banner519

Sessiz evin "basarili" oglu

- Bartın'da anne ve babası işitme engelli olan Ahmet Kavak, engeli olmamasına karşın zorunlu olarak öğrendiği işaret dilinde 5 yıldır profesyonel olarak tercümanlık yapıyor - Kavak: - "Sokaktayken annem babam 'eve gel' diye seslenemediği için hep burukluk yaşadım. Akşam ezanı okunduğunda eve kendim giderdim" - "Tekrar dünyaya gelsem aynı şekilde engelli bir aileye sahip olarak gelmek ister, ne kadar zorluklar yaşasam da yine bu durumda olmayı tercih ederdim" - "Konuşmayı, muhabbet kuşuyla öğrendim. Kuş, en iyi arkadaşım olmuştu"

Sessiz evin "basarili" oglu

- Bartın'da anne ve babası işitme engelli olan Ahmet Kavak, engeli olmamasına karşın zorunlu olarak öğrendiği işaret dilinde 5 yıldır profesyonel olarak tercümanlık yapıyor - Kavak: - "Sokaktayken annem babam 'eve gel' diye seslenemediği için hep burukluk yaşadım. Akşam ezanı okunduğunda eve kendim giderdim" - "Tekrar dünyaya gelsem aynı şekilde engelli bir aileye sahip olarak gelmek ister, ne kadar zorluklar yaşasam da yine bu durumda olmayı tercih ederdim" - "Konuşmayı, muhabbet kuşuyla öğrendim. Kuş, en iyi arkadaşım olmuştu"

14 Mart 2016 Pazartesi 11:41
Sessiz evin
banner566
banner605

BARTIN (AA) - SELİM BOSTANCI - Bartın'da anne ve babası işitme engelli olan 26 yaşındaki Ahmet Kavak, engeli olmamasına karşın zorunlu olarak öğrendiği işaret dilinde 5 yıldır profesyonel olarak tercümanlık yapıyor.

İşitme engelli anne ve babanın ikinci çocuğu olarak 1990 yılında dünyaya gelen Kavak, konuşma çağına geldiği yaşlarda sözcükler telaffuz etmek yerine anne ve babasının yaptıklarını taklit ederek işaret dilini kavramaya çalıştı.

Kavak, 1,5 yaşına kadar ailesinden farklı olarak öğrendiği bu dille iletişimde de sorunlar yaşadı. Bu zamana kadar sadece "anne" diyebilen ve daha sonra işaret dilini net olarak kullanmaya başlayan Kavak, 6 yaşına kadar da kelimeleri telaffuz edememe ve kekemelik sorununu kendi çabasıyla aştı.

İlk, orta ve lise hayatı boyunca anne, babası ve yakınlarına hastane ve resmi kurum gibi yerlerde tercümanlık yapan Kavak, 2011'de tamamladığı askerlik görevinin ardından da Çanakkale Devlet Hastanesinde işaret dili tercümanı olarak çalıştı.

Kavak, 2014'te İşaret Dili Milli Eğitim Onayı Sınavının ardından da Bartın Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğünde işaret dili uzmanı olarak görev yapmaya başladı.

- "Konuşmayı, muhabbet kuşuyla öğrendim"

Kavak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, anne ve babasının yanı sıra 2 amcası ve halasıyla yengelerinin de işitme engelli olması nedeniyle çocukluk yaşamının büyük bölümünü sessiz bir ortamda geçirdiğini ve buna bağlı olarak konuşmayı öğrenemeden işaret dili öğrendiğini söyledi.

Annesinin doğuştan, babasının 2 yaşında geçirdiği menenjit hastalığı nedeniyle işitme engelli olduğunu anlatan Kavak, "Sessiz bir evde büyümenin, çocuk olmanın zorlukları oldu. Benden 2 yaş büyük olan ablam da aynı şekilde büyüdü. Dolayısıyla ablam da konuşmayı geç öğrendiği için ikimizde sessiz bir ailede büyüdük. Tabii onları izleyerek taklit etmeye başlamışım ve bir süre sonra kendime göre bir dil oluşturmuşum. Onlar beni anlıyorlardı ama işaret diliyle karşılık verdiklerinde ben anlamakta güçlük çekmişim. 2 yaşından sonra da işaret dilini rahat şekilde kullanmışım ama konuşma çağı olmasına rağmen fazla söyleyebildiğim bir şey yokmuş" diye konuştu.

