banner622
banner595

AK Parti Hukuk Danışmanı Özkaya ‘Paralel Yapının’ Darbe Girişimlerini Anlattı

AK Parti Hukuk Danışmanı Ali Özkaya, ‘paralel yapının yargıyı ele geçirme ve darbe’ planlarına ilişkin, “Başbakanı, bakanları, daire müdürlerini, bütün makamları kim varsa Türkiye’nin her yerinde dinlediler” dedi.AK Parti Hukuk...

AK Parti Hukuk Danışmanı Özkaya ‘Paralel Yapının’ Darbe Girişimlerini Anlattı

AK Parti Hukuk Danışmanı Ali Özkaya, ‘paralel yapının yargıyı ele geçirme ve darbe’ planlarına ilişkin, “Başbakanı, bakanları, daire müdürlerini, bütün makamları kim varsa Türkiye’nin her yerinde dinlediler” dedi.AK Parti Hukuk...

15 Mart 2015 Pazar 15:47
AK Parti Hukuk Danışmanı Özkaya ‘Paralel Yapının’ Darbe Girişimlerini Anlattı
banner556
banner605
AK Parti Hukuk Danışmanı Ali Özkaya, ‘paralel yapının yargıyı ele geçirme ve darbe’ planlarına ilişkin, “Başbakanı, bakanları, daire müdürlerini, bütün makamları kim varsa Türkiye’nin her yerinde dinlediler” dedi.
AK Parti Hukuk Danışmanı ve AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili aday adayı Ali Özkaya, kentteki sivil toplum örgütleri ile istişare yapmak amacı ile bir araya geldi. Afyonkarahisar Belediye başkanı Burhanettin Çoban’ın da katıldığı toplantının açılışında konuşan ve ‘paralel yapı’ya ilişkin önemli açıklamalarda bulunan Özkaya, yapının Türkiye’de gerçekleştirmek istediği yargıyı ele geçirme ve darbe teşebbüsü hakkında bilgiler verdi. Türkiye’nin gerçekten çok tarihi ve önemli bir süreçten geçtiğini hatırlatan Özkaya, “Bizim hepimizde bu sürece şahitlik yapıyoruz. 29 Ocak 2009’da Cumhurbaşkanımız Davos’ta İsrail’a ‘one minute’ demişti. Bu olayın ardından İsrail ve Yahudi camiası Recep Tayyip Erdoğan’ı hedefe koydu. Dediler ki Erdoğan’ın Türkiye’nin başında olduğu müddetçe bizim açımızda sıkıntı var ve onu yönetimden uzaklaştırmamız lazım. Bunu yapmak için de toplan tüfekle yapmak mümkün olmuyor. Bunun için yoğun bir etki gösterecek bir taşeron örgüt gerekiyordu. O dönemlerde de Ergenekon ve Balyoz davaları vardı. Bu operasyonlar o dönem bir taşeron örgüte havale edildi. 2011 yılında Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) o zamanki Ergenekon savcılarını görevden aldı. O yılda partimizde bir anayasa değişikliğine karar verdi. Anayasa değişikliği ile ilgili en önemli olan kısımlardan birisi ise yargı ile ilgili olan kısımlardı. HSYk’nın yeniden yapılandırılması, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay gibi kurumların yapısının değişikliği gibi konular önemliydi. Değişikliği 12 Eylül referandumu ile kabul edildikten sonra HSYK’da seçimler yapıldı. Cumhurbaşkanımız Erdoğan o zaman HSYK üyelerinin meslekte kariyer sahibi ve toplumun her kesimine hitap eden insanlardan oluşmasını istedi. Buna göre bir liste yapıldı, ancak 11 kişi adli yargıdan 5 kişi de idari yargıdan seçilecekti. Fakat bu geniş yelpaze bir grubun listeleri çizerek, bir grubun paralel yapının kendi insanlarının tamamının asil listede diğer insanların ise yedek listede kalmasına vesile oldu” diye konuştu.
“EVET OLACAK AMA FİRESİZ OLACAK’”
Özkaya, yargının ele geçirilmesi ile ilgili açıklamalarına şöyle devam etti:
“Seçimler bitti HSYK yöneticileri ile Afyonkarahisar’da termal bir otelde buluştuk, 3 gün boyunca yeni yargıda daha doğru bir yapılanma olması konusunda tartıştık, fikir alışverişinde bulunduk. Biz ısrarla toplumun bütün kesimine hitap eden ve meslekte saygın insanların seçilmesini arzu ettiğimiz söyledik, bir kurul üyesi ise ‘evet olacak, ama firesiz olacak’ demişti. Bende çok anlamadım bu sözden, 2 ay sonra 24 Şubat 2011 yılında 160 Yargıtay üyesi, 60 tanede Danıştay üyesi seçildiğinde o zaman bu sözü anladık. Yaklaşık 160 kişiden 140’nın bir tornadan çıkmış gibi seçildiklerini gördük. Arkasından bu iş planlayan üst akıl birilerine görev vermiş, biz memlekette anayasa değişikliği ile bir şeyler düzelsin diye uğraşırken, birilerinin