banner595

Erdoğan: Bu girişimin içinde yer alanları mankurt olarak görüyorum

Ümit KOZAN- Bahar DEMİREL/ ANKARA, () - CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'den 100 akademisyenin Almanya Başbakanı Angela Merkel'in Türkiye ziyaretinden duydukları rahatsızlıklarını dile getirdikleri açık mektubu eleştirerek...

Erdoğan: Bu girişimin içinde yer alanları mankurt olarak görüyorum

Ümit KOZAN- Bahar DEMİREL/ ANKARA, () - CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'den 100 akademisyenin Almanya Başbakanı Angela Merkel'in Türkiye ziyaretinden duydukları rahatsızlıklarını dile getirdikleri açık mektubu eleştirerek...

19 Ekim 2015 Pazartesi 16:11
Erdoğan: Bu girişimin içinde yer alanları mankurt olarak görüyorum
banner625
banner605

Ümit KOZAN- Bahar DEMİREL/ ANKARA, () - CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'den 100 akademisyenin Almanya Başbakanı Angela Merkel'in Türkiye ziyaretinden duydukları rahatsızlıklarını dile getirdikleri açık mektubu eleştirerek "Almanya Başbakanı Türkiye'ye geliyor. Kendilerine akademisyen diyen bir güruh çıkıp bir sürü yalan yanlış gerekçenin ardından 'Gelmeyin, bu ziyaret Erdoğan ve Davutoğlu'na destek anlamı taşır' diyor. Bu girişimin adı 'Beşinci kol faaliyeti'dir. Bu girişimin içinde yer alanları ben birer mankurt olarak görüyorum. Daha da acısı bu güruhun önemli bir bölümünün kamu üniversitelerinde görev yapan dolayısıyla devletten maaş alan kişiler olmalarıdır" dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Balıkesir, Bursa, Edirne, Erzurum, Gümüşhane, İstanbul, Kocaeli, Malatya, Sakarya ve Mersin'den Cumhurbaşkanlığı Sarayı'na gelen muhtarları ağırladı. 12'ncisi gerçekleştirilen Muhtarlar Toplantısı'nda hitap eden Erdoğan, Cumhurbaşkanı ve Başbakan'ın kendi emirlerinde olmasını isteyen bazı çevrelerin olduğunu savunarak, şöyle konuştu;
"'Muhtar bile olamaz'. Manşetleri buydu. Bu manşetin amacı; milli iradeyi, milletin tercihini, halkın oyunu aşağılamaktı, kötülemekti. Çünkü muhtar seçilmekle belediye başkanı, milletvekili, başbakan, cumhurbaşkanı seçilmek arasında hiçbir fark yok. Hepsinde milletin karşısına çıkacaksınız. Vizyonunuzu, projelerinizi anlatacaksınız ve oy isteyeceksiniz. Eğer millet tavrınıza, sözünüze güvenirse, tercihini sizden yana kullanır ve iş başına gelirsiniz. Uzun yıllar boyunca ülkeyi milletin iradesine göre değil; medyasıyla, iş adamı dernekleriyle, kurdukları vesayet sistemi aracılığıyla yönetmiş olanlar asla buna tahammül edemiyorlar. Bu kesim için en makbul muhtar, mahallesine değil; onlara hizmet eden muhtardır. Bunlar için en makbul bakan, başbakan, cumhurbaşkanı milletin değil; kendilerinin emrinde olanlardır. Biz 1994 yılında bu vesayet odaklarının değil, İstanbul halkının emrinde belediye başkanlığı yaptığımız için o dönemde o manşete maruz kaldık. Aynı şekilde bugüne kadar bize yöneltilen eleştirilerin, hakaretlerin sebebi de başbakan ve cumhurbaşkanı olarak onların değil; milletin emrinde hizmet vermiş olmamızdır. Burada onların değil, sizin bulunmanızdan rahatsızlar. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ile ilgili eleştirilerin gerisindeki sebep de budur. Yoksa onlar da bu külliyeyle ne hukuki ne siyasi ne ahlaki bir sorun olmadığını en az bizim kadar iyi biliyorlar. Tek sıkıntıları, Beştepe'nin kendilerinin değil; milletin emrinde olmasıdır. İstedikleri kadar bağırsınlar, iftira atsınlar; Beştepe milletin emrinde olmaya devam edecektir."
TUTTURMUŞLAR 'KAÇAK SARAY'
Beştepe'deki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'na ilişkin 'Kaçak saray' eleştirilerine yanıt veren Erdoğan, "İki de bir tutturmuşlar; kaçak saray, kaçak saray, kaçak saray. Elinde bir belgen mi var? Elinde bir bilgin mi var? Varsa çık, açıkla. De ki 'Buyrun kaçak saray.' Defalarca bunun bütün Danıştay kararlarını açıklamamıza rağmen ısrarla bunu söylemeye devam ediyorlar. Niye? İftira at. Tutmazsa iz bırakır. Geçenlerde yine bir muhalefet partisinin genel başkanı, sen genel başkansın. Ayıptır, yakışıyor mu? Bir televizyon programında ana muhalefetin genel başkanı, daha önce bunları söylüyordu. Ama baktı ki bu tutmuyor. Bu sefer 'Beni çağrırlarsa gelirim' demeye başladı. Önce ben kaçak saraya çıkmam, diyordu. Aynısını şimdi diğeri yapıyor, 'O kaçak saray' diyor. 'Kaçak saraydan Türkiye yönetiliyor' diyor. Bu ülkede siyasetçi olmanın önce dürüst olmaktan geçtiğini bu insanların öğrenmesi lazım. Bu mekan ile gurur duymaları gerekirken, çünkü burası şahsıma ait bir yer değil, burası milletin evi. Bugün burada ben görev görüyorum. Yarın burada başkaları başkaları görev görecek. Ama mesele böyle bir eseri ülkeme kazandırmaktır. Bu eserle dünyaya farklı bir görüntüyü verebilmektir. Bu eser; bu milletin azametini, onurunu göstermektedir" ifadelerini kullandı.
GÜZEL GELİŞMELERE ŞAHİTLİK ETTİK
Türkiye'de geçtiğimiz bir hafta içerisinde terör saldırılarının yanı sıra sevindiren gelişmelerin de yaşandığını aktaran Erdoğan, şöyle konuştu:
"Türkiye'nin gündemini terörle, kanla, kinle karartmak isteyenlere inat; geçtiğimiz hafta ülke olarak çok güzel, hayırlı gelişmelere hep birlikte şahitlik ettik. Geçtiğimiz haftalarda ülkemizde doğmuş bir bilim adamının, Aziz Sancar'ın kimya dalında Nobel ödülü kazandığı haberini Japonya'da aldım. Bizzat arayarak bu sevinci kendisiyle paylaşmıştım. Geçtiğimiz hafta milli takımımızın İzlanda karşısında aldığı galibiyet ve diğer takımların elde ettiği sonuçlar itibariyle EURO 2016'ya doğrudan katılma hakkını elde etmesinin sevincini hep birlikte yaşadık. Cuma gecesi Türksat 4B uydusunun Kazakistan'dan başarıyla uzaya fırlatılışının heyecanını yaşadık."
TAŞIMA SUYLA DEĞİRMENİ DÖNDÜRECEKLERİNİ ZANNEDİYORLARDI
Türkiye'den KKTC'ye su temin projesine yönelik yapılan eleştirileri değerlendiren Erdoğan, "Cumartesi günü hem Mersin'de hem Kıbrıs'ta düzenlenen törenlerle bir hayalin daha gerçeğe dönüşmesine şahitlik ettik. Hemen bunu lekelemek, gölgelemek için şunu söylemeye başladılar. KKTC'ye daha önce su gitti, dediler. Doğru, balonla su götürdüler. Sonra o balon patladı ve öyle de kaldı. Ama dediler bugün balonla, yarın boruyla su gelecek; dediler. O balonla bu işin olmayacağını kendileri de biliyorlardı. Tu kaka, diyeyecek ya; bunu demek için nereden, nasıl yaklaşayım da bunu söyleyeyim. Taşıma su ile değirmen dönmez. Bunlar taşıma suyla değirmeni döndüreceklerini zannediyorlardı. Dönmedi ve balon patladı. Bununla kalmadık. Eğer Güney Kıbrıs barışa hazırsa bu müzakereler neticesinde biz Güney Kıbrıs'a da barış suyundan verebiliriz, dedik. Yeter ki bizim karşımızda olanlar da bu noktada bize gerekli olan saygıyı göstersinler" dedi.
