banner519

(Görüntülü Haber) Prof. Dr. Müezzinoğlu: Böbrek kanserinde temel risk faktörü sigara ve obezitedir

Emre BAYLAN/ANTALYA, () - ÜROONKOLOJİ Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Talha Müezzinoğlu, böbrek kanserinin geç kalındığında ölüme yol açan sinsi bir kanser türü olduğunu belirterek, “Temel risk faktörü sigara ve obezitedir....

(Görüntülü Haber) Prof. Dr. Müezzinoğlu: Böbrek kanserinde temel risk faktörü sigara ve obezitedir

Emre BAYLAN/ANTALYA, () - ÜROONKOLOJİ Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Talha Müezzinoğlu, böbrek kanserinin geç kalındığında ölüme yol açan sinsi bir kanser türü olduğunu belirterek, “Temel risk faktörü sigara ve obezitedir....

21 Kasım 2015 Cumartesi 16:12
banner566

Emre BAYLAN/ANTALYA, () - ÜROONKOLOJİ Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Talha Müezzinoğlu, böbrek kanserinin geç kalındığında ölüme yol açan sinsi bir kanser türü olduğunu belirterek, “Temel risk faktörü sigara ve obezitedir. Diğer risk faktörlerini taşıyorsanız ve bunun üzerine sigara içiyor, fazla yiyorsanız intihar ediyorsunuz demektir" dedi. Üroonkoloji Derneği'nce bu yıl 12'ncisi düzenlenen Üroonkoloji Kongresi, Antalya'nın turizm merkezi Belek'teki bir otelde toplandı. Yarın sona erecek kongreyi 750'yi aşkın katılımcı takip ederken kongrede Türkiye'den 56, yurtdışından 15'e yakın davetli yabancı konuşmacı yer aldı. PROSTAT KANSERİ HAKKINDA BİLİNMESİ GEREKERLER Kongre kapsamında düzenlenen basın toplantısında Kongre Başkanı Prof. Dr. Çağ Çal, prostat kanseri gelişimine yol açan sebeplerin tam olarak bilinemediğini söyledi. Birinci derece akrabalarında prostat kanseri saptananların hastalığa yakalanma riskinin yüksek olduğunun altını çizen Prof. Dr. Çal, beslenmenin prostat kanseri gelişimi üzerine etkilerinin de araştırılmasının devam ettiğini belirtti. Prof. Dr. Çal, “Ayrıca sigara içenler, tarım ilacına maruz kalan çiftçiler, pil imalatında çalışanlar, kaynak yaparken metal kadmiyuma maruz kalan işçiler prostat kanserine yakalanma riskin yüksek olduğu gruplardır. Plastik sanayinde çalışanların da, normal topluma göre prostat kanseri olma riskleri daha fazladır" diye konuştu. Hastalığın ileri yaşta sık gözlendiğini fakat başlangıç döneminde herhangi bir şikayet yaratmadığının altını çizen Prof. Dr. Çal, erken teşhis konulabilmesi için belirli bir yaşın üzerindeki erkeklerde bazı testlerin yapılmasının zorunluluk olduğunu kaydetti. İdrar yapmayla ilgili yakınmaların başta prostatın iyi huylu büyümesi olmak üzere pek çok başka hastalıkta da görülebildiğinin altını çizen Prof. Dr. Çal, hastalığın belirtilerini "Geç dönem prostat kanseri hastalarında halsizlik, iştahsızlık, hastalığın kemiklere yayılması nedeniyle sırt, kalça veya bacak ağrıları öncelikli yakınmalar olabilir" şeklinde sıraladı. Prof. Dr. Çal, prostat kanseri teşhisi sonrası uygun hastalara herhangi bir tedavi yapılmaksızın düzenli kontrollerle izlem önerilebileceği gibi cerrahi, radyoterapi veya hormonal tedavi seçenekleri sunulabileceğini kaydetti. Kanserleşmenin yaşla beraber erkeklerin prostat dokularında sık gözlenen bir dönüşüm olduğunun altını çizen Prof. Dr. Çal, ancak bu dönüşümün ileri yaştaki erkeklerin pek azında rahatsız edici