başka derdi varmış, HSYK seçimleri yapıldı, Yargıtay ve Danıştay üyeleri değişti, bir yapı kendisine göre sistemi tamamlayarak gidiyordu. Ağır Ceza Mahkemeleri reisleri, savcılar ve hakimler tamamı bir yapıya mensup insanlar tarafından özen ve itina ile yerleştirildi. Adalet Bakanlığı dahi bazı kritik kurum ve görevler belirli bir yapının eline geçmiş oldu. Bizde örgütlü suçlarla mücadelede kolaylık ve telefon dinlemelerini kolaylaştırmak için geniş yetkilendirdik. Bu örgüt, bu yapı bunları da kendi lehine kullanarak İstihbarat Daire Başkanlığında kendileri yine cemaatten, paralel yapıdan olan hakimi, savcısı, bir sac ayağı oluşturmuş, kapalı devre sistem kurmuş.”
“2 YIL KİMİ DİNLERSENİZ DİNLEYİN 40 TANE SUÇ BULURSUNUZ”
Açıklamalarında paralel yapının Türkiye’de Başbakan ile birlikte kabine üyelerinin nasıl dinlediğini de deşifre eden Özkaya, “Afyonkarahisar’dan örnek verelim, eğer Belediye Başkanımıza buradaki yapı kızıyorsa ve gerekli memnuniyeti temine dememiş, yeterince hizmette bulunamamış ise sahte suç duyuruları, sahte ihbarlarla hemen bir rapor oluşturuluyor ve istihbarı dinleme adı altında karar çıkarılıyor ve sizi, bütün ailenizi 1 yıl, 2 yıl dinleniyor. Bu ülkede 2 yıl kimi dinlerseniz dinleyin 40 tane suç bulursunuz. Başbakanı, bakanları, daire müdürlerini, bütün makamları kim varsa Türkiye’nin her yerinde dinlediler, 2011’de. Arkasından 18 Ekim 2011’de Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığının 4 elemanı ile birlikte Başbakanlık Koruma Daire Başkanlığının elemanları Fransa’ya özel casusluk fuarına gidiyorlar. 5 emniyet müdürü ve polis memuru. Orada devletin örtülü ödeneğinden böcek alıyorlar. Başbakanımız ameliyat için İstanbul’a gittiğinde Başbakanlık resmi konutuna ve ikametgahlara böcekleri yerleştiriyorlar. Dinlemeler tüm hızıyla Türkiye’de devam ediyor. Aralık ayında bir şüphe ile Milli İstihbarat Teşkilatı’na (MİT) talimat veriliyor. 28 Aralık 2011’de konura böcek aramasına geliyor ve böcekleri buluyor. MİT böcekleri koyan muhtemel polisler bunlar dedikten sonra 7 Şubat 2012’de MİT krizi patlak veriyor. Hem ‘Çözüm Süreci’ni yöneten MİT, hem de böcekleri bulan MİT, diyor ki paralel yapı, ‘MİT bizi tespit etti, artık bu iş büyük bir vatan hainliğidir, vatan hainliği de bizimde engel olmamız lazım, tek sirayet edemediğimiz yer MİT olduğuna göre MİT Müsteşarını götürmemiz lazım.’ Ama yarım saat gecikme ile kanun değişti ve MİT Müsteşarı ifadeye gitmedi ve bu süreç durdurulmuş oldu” diye konuştu.
“BU YAPI O SÜREÇTE DİNLEMELERİ YOLUNA KOYAMADI”
MİT Müsteşarını alamayan paralel yapının Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına e-mail üzerinden resmi bir ihbar mektubu gönderdiğini belirterek, “Mektupta diyor ki, ’Başbakanlıkta üst düzey görevli bir kişi Suriye adına casusluk yapıyor, böcekler bulundu, böcekleri kapatacaklar Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı olarak siz bu işe engel olun ve el koyun.’ Başsavcılıkta KPSS soruşturmasını örten Başsavcı vekilliğine dosyayı havale ediyor, bunu da yok etsin, örtsün diye, ancak Başbakanlık bu süreçte uyanık davrandı dosyayı vermedi ilgili savcıya, soruşturmayı bizzat Başbakanlık Müfettişleri yürüttü ve daha sonrada savcılığa suç duyurusunda bulundu. İlgili kişiler kaçtı, haklarında yakalama kararı verildi, şuanda 5 emniyet görevlisi yurt dışında. 2’si Romanya’da yakalandı. Romanya vatandaşlarına geçmek için iltica etti, birisi Polonya vatandaşlığı için iltica etti, birisi Doçent olan emniyet müdürü ile komiser olan iki kişinin ise henüz nerede olduğu belli değil. Büyük ihtimalle ABD’dedir. Bu yapı o süreçte dinlemeleri yoluna koyamadıktan sonra yurt dışındaki İngiliz ve Siyonizm’le müşterek çalışmalarla ülkemizde Gezi Olayları süreci başladı” dedi.
Toplantı Özkaya’nın konuşmasının ardından basına kapalı olarak devam etti.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner599

banner388