmasının sosyolojik ve siyasi dayanaklarını nasıl görmek ve anlamlandırmak lazımdır? Dünyanın neresinde, 4 ay 23 günde siyasi tutumlar bu kadar keskin ve radikal şekilde değişmiş veya dönüşmüştür? AKP'nin yüzde 49,5 oy oranı, bizim bilemediğimiz, göremediğimiz hangi icraat ve politikaların mükâfatıdır? Türkiye huzur mu bulmuştur? Terör sonlanmış, asayiş ve güvenlik mi sağlanmıştır? İşsizlik bitirilmiş, yoksulluk önlenmiş, yolsuzlukların üzerine mi gidilmiştir? Allah için söyleyiniz, 4 ay 23 günde AKP neyi başarmıştır da tek başına iktidar olmaya hak kazanmıştır? 1 Kasım'daki sonuçlara Erdoğan'ından Davutoğlu'na kadar şaşırmayan, hayret etmeyen neredeyse kalmamıştır. Sipariş usulü çalışan anket şirketleri bile çuvallamış ve hepten kaybetmişlerdir. Peki bu işin sırrı nedir? Demokrasi kisvesi altındaki hain ve ahlaksız oyunun maksadı nelerdir? 1 Kasım'ı 13 yıllık hezimetin ödülü şeklinde mi, yoksa terör rejimiyle tehdit edilen, istikrarsızlıklarla gözü korkutulan, ekonomik baskılarla köşeye sıkıştırılan milli iradenin zoraki verdiği karar olarak mı ele almak gerekmektedir? İhaneti ayyuka çıkmış bir partinin taltif edilmesi, Türkiye'yi darboğaza sokmuş, iç ve dış politikası çökmüş bir iktidarın sandıkta tahkimi görülmüş, duyulmuş şey değildir. AKP ülkenin geleceğiyle oynarken, AKP Türklüğün sırtına hançeri saplarken, AKP Türk milletinin birlik ve kardeşlik duygularını yıkarken yine kazanmıştır" diye konuştu.

"HAİNLERİN PROVOKASYONLARI TÜM İĞRENÇLİĞİYLE GÖRÜLMÜŞTÜR"

Bahçeli, "20 Temmuzdan 1 Kasım'a kadar 104 askerimizi, 80 polisimizi, 5 korucumuzu şehit verdik. Anadolu'nun her hanesinden ağıtlar yükseldi. Bayrağa sarılı şehit tabutları anaların, babaların, gelinlerin, yavruların bağrını yaktı. 20 Temmuz'da Suruç'ta, 10 Ekim'de Ankara'da canlı bombalar 134 vatandaşımızın canını aldı. AKP'nin pazarlık ortağı PKK oluk gibi kan akıttı. Doğu ve Güneydoğu'nda sözde özerk yönetimler ilan edildi. İl ve ilçelerde hendekler kazıldı, mayınlar döşendi, bombalar tuzaklandı, askerimiz ve polisimiz canlı hedef haline getirildi. 7 Haziran'dan 1 Kasım'a kadar yaşanmadık rezalet kalmadı. 7 Haziran'dan 1 Kasım'a kadar Türkiye şiddet diline, nefret salgınına, hıyanet kapanına resmen, alenen hapsedilmiştir. Bakınız Diyarbakır Silvan'da 12 gün boyunca sokağa çıkma yasağı uygulanmıştır. Silvan'ı Kobani'ye çevirmeye çalışan, bu ilçemizi terör kuşatmasına alan hainlerin provokasyonları tüm iğrençliğiyle görülmüştür. Yasak biter bitmez geri çekilen Mehmetçiklerin, kaldırımlarda biriken terör yandaşlarının hakaret ve saldırılarına maruz kalması herkes gibi bizi de kahretmiştir. Türk askeri tutsak düşmemiş, esir kampına alınmamıştır. Hayırdır beyler, düşman vatanı ele geçirdi de, askerlerimizi taciz ve tahrike yeltendi de bu faciayı aziz millet mi bilmiyor? Mehmetçiklere sataşan, sövüp sayan PKK'lı kalabalıklar başka bir coğrafyada değil, bir Türk şehri olan Diyarbakır'dadır. Kahramanlarımızı bu aciz duruma düşürenlere, askerlerimizi işgalci gibi gösterenlere, dahası olan biten alçaklıkları sineye çeken köksüzlere yazıklar olsun, yedikleri içtikleri de haram olsun diyorum. Türkiye'nin savunma ve korunması için gece gündüz nöbet tutan Mehmetçiklerin aziz vatan topraklarında protesto edilmesi, manevi linçe uğramaları yaşadığımız en rezil hadiselerden birisidir. Hiçbir zaman da unutulmayacaktır" dedi.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner591

banner388