banner595

Depremde birlikte ölen eşi ve çocuğunu mezarda da ayırmadı

- Düzce depreminde eşi ve 3 çocuğunu kaybeden Kemal Çillioğlu: - "Hanımım deprem anında bebek olan çocuğumuzu kucaklamış, üzerine kapanmış. Onu koruma altına almış. Kirişin üzerine düşmesiyle ikisi de vefat ediyorlar" - "Defin esnasında imama 'hocam çaresizlik içindeyiz aynı mezara defnetmek olur mu?' diye sordum. Anne ile oğlun defnedilmesinde bir sakınca olmadığını söyledi. Annesinin göğsüne de çocuğumu yatırdım. Öyle defnettik"

Depremde birlikte ölen eşi ve çocuğunu mezarda da ayırmadı

- Düzce depreminde eşi ve 3 çocuğunu kaybeden Kemal Çillioğlu: - "Hanımım deprem anında bebek olan çocuğumuzu kucaklamış, üzerine kapanmış. Onu koruma altına almış. Kirişin üzerine düşmesiyle ikisi de vefat ediyorlar" - "Defin esnasında imama 'hocam çaresizlik içindeyiz aynı mezara defnetmek olur mu?' diye sordum. Anne ile oğlun defnedilmesinde bir sakınca olmadığını söyledi. Annesinin göğsüne de çocuğumu yatırdım. Öyle defnettik"

11 Kasım 2015 Çarşamba 11:19
Depremde birlikte ölen eşi ve çocuğunu mezarda da ayırmadı
banner566

DÜZCE (AA) - ÖMER ÜRER - 12 Kasım Düzce depreminin merkez üssü Kaynaşlı ilçesinde yaşayan Kazım Çillioğlu, depremde birbirlerine sarılarak hayatını kaybeden eşi ve bir yaşındaki oğlunu ayırmayarak aynı mezara defnettiklerini söyledi. 

Deprem sırasında iş yerinde olan Kazım Çillioğlu, eşi Müzeyyen (36) ile çocukları Gülseren (11), Melike (7) ve Mustafa'yı (1) ise depremde kaybetti.

Eşi ve 3 çocuğunun cansız bedenlerini kendi imkanlarıyla göçük altından çıkaran Çillioğlu'nun tek tesellisi ise göçükten yaralı olarak kurtulan iki kızı ve onlardan dünyaya gelen torunları. 

- "Korkuyoruz gel"

Çillioğlu, AA muhabirine, depremin olduğu akşam, iş yerinde olduğunu, eşiyle depremden on dakika önce telefonla görüşerek biraz gecikeceğini söylediğini ifade eden Çillioğlu, bu görüşmenin eşiyle son konuşması olduğunu belirtti. Çillioğlu, şunları söyledi:

"O sıralar içimizde deprem korkusu vardı. Hanım, 'Fazla bekleme korkuyoruz gel' dedi. 'Çocukların yemeğini yedir ben de geliyorum' dedim. Telefonu kapattıktan 15-20 dakika sonra deprem oldu. Yol yarılmış araba hareket edemiyordu. Araçtan indim ve koşarak eve yöneldim. Bir evin yandığını gördüm, sahibini de tanıyorum. Evin içinden feryatlar kopuyor. Eve girip yardımcı olmak istiyorum, yangın çok şiddetli olduğu için eve girmem mümkün değil. Etrafa baktım, tek başımayım. Yangının mutfaktan çıktığını anladım fakat müdahale edemedim. Yine de eve girmeyi denedim, başarılı olamadım. Haşlanıp dışarı çıktım. Eve doğru koşarken 'Rabbim eğer benim evim de yıkıldıysa ölüm böyle yanarak olmasın, dayanamam' diye dua ettim."

- "Mezarlıkla enkaz arasında sürekli hareket halindeydik"

Evlerinin bulunduğu sokağa geldiğinde 5 kat olan evlerinin sadece 2 katının kaldığını görünce dünyanın başına yıkıldığını hissettiğini vurgulayan Çillioğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Eve vardığımda 'Birileri var mı?' diye bağırmaya başladım. Kızımın sesini duydum. Balyozla duvarları delerek kızıma ulaştık. Allah'ın izniyle kızımı oradan kurtardık. Cerrahpaşa Hastanesine gönderdik. O binada eşim, 3 çocuğumla birlikte 10 kişiyi kaybettik. Biri 11, biri 7 yaşında iki kızımla birlikte eşim ve henüz bir yaşındaki oğlum orada yaşamını yitirdi. Acı sadece kendi ailemde değildi. Oturduğumuz binayı 4 kardeş birlikte yapmıştık ve her katında yeğenlerim, abilerim oturuyordu. Üç kız, iki de erkek yeğenimi kaybettim. Misafir olarak gelen halamın torunu da oradaydı. Her türlü acıyı yaşadım. Onları oradan çıkarmak, defin işlemleri, mezarlıkla enkaz arasında sürekli hareket halindeydik. Herkesin üzerinde bir suskunlukla beraber kabullenmişlik vardı. Çaresizlik içinde herkes arı gibi çalışıyordu."

Çillioğlu, eşi Müzeyyen ve 1 yaşındaki oğlu Mustafa'yı evin odasında birbirlerine sarılmış şekilde bulduğunu, eşinin çocuğu korumak için kucakladığı sırada üzerlerine kirişin düştüğünü ve bu şekilde hayatlarını kaybettiklerini aktararak, şöyle dedi:

"Hanımım deprem anında bebek olan çocuğumuzu kucaklamış, üzerine kapanmış. Onu koruma altına almış. Kirişin üzerine düşmesiyle ikisi de vefat ediyorlar. Defin esnasında imama 'Hocam çaresizlik içindeyiz aynı mezara defnetmek olur mu?' diye sordum. Anne ile oğlun defnedilmesinde bir sakınca olmadığını söyledi. Annesinin göğsüne de çocuğumu yatırdım. Öyle defnettik. Yapacak bir şey yoktu. Şimdi düşünüyorum da nasıl yaşadığımızı anlamıyorum. Bunlara nasıl dayandığımıza şaşırıyorum. Etrafıma bakıyorum da insanlar kaza yapıyor 'Arabam da arabam' diye isyan ediyor. Biz can kaybettik, bir evin altından on beş kişiyi çıkardık. Tamamen Allah'a teslim olup, psikolojik destek de almadan sabrettim, kurtuldum. Hiçbir zaman yanlışa yorumlamadık. Hayat devam ediyor."

 

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner599