banner622
BAZEN en yakınımızdakini göremez, duyamaz ve kollayamayız..
En kolay halledilecekmiş gibi görünen meseleler hep askıda kalır, sallanır ve unutulur..
'Mum dibine ışık vermez' sözünün gereği de sanki budur!..
Aslında küçük bir müdahale, birazcık ilgi meselenin halledilmesine yeter..
Ama nedense burnumuzun dibine kadar giren şeyleri ertelemek hoşumuza gider demeyeyim de,
' Nasıl olsacılık' ihmaliyle uzar, gider..
Çok geçmiş yıllardan bir anım var..
Ben askerliğimi Yunan sınırında karakol komutanı olarak yaptım..
Edirne'nin, Uzunköprü İlçesi'nin, Demirköprü Köyü'nde bir demiryolu köprüsünün hemen yanındaydı karakol..
Ben gittiğimde benden önceki Asteğmen arkadaş karakolun hemen yanına kadar trafoyu getirtmiş ama elektiriği bir türlü bağlatamamıştı.
Binanın salonundaki televizyonda bu nedenle bir oda süsü olmaktan ileri gidememişti.
Günlerden birgün, 2.ci Kolordu Komutanı Hasan Sağlam( 80 ihtilali hükümetinde Milli Eğitim Bakanlığı yapmıştı) karakolu denetlemeye geldi.
Binayı gezerken salondaki televizyonu görünce;
"Oh, ne güzel akşamları televizyon seyredersiniz, canınız sıkılmaz" deyince.
"Seyredemiyoruz komutanım elektriğimiz bağlı değil" deyince "Eee, dışarıda trafo gördüm" dedi.
Ben de," doğru ama bir 5 bin lira para yatması gerekiyormuş. yatırılmadığı için elektriği bağlamamışlar" diye cevap verdim.
Orgeneral Sağlam burnumuzun dibindeki hizmetten faydalanamadığımızı görünce çok kızdı ve bizzat tümen komutanına dönerek;
"15 gün sonra buraya eşim ve kızımla pikniğe geleceğim, gereğini yapın" talimatını verdi.
Bizde sayesinde elektriğe kavuştuk..
Şimdi insan hayatında askerlik hikayeleri bitmez, insanlar bu hikayelere hep farklı bakarlar ama benim anlatış nedenim farklı.
Bir köy var Samsun'da..
Tabi şimdi mahalle artık.
Bu köy kentin su ihtiyacını karşılayan bir göletin de tam kenarında..
Su, burunlarının dibinde ama,
Bu köyde içme suyu yok!..
İşte bunu duyunca benim trafo hikayesi geldi aklıma.
Hani diyorum..
Büyüklerimizden birinin yolu o köye düşse..
Çeşmeden su içmek istese!..
Köylülerde; ,"Çeşmemiz var sayın büyüğüm gölet te burnumuzun dibinde ama suyumuz getirilmedi" dese..
Belki diyorum, o büyüğümüz de aynen benim yaşadığım hikayedeki gibi;
" Falan gün buraya geleceğim. Suyu da çeşmeden içeceğim"dese..
Hani hikaye belki ama;
Hikaye birgün gerçeğe dönüşse!..
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner599

banner388