TERÖRÜ BİZ NE YAPACAĞIZ, YAPACAĞIZ; DİZ ÇÖKTÜRECEĞİZ
Türkiye'nin kalkınması adına yapılan çalışmalara terörün gölge düşürdüğünü ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ülkemizin ve milletimizin geleceği için çok faydalı olduğuna inandığımız hizmetlerin mutluluğunu, terör olaylarının gölgesi altında tam manasıyla yaşayamadığımızı da özellikle belirtmek isterim. Kimse hizmet siyasetini değerlendiremiyor. Biz hizmet siyasetine mi önem vereceğiz yoksa teröre mi? Terörü biz ne yapacağız, yapacağız; Allah'ın izniyle diz çöktüreceğiz. Bundan hiç endişeniz olmasın. Şehitlerimiz tabi ki bizim kanayan yaramız; ama şunu bilin ki bir milletin zaferinin altında şehitler yatmaktadır. Bir milletin geleceğinin altında hep şehitler yatmaktadır."
BOMBALI SALDIRIDA KAYBETTİĞİMİZ VATANDAŞLARIMIZIN ACISI İÇİMİZİ YAKIYOR
Geçtiğimiz cumartesi günü Ankara Garı önünde yaşanan ve 100'den fazla kişinin ölümüne neden olan canlı bomba saldırının acısının hala taze olduğunu belirten Erdoğan, "Önceki hafta sonu Ankara Garı önünde meydana gelen bombalı saldırıda kaybettiğimiz vatandaşlarımızın acısı tüm tazeliğiyle içimizi yakıyor. Buna ilave olarak hafta içi ve hafta sonunda süren terör saldırılarında çok sayıda asker ve polisimizi şehit verdik. Terörün amacının Türkiye'yi yatırımlardan, projelerden, hizmetlerden uzaklaştırmaya yönelik olduğunu biliyoruz. Ülkenin geleceği için elzem olan bu çalışmaları terk edersek asıl o zaman şehitlerimizin aziz ruhlarını muazzep edeceğimizi biliyoruz. Hem terörle mücadele edeceğiz hem Türkiye'nin kalkınması için çalışacağız" dedi.
İÇ VE DIŞ ÇEVRELERE SESLENİYORUM: BAŞARAMAYACAKSINIZ
Türkiye'yi rotasından çıkarmak isteyenler olduğunu öne süren Erdoğan, "Türkiye'yi rotasından çıkarmak hedeflerinde bulunan, o hedefe doğru yürüyenler için tüm güçleriyle çalışan iç ve dış çevrelere sesleniyorum. Onlara diyorum ki başaramayacaksınız. Kardeşliğimizi bozamayacaksınız. Bayrağımızı indiremeyeceksiniz. Ezanlarımızı susturamayacaksınız. Bizi 2023 hedeflerimizden vazgeçiremeyeceksiniz. Bizim için kurduğunuz tuzaklara siz düşeceksiniz. Bin yıllık vatanımızda bizi parya durumuna düşüremeyeceksiniz. Umudumuz varsa kaybetmeyeceğiz. Bizim inancımıza göre ümitsizlik, küfür alametidir" diye konuştu.
BU TÜR YAPILARA DESTEK VERMEYİ, MUHALEFET ADI ALTINDA MEŞRULAŞTIRMAYA ÇALIŞANLAR VAR
Türkiye'de kendi ülkesine ve kendi toplumuna karşı husumet derecesine varan bir muhalefet anlayışı olduğunu savunan Erdoğan, "Demokrasilerde muhalefet ve eleştiri olmazsa olmaz bir unsurdur. Muhalefetin ve eleştirinin sadece siyasi partilere mahsus olmadığını, aydınların ve akademisyenlerin bu hakka sahip olduğunu biliyoruz. Herkesin dikkat etmesi gereken çok önemli bir ayrım, hassas bir nokta var. Hiçbir muhalefetin kendi ülkesine, toplumuna karşı olma hatta düşmanlık yapma hakkı yoktur. Bunu söylerken iktidar partisinin ya da herhangi bir partinin görüşlerini eleştirmekten bahsetmiyorum. Bunun herkesin en tabi hakkı olduğunu peşinen zaten ifade ettim. Burada dikkat çektiğim husus, kendi ülkesine ve kendi toplumuna karşı husumet derecesine varan bir muhalefet anlayışıdır. Ülkemizde hükümeti ve devlet kurumlarını eleştirmek adına terör örgütlerine, bölücü örgütün güdümündeki siyasi organizasyona, ki bakınız parti bile demeye dilim varmıyor, bunun için organizasyon diyorum. Bu tür yapılara destek vermeyi, muhalefet adı altında meşrulaştırmaya çalışanlar var" dedi.
