Mehmet YAZICI
Sendikalı oldular diye…
Gazi Devlet Hastanesi’nden atılan taşeron işçiler…
Esra, Selma ve Yüksel…
Ve onlarla ilgili verilen mücadeleyi “Gizli El!” başlıkla yazımda anlatırken…
Hızımı alamamış olabilirim…
O kadar çok telefon aldım ki bu yüzden…
“Bir yerde eksik mi yaptım” diye yazıyı yeniden gözden geçirdim…
***
Merak etmeyin;
Konuyu beş yıldır takip eden biri olarak yanlış bir şey yapmam mümkün değil!
Ama yazının son bölümünde mealen;
“Çalıştığım gazeteyi satın aldılar… Ve ilk işleri beni işten çıkarmak oldu…
Ancak böyle susturdular” anlamına gelen bir şeyler yazmıştım…
Bunun üzerine o dönem çalıştığım gazeteyi satın alan kişi aradı…
O derin yapıyla bir bağı olmadığını söyledi…
Ki, elimde belge yok, inanırım!
Yani benim işten atılmam tesadüf! Öyle diyelim…
Zaten bir süre önce de kendisine
Hakkındaki iddialarla ilgili, meseleye açıklık getirsin diye…
“Ben, keyfim ve keyfimin kahyası” olarak söz hakkı verdim…
Art niyetli olsaydım böyle bir şey yapmazdım…
Üstelik canlı yayında bunu da sordum; “Beni neden işten çıkardınız” dedim…
“Ben çıkarmadım” dedi, güldük geçti…
Ayrıca kendisine söz hakkı verdiğim için de olağanüstü tepki çektim…
Varsın olsun! Biz doğru bildiğimizi yapalım da gerisi önemli değil…
Önemli olan, aynaya bakarken yüzümüz kızarmasın…
***
Konu malum!
Bilenler bilir, Sosyal medyada yeni bir eylem başlattım…
Pazar günleri hariç her gün… Feysbuk, Periskop ve Yutup’ta…
Sabahları saat 10’da… Artık önüme kim çıkarsa… Sallayıp duruyorum…
Belki de yazmaktan daha kolay geliyor diye, bilmiyorum…
Ama kendi adıma çok keyif alıyorum…
Zaten adını da bu yüzden “Ben, keyfim ve keyfimin kahyası” koydum…
***
Her neyse… Mesele derin…
Esra Selma ve Yüksel’in işe geri dönmesi için üç yol boyunca bu gazetede yazdım-çizdim…
Doğrudur, hakkımda yüzden fazla dava açıldı, kesin sayısını ben de unuttum...
Gazete sahibinin dediğine göre, beni işten çıkarmalarının nedeni de…
Adamın Birinin tehditleri yüzündenmiş!
Malum Kişi, yani Yenge Gazetesi’nin sahibesi,
“Höt, zöt” diye bunları tehdit etmiş…
He vallahi!
Nasıl tehdit edildikleri çok da önemli değil…
Ama bu tehditler Adamın Biri’nden geldiğine göre…
O dönemler demek ki malum kişiyle de görüşüyorlarmış… Öyle ya!
Yani bu daha da kötü!
Padişaha parmak atıp,
“Affedersiniz hünkarım! Sizi, eşiniz zannettim” der gibi…
***  
Öte yandan yazıda iddia ettiğim gibi…
Hala Esra, Selma ve Yüksel’in işe döndürülmemesi…
Siyasilerin, bürokratların çabalarına ve mahkeme kararlarına rağmen engel çıkarılması…
Kafalardaki kuşkuları daha da arttırıyor tabi…
Bu derin yapı tasfiye edildi mi, edilmedi mi?
Dönemin Gazi Devlet Hastanesi Başhekimi A.İ
O zaman A.İ’nin hamisi kimdi?
Kim koruyor, kim kolluyor A.İ’ye toz kondurmuyordu?
Bunlardan biri, FETÖ kapsamındaki faaliyetleri nedeniyle dün gazetelerde manşetti…
Acaba bu işin üzerine gidilecek mi, bu derin yapı ortaya çıkarılacak mı?
Her önüme gelen FETÖ’cü listesinde o isimleri arıyor gözüm…
İşte biri düştü…
Ne demiştim? “Bekleyelim görelim…”
Ben yine sözümdeyim!
***
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Yüksel arslan 4 ay önce

Çok kisa bir konu.
Bir insan adına kamu kurumunda sahte imza atılıyor. Ondan emin müfettiş başkanı bunu saklıyor. Emniyetteki kriminal incelemede sahte olduğu kesinleşiyor ama suçlu bulunmuyor!

banner599

banner388