bulgular vererek ve hayatı tehdit edecek hastalık haline dönüştüğünü söyledi. Bu nedenle, prostatında kanser gelişen kişilerin hepsinin tedavisinin gerekli olmadığını belirten Prof. Dr. Çal, “Yaşamı tehdit etmeyen hastalığa tanı konulması durumlarında gereksiz tedavi ve bu tedaviye bağlı yan etkilerden kişiyi korumak için 'aktif izlem' yapılması akılcı bir seçenektir" dedi. HASTALIK ÜÇ TİPTE İLERLİYOR Üroonkoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Levent Türkeri ise prostat kanserinin tanısı almış hastaların üç farklı hayvanla tanımlanabileceğini kaydetti. Bazı kişilerde hastalığın kaplumbağa davranışı sergilediğini ve çok yavaş ilerlediğini belirten Prof. Dr. Türkeri, bazı hastalarda ise prostat kanserinin tavşan gibi çok hızlı gelişim gösterdiğini söyledi. Üçüncü grup hastayı ise 'kartal' olarak tanımlayan Prof. Dr. Türkeri, bu grupta hastalığın yakalanmış olmasına rağmen çoktan ilerlemiş olduğunu kaydetti. Bu sınıflandırma içinde amaçlarının kaplumbağa grubunda olup tavşana dönme riski bulunan hastaları yakalayıp tedavi etmek olduğunu aktaran Prof. Dr. Türkeri, bu yöntemin hastaları gereksiz tedavi ve onu hem ekonomik hem de sosyal yan etkilerinden koruyacağını söyledi. MESANE KANSERİNİN EN ÖNEMLİ NEDENİ SİGARA Üroonkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Sümer Baltacı, mesane kanserinin dünyada tüm kanserler arasında sıklık açısından 9'uncu sırada yer aldığını söyledi. Her yıl 380 bin yeni mesane kanseri vakası görüldüğünü, hastalığın yılda 150 binden fazla kişinin ölümüne yol açtığını belirten Prof. Dr. Baltacı, “Türkiye'ye ait verilerde ise mesane kanseri erkeklerde prostat kanserinden sonra en sık karşılaşılan tümör tiplerinden biridir" dedi. Mesane kanserinin erkeklerde kadınlara oranla görülme sıklığının 3 kat daha fazla olduğunu belirten Prof. Dr. Baltacı, mesane kanserinin en önemli nedeninin sigara olduğunu açıkladı. Hastaların yaklaşık yüzde 20'sinde ise mesleki nedenlerle maruz kalınan, boya, kimya, lastik gibi, kanser riskini artırıcı faktörlerin, kanser nedeni olarak yer aldığını belirten Prof. Dr. Baltacı, mesane kanserinin 60 yaş ve üzerinde görüldüğü gibi 40 yaş ve altında da rastlandığını kaydetti. Prof. Dr. Baltacı, hastalığın belirtilerine ilişkin şunları söyledi: “Hastalığın en sık belirtisi idrarda kan görülmesidir. Bu kanama, idrarda gözle görülen bir kanama şeklinde olabildiği gibi, başka nedenle yapılmış idrar tetkikinde mikroskopik kanama şeklinde de olabilir. İdrardaki bu kanama beraberinde idrarda yanma şikayeti olmadan da olabilir ve gene kişiyi doktora götürmesi gereken bir durumdur. Kanama dışında, bazı olgularda sık sık ve yanarak idrara çıkma da bir şikayet olarak bazı hastalarda karşımıza çıkmaktadır." TESTİS KANSERİ GENÇLERDE SIK GÖRÜLÜYOR Üroonkoloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Güven Aslan, genç erkeklerde sık görülen testis kanserinin özellikle 20-40 yaş aralığındaki erkekleri tehdit ettiğini söyledi. Testis kanseri görülme sıklığını arttıran sebepleri inmemiş testis, klinefelter's sendromu, kısırlık, birinci derece akrabada testis kanseri öyküsü ve diğer testiste kanser varlığı olarak sıralayan Prof. Dr. Aslan, “Özellikle inmemiş testis öyküsü olan kişilerin testis kanseri