BU DEMOKRASİ DEĞİL, TERÖR ÖRGÜTÜ YARDAKÇILIĞIDIR
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Birtakım medya kuruluşları, akademisyenler, siyasetçiler işi gücü bırakmış terör örgütünün ve onun güdümündeki siyasi organizasyonun propaganda makinesi haline dönüşmüştür. Bunun demokrasiyle en küçük bir ilişkisi yoktur. Dünyanın hiçbir yerinde kendi ülkesine ve kendi milletine karşı çalışanlar için böyle bir demokrasi kalkanı söz konusu değildir, olamaz. Demokrasiyle yönetilen herhangi bir ülkede PKK gibi on binlerce insanın katili olan terör örgütünü ve onun güdümündeki kuruluşları bizdeki gibi aleni şekilde destekleyebilmek mümkün müdür? İspanya'ya, İngiltere'ye, ABD'ye bakın; mümkün müdür? DHKP-C gibi bir terör örgütüne ve onu destekleyen siyasetçilere en küçük müsamaha gösterilebilir mi? Dünyanın neresinde DAEŞ gibi tehlikeli bir örgütle mücadele eden bir devlet, bu derece yalnız bırakılır; yıpratılmaya çalışılır. Böyle bir örnek yok. Demokrasi, bu değil. Bunun adı terör yandaşlığıdır. Terör örgütü yardakçılığıdır" diye konuştu.
BU ÜLKEYİ YAŞANMAZ BULANLAR, BU ÜLKEYİ YAŞANMAZLAŞTIRANLARDIR
Türkiye'den 100 akademisyenin Almanya Başbakanı Angela Merkel'in Türkiye ziyareti öncesinde bu ziyaretten duydukları rahatsızlıklarını dile getirdikleri açık mektubu eleştiren Erdoğan, şunları söyledi:
"Almanya Başbakanı Türkiye'ye geliyor. Kendilerine akademisyen diyen bir güruh çıkıp bir sürü yalan yanlış gerekçenin ardından 'Gelmeyin, bu ziyaret Erdoğan ve Davutoğlu'na destek anlamı taşır' diyor. Bu girişimin adı 'Beşinci kol faaliyeti'dir. Bu girişimin içinde yer alanları ben birer mankurt olarak görüyorum. Daha da acısı bu güruhun önemli bir bölümünün kamu üniversitelerinde görev yapan dolayısıyla devletten maaş alan kişiler olmalarıdır. Yayımladıkları bildiride güya Türkiye'nin onlar için yaşanmaz bir ülke haline geldiğini ifade ediyorlar. Rahmetli Cemil Meriç'in güzel bir sözü var. Üstad diyor ki 'Bu ülkeyi yaşanmaz bulanlar, bu ülkeyi yaşanmazlaştıranlardır' Bu güruh her gün televizyonlarda, gazetelerde, kürsülerde konuşur ama millette hiçbir karşılık bulamaz. Ondan sonra da bu millet bizi anlamıyor, diyerek kendi ülkesine ve toplumuna nefret besler. Kendi ülkesinin ve milletinin değil de terör örgütlerinin, teröristlerin, yabancı ülkelerin karanlık kuruluşlarının yanında yer alanları milletimiz zaten biliyor. Türkiye ne zaman bir yol ayrımına gelse bu güruhun tercihi milli ve yerli duruştan değil; yıkıcı, bölücü, aleyhimize olan taraftan yana olmuştur."
HUZURLU BİR TÜRKİYE İÇİN BU RİSKLERİ ALMAK, FEDAKARLIKLARDA BULUNMAK MECBURİYETİNDEYİZ
Huzurlu bir Türkiye için bazı riskler almak ve fedakarlıklarda bulunmak mecburiyetinde olduklarını dile getiren Erdoğan, "Terörün, terör olaylarının, bombalama hadiselerinin sorumlusu olarak bizi gösterecek kadar aklını ve vicdanını yitiren bu güya siyasetçi, aydın, medya mensubu, sivil toplum temsilcisi kesimler; şunu iyi bilsinler. Cumhurbaşkanı olarak yüzde 52 oyla şahsımı bu makama getiren milletime karşı sorumluluklarım benim için her şeyin önünde gelir. Ülkemizin bütünlüğü, milletimizin birliği, devletimizin bekası konusunda ne yapmam gerekiyorsa onu yapmaya devam edeceğim. Bu şekilde hareket etmek sadece Anayasa'ya değil; onunla birlikte milletimize ve tarihimize karşı sorumluluğumun da gereğidir. Bizler faniyiz. Ne bu makamlar ne bu mekanlar bize kalmayacak. Çocuklarımıza daha huzurlu bir Türkiye bırakmak istiyorsak bugün bu riskleri almak, bu fedakarlıklarda bulunmak mecburiyetindeyiz" dedi.
