banner595

Sedef hastalığı, kalbi tetikliyor

Mehmet ÇINAR/ANTALYA, () - TÜRK Dermatoloji Derneği Psoriasis Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Erkan Alpsoy, dünya nüfusunun yüzde 2'sinde görülen sedef hastalığının kalp, damar, obeziteye ve crohn hastalığına neden olabildiği kaydetti. 26-30...

Sedef hastalığı, kalbi tetikliyor

Mehmet ÇINAR/ANTALYA, () - TÜRK Dermatoloji Derneği Psoriasis Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Erkan Alpsoy, dünya nüfusunun yüzde 2'sinde görülen sedef hastalığının kalp, damar, obeziteye ve crohn hastalığına neden olabildiği kaydetti. 26-30...

27 Ekim 2015 Salı 12:27
Sedef hastalığı, kalbi tetikliyor
banner556

Mehmet ÇINAR/ANTALYA, () - TÜRK Dermatoloji Derneği Psoriasis Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Erkan Alpsoy, dünya nüfusunun yüzde 2'sinde görülen sedef hastalığının kalp, damar, obeziteye ve crohn hastalığına neden olabildiği kaydetti.
26-30 Ekim Dünya Sedef Hastalığı Farkındalık Haftası nedeniyle Türk Dermatoloji Derneği Psoriasis (sedef hastalığı) Çalışma Grubu Başkanı ve Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Erkan Alpsoy, sedef hastalığına ilişkin uyarılarda bulundu. Hastalığın bazı coğrafik bölgelerde daha sık görülebildiğini belirten Prof. Dr. Erkan Alpsoy, genetik yatkınlığın yanı sıra çevresel faktörlerin de etkisiyle oluşan sedef hastalığına, Afrika ve Asya ülkelerinde daha nadir rastlandığını kaydetti.
Sedef hastalığının sık görülen, ataklarla birlikte genellikle uzun süre devam eden bir hastalık olduğuna işaret eden Prof. Dr. Erkan Alpsoy, kalıtsal bir hastalık sayılamasa da genetik yatkınlıkla ilişkilendirilebileceğini söyledi. Prof. Dr. Alpsoy, yakın kan bağı olan aile bireylerinde daha sık görüldüğünü, fakat ebeveynlerin sedef hastalığına olan yatkınlığının, çocuğun da hasta olacağı anlamına gelmeyeceğini vurguladı.
GÖRÜNÜŞ HER ZAMAN AYNI OLMAZ
Her yaş grubunda görülebilen hastalığın en sık 20-30 yaş aralığında başladığını ve kesinlikle bulaşıcı olmadığına dikkati çeken Prof. Dr. Alpsoy, hastalığın farklı görünümlerle karşımıza çıkabileceğini belirtti. En sık (yüzde 90) görülen plak tipinde sağlam deriden keskin sınırla ayrılabilen, deride kabarık kızarıklıkların üzerini kaplayan ve hastalığa ismini veren 'sedef' veya 'gümüş' renginde kepeklenmelerin (pullanmalar) olduğunu söyleyen Prof. Dr. Alpsoy, hastalığın, kimi zaman irinli sivilceler, kimi zaman da tırnaklarda çukurlanmalar, tırnak plağının yatağından ayrılması, tırnak plağında sarı turuncu renk değişikliği (yağ lekesi) gibi tırnak değişiklikleri ile kendini belli edebileceğini aktardı.
SEDEF ATAKLARINA DİKKAT
Prof. Dr. Erkan Alpsoy, hastalığın ortaya çıkış nedenleriyle ilgili şöyle konuştu:
"Sedef hastalığının genetik, bağışıklık sistemiyle ilgili ve çevresel faktörlerin etkileşimiyle ortaya çıktığını söylemek mümkün olsa da, kesin nedeni bilinememektedir. Genetik faktörler hastalığa olan yatkınlığa etki etse de hastalığın başlamasının genellikle çevresel faktörlerden (boğaz enfeksiyonları, kullanılan bazı ilaçlar, kaşıma, banyoda keselenme, fiziksel travmalar vb.) kaynaklandığı ve belirtilerin bu etkilerle çoğaldığı düşünülür."
BAŞKA HASTALIKLARI TETİKLEYEBİLİR
Sedefin başlangıç yaşına göre iki grupta incelenebileceğini belirten Prof. Dr. Erkan Alpsoy, 40 yaşından önce başladığında erken başlangıçlı, 40 yaşından sonra başladığında ise geç başlangıçlı sedef hastalığı olarak değerlendirildiğini söyledi. "Erken başlangıçlı sedef hastalığı daha şiddetli seyretme eğilimi gösteriyor ve bu tip ailede daha sık görülüyor" diyen Prof. Dr. Alpsoy, sedef hastalığının kalp ve damar hastalıklarına, obeziteye ve crohn hastalığı gibi inflamatuvar barsak hastalıklarına neden olabildiği de kaydetti.
DAHA ETKİLİ TEDAVİ SEÇENEKLERİ VAR
Sedefin tedavisinde kesin bir yöntem bulunmadığını belirten Prof. Dr. Erkan Alpsoy, son yıllarda yeni ve daha etkili tedavi seçenekleriyle birlikte hastalığın daha etkili şekilde kontrol altına alınabileceğini ve uzun süren iyilik dönemlerinin sağlanabileceğini ekledi. Tedavi sürecinde tarafların işbirliği halinde ve uyum içerisinde çaba göstermesinin de tedavinin ayrılmaz bir parçası olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Alpsoy, hastalığı tetikleyici faktörlerin göz önünde tutulması ve tedavi sürecinde bu faktörlerden (kaşıma, banyoda liflenme, kese, vb.) kaçınılması gerektiğine de işaret etti. Prof. Dr. Erkan Alpsoy, "Günümüzde çok sayıda tedavi seçeneği bulunmaktadır. Bazen şikâyetlerin giderilebilmesi için çok sayıda ilacın bir arada kullanılması gerekebilir. İlaç seçiminde ve tedavi süresinde belirleyici olan hastalığın yaygınlığı, belirtilerin yerleşim yeri, tırnakların tutulum şiddeti ve eklem tutulumu gibi parametrelerdir" dedi.

FOTOĞRAFLI

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner591