banner622
banner595

Cuma hutbesi: Fitne ateşini söndürelim

İhsan DÖRTKARDEŞ/İSTANBUL, () - DİYANET İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından Türkiye’deki bütün camilerde bugünkü okunmak üzere hazırlanan Cuma hutbesinde birlik ve beraberlik çağrısı yapılırken,...

Cuma hutbesi: Fitne ateşini söndürelim

İhsan DÖRTKARDEŞ/İSTANBUL, () - DİYANET İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından Türkiye’deki bütün camilerde bugünkü okunmak üzere hazırlanan Cuma hutbesinde birlik ve beraberlik çağrısı yapılırken,...

21 Ağustos 2015 Cuma 15:07
Cuma hutbesi: Fitne ateşini söndürelim
banner625
banner605

İhsan DÖRTKARDEŞ/İSTANBUL, () - DİYANET İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından Türkiye’deki bütün camilerde bugünkü okunmak üzere hazırlanan Cuma hutbesinde birlik ve beraberlik çağrısı yapılırken, “Fitne ateşini basiret, hikmet, bilgi ve irfanla söndürelim” denildi.
‘Birlik ve beraberliğimizin harcı; Kardeşlik’ başlıklı hutbede, Kuran-ı Kerim’deki Enfal suresinde "Allah’a ve Rasulü’ne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin; sonra içinize bir korku düşer de heybet ve kuvvetiniz elden gider. Sabırlı olun! Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir" ayetinin yer aldığı hatırlatıldı. Hz. Muhammed’in de hadisinde müminlerin birbirlerine olan bağlılığının, birbirine kenetlenerek inşa edilmiş bir binanın duvarları gibi olarak nitelendirdiği belirtildi. Hutbede, İslam dininin kardeşlik, dil, renk, ırk, coğrafyaları farklı olmakla beraber; inanç, sevinç, hüzün, ideali ve umutları bir olanları birbirine sımsıkı kenetleyen iman kardeşliği olduğu belirtildi. Hutbede, “Bu kardeşlikte birlik ve beraberliği, onur ve haysiyeti zedeleyen mezhep, meşrep, cehalet ve asabiyete asla yer yoktur. Bu kardeşlikte cana, mala, insan hayatına kastetmek kesinlikle yoktur. Bu kardeşlik, üstünlük yarışını, ötekileştirmeyi, ezmeyi, yok saymayı mübah gören bir kardeşlik değildir” denildi.
İnananların arasındaki kardeşliğin adalet, merhamet, muhabbet ve paylaşma gibi yüce değerlere dayandığı asabiyet, cehalet, fitne, fesat, ayrılık ve gayrılığı yok ettiği, anlatılan hutbede bu kardeşliğin inananları Bedir’den başlayarak, Malazgirt’te, İstanbul’un fethinde, Çanakkale’de, Sakarya’da, Dumlupınar’da aynı Allah’a, aynı peygambere, aynı kitaba inanan, aynı kıbleye yönelenleri aynı idealler uğrunda bir araya getirdiği kaydedildi. Hutbede şöyle denildi:
“Asırlardır doğusuyla batısıyla, kuzeyiyle güneyiyle aziz milletimizin en önemli harcı olan kardeşliğimiz son zamanlarda bir kez daha hedef alınmıştır. Birçok mihrakın güdümünde olan gözü dönmüş terör, ülkemizin huzurlu havasını ortadan kaldırmak üzere yeniden harekete geçmiştir. Neredeyse her gün bir şehit cenazesi, memleketimizin birlik ve esenliği üzerine kara bir haber olarak düşmektedir. Bu haberler, milletçe ihtiyaç duyduğumuz kardeşliğin husumet ve nefretle yer değiştirmesinde ne yazık ki bir hayli etkili olmaktadır. Biz, geçmişten günümüze din için, vatan için, bayrak için, ezan için, hasılı kutsal değerlerimiz için yüzlerce, binlerce şehit verdik. Ancak her seferinde Rabbimizin, “Biz Allah’ın kullarıyız ve O’na döneceğiz’ hükmüne gönülden teslim olduk. ‘Eğer inanıyorsanız üstün gelecek olan sizlersiniz’ ayetinin mesajıyla yolumuza ümitle ve kararlılıkla devam ettik. Bir binanın yapı taşları gibi sevinçte kederde, varlıkta yoklukta her zorlu süreçte kardeşler olarak birbirimize sımsıkı kenetlendik. Kardeşliğimizi, birlik ve beraberliğimizi, gücümüzü fitne ve husumetle yok etmek isteyenlere karşı asla fırsat vermedik. Yüreklerimizi dağlayan elim hadiselerin yaşandığı şu zorlu günlerde hepimize düşen, bir kez daha birbirimize sımsıkı kenetlenmektir. Ülkemizin etrafının ateş çemberine döndürüldüğü şu günlerde birliğimizin, dirliğimizin kıymetini bilelim. Her türlü saldırı, oyun, tuzak ve plan karşısında birbirimize ensâr ve muhacir olalım.”
Hutbenin son bölümünde cahiliye asabiyetinin ürünü olarak nitelendirilen, kardeşi kardeşe kırdırmak için körüklendiği kaydedilirken şöyle devam edildi:
"Masum canların katledilmesine sebep olanlar, kardeşlik ve huzurumuza saldıranlar bunun hesabını elbette bir gün Allah’a vereceklerdir. Ancak aziz milletimiz, bu zihni ve kalbi parçalanmayı asla hak etmemektedir. Zira huzura ve ümit vadeden yarınlara sadece ülkemizin ve milletimizin değil, umutlarını bu ülkeye ve bu millete bağlayan tüm mağdur, masum ve mazlumların, hasılı tüm müminlerin ihtiyacı var. Şunu bilelim ki; bu ülkeye düşecek ateş, sadece bu topraklarda yaşayanların değil, dünyanın yedi iklim dört köşesinde yaşayan tüm mazlumların da bağrını yakacak, yarınlarını yok edecektir."

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner599