banner595

Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, Fenerbahçe’ye Yapılan Saldırıyı Değerlendirdi:

Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, Fenerbahçe’ye gerçekleştirilen silahlı saldırıyla ilgili olarak, “Bu akıl almaz bir olay, o saldırı planlanmış, programlanmış bir olay, öyle ezbere bir olay değil. Allah korudu. Kimi korudu, Türk...

Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, Fenerbahçe’ye Yapılan Saldırıyı Değerlendirdi:

Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, Fenerbahçe’ye gerçekleştirilen silahlı saldırıyla ilgili olarak, “Bu akıl almaz bir olay, o saldırı planlanmış, programlanmış bir olay, öyle ezbere bir olay değil. Allah korudu. Kimi korudu, Türk...

11 Nisan 2015 Cumartesi 15:27
Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, Fenerbahçe’ye Yapılan Saldırıyı Değerlendirdi:
banner566
Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, Fenerbahçe’ye gerçekleştirilen silahlı saldırıyla ilgili olarak, “Bu akıl almaz bir olay, o saldırı planlanmış, programlanmış bir olay, öyle ezbere bir olay değil. Allah korudu. Kimi korudu, Türk milletini” dedi.
Başbuğ, Afyonkarahisar Genç Atılımcılar Derneği tarafından gerçekleştirilen “Nasıl Bir Türkiye” isimli konferansa katıldı. Konferansa çok sayıda siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcisi ile birlikte, şehit ve gazi yakınları ile gençler katıldı. Termal bir otelde gerçekleştirilen konferansta konuşan Başbuğ, “Nasıl Bir Türkiye” söyleminden çok şey fazla bir şey çıkarılmayacağı aslında bunun Anayasada var olduğunu kaydetti. Özellikle dinin Türkiye’de çok istismar edildiğini vurgulayan Başbuğ, “Bizim hali hazırda yürürlükte olan bir anayasamız var. Anayasamız Cumhuriyetin temel niteliklerini sıralamış, biz onu istiyoruz başka bir şey istemiyoruz. Demokratik, laik hukuk devleti. İstenen de bu. Ama bu niteliklere baktığımızda bazı konularda bazı sıkıntılarında olduğunu görmemek mümkün değil. En çok tartışılan ve istismar edilen konu özellikle laiklik konusu. Laiklik konusu maalesef halkımıza köyde, kahvehanede oturan köylümüze doğru anlatamamışız ve herkes kendine göre bir tanım yapıyor. Aslında bu açık ama başka doğru anlatılamadığı için maalesef Cumhuriyetin ilk kurulduğu andan itibaren istismar ediliyor. İlk kurulan parti Terakki Perver Partisi siyasette din ve dini duygular istismar edilmesi o yıllarda başlıyor. Halka doğru anlatılamadığı için bazıları başka şeyle anlatıyor. Laiklik denildiği zaman köyde kentte öyle bir şey resmim ediliyor ki laiklik denilince bu dinsiz. Bu konu Türk Silahlı Kuvvetlerinin aleyhine çok kullanılıyor. Diyorlar ki ordunun başında olan generaller subaylar dinsiz böyle bir propaganda yapılıyor. Tabi bunlara karşı gerçeği ne kadar anlatabiliyoruz. Söylediğimiz şey şu din bir toplum için vazgeçilmezdir, dinsiz toplum olmaz, dışlanamaz. Din toplum için önemli ve hayatidir. Hele Türkiye gibi bir ülkede halkının yüzde 99’u Müslüman olan bir ülkede siz dini bir tarafa atamazsınız. Bazı dönemlerde hatalar yapıldı. Bazılar, radikal düşüncede olanlar dini toplum hayatından kopartmaya çalıştı. Bugün dahil kimi derseniz deyin Mustafa Kemal Atatürk kadar İslam dinini iyi bilen ve dinine sahip çıkan ikinci bir kişiyi bulamazsınız. İnanın açıp bakın kitaplara Büyük Taarruz’dan önce buraya gelir 30-35 gün kalır ve hastadır. Akşehir’e gidene kadar banyo bile yapamaz. O süre zarfında aşağı 5-6 kere ya mevlit okunuyor ya da Kur’an-ı Kerim okunuyor. Kalkıp bu adama nasıl dinsiz denilir” diye konuştu.