yönünden daha dikkatli olmalarını ve üroloji hekimlerine muayene olmalarını öneriyoruz" dedi. Testis kanserinde temel belirtinin testiste ele gelen ağrısız kitle olduğunu belirten Prof. Dr. Aslan, kanserin ilk olarak testiste bezelye büyüklüğünde sert bir yumru olarak dikkat çektiğini belirtti. Bu sertliğin genellikle dokunulduğu zaman acımadığını belirten Prof. Dr. Aslan, testis kanserinin erken aşamada yüzde 95 oranında tedavi edilebilir olduğunu söyledi. Bu noktada erken tanının önemine değinen Prof. Dr. Aslan, her erkeğin ayda bir defa, düzenli olarak testislerini muayene etmesi gerektiğini söyledi. BÖBREK KANSERİ SİNSİ İLERLİYOR Üroonkoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Talha Müezzinoğlu, böbrek kanserinin erken tanı konulduğunda tedavisi mümkün olan ama geç kalındığında ise ölüme yol açan sinsi bir kanser türü olduğunu söyledi. Avrupa'da her yıl yaklaşık 90 bin yeni böbrek kanseri tanısı konulduğunu ve yaklaşık 35 bin kişinin bu hastalıktan öldüğüne dikkat çeken Prof. Dr. Müezzinoğlu, ancak hastalığın erken ve küçük boyutta yakalandığında hastaların yüzde 90'ından fazlasında 10 yıla varan hastalıksız sağkalım sağlanabildiğini dile getirdi. Böbrek kanserlerinin çoğunun 60 yaş civarında görüldüğünü belirten Prof. Dr. Müezzinoğlu, sigaranın böbrek kanserlerinin üçte birine yol açtığını söyledi. Prof. Dr. Müezzinoğlu, sigara içerisindeki kimyasalların böbreklerde idrarla atıldığını ve bu sırada böbrek hücrelerine etki ederek kanser gelişmesine yol açtığını söyledi. Bununla birlikte çalıştıkları ortamda asbestoz, kadmiyum, benzin ve kurşun gibi çözücülere maruz kalan kişilerde de böbrek kanseri gelişimi riskinin arttığını kaydeden Prof. Dr. Müezzinoğlu, şişmanlığın da böbrek kanseri için kanıtlanmış bir risk faktörü ve dörtte birinden sorumlu olduğunu söyledi. Prof. Dr. Talha Müezzinoğlu, "Temel risk faktörü sigara ve obezitedir. Diğer risk faktörlerini taşıyorsanız ve bunun üzerine sigara içiyor, fazla yiyorsanız intihar ediyorsunuz demektir" dedi. Uzun süre diyaliz alan hastalarda da böbrek kanseri riskinin arttığını belirten Prof. Dr. Müezzinoğlu, tedavi görse de, yüksek tansiyon hastalarının böbrek kanser riski arttığı için sık aralıklarla kontrol olması gerektiğini söyledi. Bazı ağrı kesicilerin gereksiz olarak uzun süreli ve fazla miktarda kullanımlarının da böbrek kanseri gelişim riskini arttırdığını belirten Prof. Dr. Müezzinoğlu, “Çok iyi bildiğimiz temel risk faktörü sigara ve obezitedir. Risk faktörlerini taşıyorsanız, ailede birinci derece yakınlarınızda herhangi bir kanser hastalığı varsa sizde de tüm bu durumlar kanser yükünü arttırır. Bunun üzerine sigara içiyor, fazla yiyorsanız intihar ediyorsunuz demektir" diye konuştu. Böbrek kanserinin erken evrelerde nadiren şikayetlere neden olduğunu, böbrek kanserlerinin çoğunluğu başka nedenlerle yapılan rutin değerlendirmeler sırasında tesadüfen tanı aldığını kaydeden Prof. Dr. Müezzinoğlu, hastalığın belirtilerini 'idrarda kan görülmesi, karın bölgesinde hissedilen kitle, tek taraflı yan ağrısı, açıklanamayan kilo kaybı, kansızlık, yorgunluk, açıklanamayan ateş, bacaklarda ve ayak bileklerinde şişme' olarak sıraladı.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner591

banner388