Kavak, 6 yaşına kadar konuşmada zorluklar yaşadığını ifade ederek, 6 yaşında eve kendi isteğiyle muhabbet kuşu alındığını ve sadece onunla konuşmaya çalıştığını söyledi.

Yaklaşık 1 yılda onun sayesinde konuşmayı öğrendiğini belirten Kavak, "Konuşmayı, muhabbet kuşuyla öğrendim. Kuş, en iyi arkadaşım olmuştu. Onu omzuma alıp markete gidiyordum, evde hiç kafese girmezdi, camdan çıkar gider tekrar gelirdi. Onun ötmesi, iki kelime telaffuz etmesi bana yetiyordu. En büyük oyun arkadaşımdı" dedi.

- Kurduğu dernekle Avrupa Şampiyonluğuna ulaştı

Üniversiteyi okuduğu Çorlu'da birçok işitme engelli olmasına rağmen bir dernek bulunmadığını görerek dernek kurduğunu aktaran Kavak, Çorlu İşitme Engelliler Spor Kulübü Derneği olarak Türkiye İşitme Engelliler Basketbol Ligi'nde Türkiye şampiyonluğunu, daha sonra Litvanya ve İtalya'da Avrupa şampiyonluğunu elde ettiklerini bildirdi.

- "Sokakta oynarken eve çağrılamadım"

Sessiz bir ailenin çocuğu olmanın birçok zorluğunu yaşadığını vurgulayan Kavak, şöyle devam etti:

"Örneğin, dışarıda oyun oynadığımız zamanlar camdan, balkondan arkadaşlarımın anne ve babaları çağırırdı. Arkadaşlarımınki gibi annem babam 'eve gel' diye seslenemediği için hep burukluk yaşadım. Akşam ezanı okunduğunda eve kendim giderdim. Bu da bizim erken olgunlaşmamızı sağladı. Yine askerlik görevimi yaparken en büyük zorluğum herkesin ailesiyle iletişim kurarken benim 15 ay boyunca bundan mahrum kalmamdı ama tekrar dünyaya gelsem aynı şekilde engelli bir aileye sahip olarak gelmek ister ve ne kadar zorluklar yaşasam da yine bu durumda olmayı tercih ederdim. Çünkü işitme engellilerin sorunlarını anlayıp yardımcı olmaya çalışmak, onların hayatlarını kolaylaştırabilmek için projeler üretip eğitimler vermek en büyük mutluluğum. Eğer böyle bir anne babaya sahip olmasaydım belki de hiçbir zaman bu işaret dilini öğrenemeyecek, onlar için bir ses, bir kulak olamayacaktım. En büyük hayalim de insanlara tozpembe rüya gibi gelse de tüm dünyaya işaret dilini öğretmek."

Yaşamı boyunca işaret dili tercümanlığında ilerleme çabası içinde olduğunu ve bugün geldiği noktada 19 dilde işaret dili tercümanlığı yapabildiğini de anlatan Kavak, cuma hutbelerinde çevirmenlik, adliye, noter, tapu, emniyet, jandarma gibi kurumlarda bilirkişi tercümanlığı yaptığını dile getirdi.

- "Ayrı odaya gidip bizim yaptıklarımızı yapmaya çalışıyordu"

Anne Hikmet Kavak ise işaret diliyle şunları kaydetti:

"Oğlumuz işitme engelli olur mu olmaz mı diye bir endişe içinde olmadık. İşitme engelli olmadığını da ilk kez bebeklik döneminde rüzgardan kapanan pencere sesiyle korkmasıyla anladık. Çocuklarım için önemli olan sağlıklı olmalarıydı, onun için konuşup duyamasa da sorun değildi. Biz eşimle konuşurken Ahmet hep bizi izliyordu, ayrı bir odaya gidip bizim yaptıklarımızı yapmaya çalışıyordu. İşaret diliyle söylediği ilk şey 'su' oldu. Bebekliğinde dahi hiç ağlamadı, tepkisini, isteklerini hep hareketle anlatıyordu. Doğumundan 2 aydan sonra ağladığını bilmiyoruz. Daha bizim konuşup konuşamadığımızı algılayacak yaşta olmamasına rağmen ağlamıyor, yanımızda uyurken dahi hareketleriyle bizi uyandırmaya çalışıyordu. Doğumunun ilk aylarında ağlamayıp, iç güdüsel olarak bizim dilimize dönmesi hala en çok şaşırdığımız şeydir."

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner591

banner388