“DİN EĞİTİMİ ZORUNLUDUR ELZEMDİR”
Başbuğ din istismarı konusundaki konuşmasına şöyle devam etti:
“Orduya da kalkıp aynı şeyi söylediler bu ordu aynı zamanda Peygamber ocağı. Evet, bunu ben söyledim beklide ilk söyleyen benimdir. Söyledim çünkü biz eğitim yaptırırız ve hücuma kalkarken Allah Allah diye taarruz eder. Bu orduya bunu nasıl söylersiniz. Gemilerde ana direklerin en üstünde Kur’an-ı Kerim vardır. Ama maalesef bu propagandalar hep yapıldı. Bırakan bir askeri bir insan dine karşı olamaz. Dini duygularımızı din çok kutsal ve mukaddestir. Bizim söylediğimiz dini kutsal değerleri siyaset malzemesi kişisel amaç yapmayın. Dini alet etmeyin o zaman insanları kandırıyorsunuz. Bizim karşı çıktığımız bu kutsal dini başka amaçlar için kullanılmasına karşı çıkmak. Bu Anayasada da var. Laik devletiz niye laik devlette niye devlet din eğitimi veriyor. Bence din eğitimi önemli ve bunu devlet yapmalı. Bırakırsınız ne olacak cemaat yapacak o çekecek, bu çekecek. Din eğitimi zorunludur elzemdir ve bu devletin görevidir. Bu laik devlette ters düşen bir şey değil. Anayasada gibi mecburimi olmalı hayır isteğe bırakılmalı. Ana-baba çocuğunun din eğitimini istiyorsa bunu devlet vermelidir. Dinimiz doğru öğrenmemiz lazım. Bunu Mustafa Kemal’a görmüş. 1924’te imam yetiştiren okullar açıyor aynı yıl İlahiyat Fakültesi 1932’de kapatıldı bana görece yanlış Şikayet ediyoruz ya bazen işte bu şikayetin nedeni o aradaki boşluk.”
“TÜRK MİLLETİNİ ALLAH KORUDU”
Türkiye’deki en temel sorunun ahlak yetersizliği olduğunu vurgulayan ve bunun siyasete, kültüre hatta spora daha çok büyük olumsuz etkilerinin olduğunu vurgulayan Başbuğ, Fenerbahçe’ye yapılan saldırıya da değindi. Saldırının basit bir şey olmadığını aktaran Başbuğ, “Sporda da nereden nereye geldik, neredeyse birbirimiz vuracağız, öldüreceğiz, bilmem ne yapacağız. Geçen hafta biliyorsunuz Fenerbahçe maçtan Rize’den dönen arabaya bir saldırı oldu. Bu akıl almaz bir olay. Deseler ki bir gün Türkiye’de böyle bir olay olacak deriz ki ‘ya bu olmaz.’ O saldırı planlanmış programlanmış bir olay, öyle ezbere bir olay değil. Allah korudu. Kimi korudu, Türk milletini. Orada o şoför, o şoförün yanındaki kişi anında reaksiyon göstermeseydi o otobüs şarampolden uçsa beklide içinde bulunanların çoğu ölecekti. Bunun Türkiye’ye faturası ne olurdu biliyor musunuz? Çok ağır olurdu ve kalkamazdık. Hakikaten dua edelim bunu Fenerbahçe’nin sorunu olarak görmeyelim bu olayda Türkiye’yi Allah Korudu” diye konuştu.
“OLAYLARA BAKINCA ZAFİYETİMİZ VAR”
Seçim sürecine ve Çağlayan’da Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’a gerçekleştirilen saldırıya da değinen Başbuğ olayda güvenlik zafiyeti olduğunu savunarak, “Seçim sürecine girdik. Seçimler demokrasinin bayramı huzur, adalet ve eşitlik içerisinde bu seçimler olmalı. Huzur ortamını bozan olaylar yaşanmaz. Devlette yetkili makamlarda üzerine düşen görevi getirmeli. Evet olaylara bakınca zafiyetimiz var. İstihbarat ve güvenlik zafiyeti. Çağlayan Adliyesine gittim başsağlığı için. O bizi yürekten yaraladı. Temennimiz önümüzdeki süreçte bu tür olaylar tekrarlanmaz. Huzur içerisinde bu seçimleri tamamlarız” dedi.
Başbuğ konuşmasının ardından konferansa katılanlarla bir süre sohbet ettikten sonra, kendi kitaplarını imzaladı.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner599

banner388