MUHTAR: BAŞKAN OLMANI İSTİYORUZ CUMHURBAŞKANIM
Erdoğan, konuşmasında milletin kendisine cumhurbaşkanlığı dahil önemli görevler layık gördüğüne değinerek, "Milletim bana hamd olsun her türlü makamı zaten layık görmüş. İstanbu'a büyükşehir belediye başkanı yapmış, başbakan yapmış, cumhurbaşkanı yapmış. Daha neyin peşinde olacağım?" dedi. Erdoğan'ın bu sözlerinin üzerine salonda bulunan bir muhtar, "Başkan olmanı istiyoruz Sayın Cumhurbaşkanım" diye seslendi. Erdoğan ise "Hayırlısı" diye karşılık verdi.
MİLLİ İRADEDEN GÜCÜNÜ ALMAYAN KİMSE AT OYNATAMAYACAK, BORUSUNU ÖTTÜREMEYECEK
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında şunları kaydetti:
"Benim mücadelem, ülkemin ve milletimin geleceği mücadelesidir. Hiçbir işe karışmayan, köşesinde oturan, sadece zorunlu durumlarda kamuoyu önüne çıkan bir cumhurbaşkanı olsam; inanın bana kesinlikle bunlar herhangi bir eleştiriye girmez ve benim başım da hiç ağrımaz. Ama o zaman milletimin karşısına çıkacak yüzüm de olmaz. Bu makama niye geldin, diye sorarlar. Bu göreve gökten zembille gelmedim. Türkiye, terör örgütünün saldırısı altındayken ben nasıl köşemde otururum? Tüm dünyanın gözü ve eli Suriye'nin üstündeyken ben nasıl gelişmeleri uzaktan takip edebilirim? Huzurumuz, geleceğimiz tehdit edilirken kendimi başka işlerle nasıl meşgul edebilirim? İstiyorlar ki cumhurbaşkanı devreden çıksın. Biz de eskiden olduğu gibi Türkiye'yi yönetelim. 13 yıl oldu, hala bu sevdadan vazgeçmediler. Kimse kusura bakmasın. Allah ömür, halkımız da destek verdiği sürece bu ülkede milli iradeden gücünü almayan kimse at oynatamayacak, borusunu öttüremeyecek."
BUNLAR KANDİL'LE İRTİBAT HALİNDE
Anayasa'nın gereği neyse ülkede hakim kılacaklarını vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Türkiye'yi yönetmek mi istiyorsanız? İşte sandık orada. Geçin milletin karşısına anlatın derdinizi. Şayet 1 Kasım'da yetkiyi alırsanız, o zaman gelin karşımıza. Bizim için esas olan milletimizin tercihidir. Bu konuda kimsenin şüphesi olmasın. Ama milletten alamadığı gücü terörü, terör örgütlerini, diğer devletleri kullanarak elde etmeye kalkana da asla izin vermeyiz. Bunlar da edep diye bir şey yok. Ne diyor? 'İktidar partisi 40'ın altına düşmeyecek gibi görünüyor. Dolayısıyla bunlara farklı yöntemler uygulamak gerekir' diyor. Kim bunlar? Aydın geçinen karanlıklar. Zaman zaman da bunlar Kandil'le irtibat halindeler. Kandil'e gidiyorlar. Orada dertleşiyorlar. Bu insanlar bu ülkede aydın diye de geçiniyorlar. Biz Anayasa'nın gereği neyse bunu bu ülkede hakim kılacağız."
TEKRAR SEÇİM BU ÜLKEDE İSTİKRARI VE GÜVENİ GETİRMELİ
1 Kasım'da yapılacak Milletvekili Genel Seçimi'ni hatırlattığı konuşmasında Erdoğan, istikrar vurgusu yaparak, "1 Kasım'da Türkiye bir tekrar seçime gidiyor. Bu tekrar seçim bu ülkede biliyorsunuz istikrarı ve güveni getirmeli. Bu istikrar ve güven sağlanırsa ben inanıyorum ki Türkiye, şu 13 yıl içinde yakaladığı yükseliş trendini aynen devam ettirecektir" dedi.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner591