banner595

Cumhurbaşkanı Erdoğan : Vicdanını vesayet odağının emrine verenler, adalete hizmet edemez

ANKARA, () - CUMHURBAŞKANLIĞI  Külliyesi’nde hukukçuları kabul eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, yargı içindeki bazı oluşumlara dikkat çekerek, "Yargıyı gerçek anlamda adalet üreten bir mekanizma haline getirmek için gerçekleştirdiğimiz...

Cumhurbaşkanı Erdoğan : Vicdanını vesayet odağının emrine verenler, adalete hizmet edemez

ANKARA, () - CUMHURBAŞKANLIĞI  Külliyesi’nde hukukçuları kabul eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, yargı içindeki bazı oluşumlara dikkat çekerek, "Yargıyı gerçek anlamda adalet üreten bir mekanizma haline getirmek için gerçekleştirdiğimiz...

22 Ekim 2015 Perşembe 17:49
Cumhurbaşkanı Erdoğan : Vicdanını vesayet odağının emrine verenler, adalete hizmet edemez
banner587
banner605

ANKARA, () - CUMHURBAŞKANLIĞI  Külliyesi’nde hukukçuları kabul eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, yargı içindeki bazı oluşumlara dikkat çekerek, "Yargıyı gerçek anlamda adalet üreten bir mekanizma haline getirmek için gerçekleştirdiğimiz reformların, bu grup tarafından, kendi amaçları doğrultusunda istismar edildiğini gördük. Hâkim-savcı unvanı taşıyan bazı insanların, kendi ülkelerine, kendi milletlerine ihanet ederek başlattıkları bu girişimi, hamdolsun, milletimizin ve sizlerin desteğiyle akamete uğrattık" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde hukukçuları kabul etti. Hukuki Araştırmalar Derneği HUDER’in yanında, Hukuk ve Değişim Derneği, Hukuk ve Demokrasi Derneği ile Hukukçular Birliği derneklerinin üyelerinin yer aldığı kabulde, misafirler öğle yemeğinde ağırlandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan yemek sonrasında bir konuşma yaptı. Konuşmasında HUDER ve diğer derneklerin üyelerine ziyaretleri için teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, kimi çevrelerce Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne giden, burada kabul edilenlere yönelik yapılan eleştirilere değinerek, "Burası bir parti genel merkezi değil. Cumhurbaşkanının HSYK’ya, Danıştay’a kendi kontenjanından bir üyeyi atama yetkisi oluyor da, buradaki bir davete onların icabet etmesinden daha anlamlı ne olabilir. Bütün hâkim, savcı ve avukat kardeşlerimin bu özgüvene sahip olması gerektiğini ben özellikle ifade etmek istiyorum. Bu ölçüler olmadıkça, hukuku egemen kılamayız. Hukuku egemen kılmamız hakkı egemen kılmamız anlamına gelir. Bu konuda rahat olmamız, inandığımız yolda samimi bir şekilde yürümemiz lazım" değerlendirmesinde bulundu.

"ADALET YOKSA DEVLET YOKTUR"

Adaletin, ilk insanla birlikte gündemimize giren, insanlığın her döneminde üzerinde en çok durulan, en çok tartışılan, en çok söz söylenen, en çok talep edilen ihtiyaç olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Adaletin ikame edilmediği bir yerde ne kalkınmadan ne insanın huzurundan ve saadetinden ne de devlet olma bilincinden bahsedebilirsiniz. Adalet yoksa devlet yoktur" diye konuştu. Konuşmasında İslam’ın ilk yıllarında Mekkeli müşriklerin zulümden kaçan Müslümanların Habeş Hükümdarı Necaşi’ye sığındığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Necaşi Müslüman değildi, ama adaletli bir hükümdardı. Müslümanların kendisine sığınmasının tek sebebi de onun adaletine olan güvenleriydiö dedi ve şöyle devam etti: "Müslümanlar asırlar boyunca fethettikleri yerlerde adaletli yönetimleriyle, adaleti yerine getirmedeki hassasiyetleriyle öne çıkmışlardır. Bugün asırlarca Müslümanların hâkimiyetinde kalmış yerlerde diğer dinlere mensup insanlar ve onların ibadethaneleri hala dimdik ayaktaysa, sebebi işte bu güçlü adalet anlayışı ve uygulamasıdır."

"İSRAİL, BÖLGEYLE BİRLİKTE TÜM DÜNYAYI TEHDİT EDEN BİR POLİTİKA İZLİYOR"

Hazreti Ömer Kudüs’ü fethettiğinde, Hristiyanların da, Musevilerin de ibadethanelerine dokunmadığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, oysa bugün İsrail yönetiminin, her fırsatta Mescidi Aksa’nın mahremiyetine tecavüz ettiğini ve Müslümanlara zulmettiğini vurguladı ve konu ile ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: "Bu vesileyle, İsrail’in Kudüs’te sergilediği ve tüm Müslümanları rencide eden uygulamalarını şiddetle kınadığımı bir kez daha ifade etmek istiyorum. Nitekim dünkü MGK toplantımızda da bununla ilgili kararımızı aldık ve basın açıklamamızda da bunu derç ettik. Filistinlilere yönelik cinayetlerine, baskılarına, zulmüne her gün yenisini ekleyen İsrail, bölgeyle birlikte tüm dünyayı tehdit eden tehlikeli bir politika izliyor. Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği ülkeleri başta olmak üzere tüm dünyayı, özellikle de İslam ülkelerini, İsrail’e karşı harekete geçmeye davet ediyorum. İsrail, Osmanlı’nın Kudüs’te asırlar boyunca uyguladığı adaletli, her inanca, her kökene saygılı yönetim tarzını örnek almalıdır."

Bugün de dünya düzenine yönelik en önemli, en geçerli eleştirilerin adalet kavramı üzerinden yöneltildiğine dikkat çeken ve 'Suriye’de devam eden hadiseler, bu ülkede yaşayan insanların maruz kaldığı büyük bir adaletsizlik değil midir?' diye soran Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinin devamında; "Bu adaletsizliğin bedeli olarak 370 bin kaybedilmiş can, 5 milyonu ülke dışında ve 7 milyonu ülke içinde olmak üzere, yerinden, yurdundan olmuş, mağdur edilmiş 12 milyon insan olarak önümüzde duruyor" şeklinde konuştu.

"DÜNYA 5’TEN BÜYÜKTÜR İTİRAZI, ADALETSİZLİĞE KARŞI BİR İSYANDI"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM başta olmak üzere, uluslararası kuruluşların mevcut yapılarına yönelik eleştirilerinin özünde de, küresel sistemde gördüğü adaletsizliklerin olduğunu açıklayarak, ‘Dünya 5’ten büyüktür’ itirazının bu adaletsizliğe karşı bir isyanın ifadesi olduğunu söyledi ve şunları ekledi: "Çünkü dünyada 200’e yakın ülkeyi siz kalkıp da 5 ülkeden birinin iki dudağı arasına mahkûm edemezsiniz. Bu 1. Dünya Savaşı’nın şartları olabilir; ama bugün geride kaldı. Her şey güncellenirken bunun da güncellenmesi gerekir."

Şu an BM Güvenlik Konseyi Daimi Üyeleri içinde bir tane halkı Müslüman ülkenin olmadığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Daimi Üyeler içinde dünyadaki tüm kıtaların da temsil edilmediğini sözlerine ekledi ve "Bunu çok fazla söylersen seninle ilgili de iyi düşünmezler. Tamam da bunu bu fakir söylemeyecek, bir başkası söylemeyecek de kim söyleyecek. Birinin söylemesi lazım" dedi.

"YARGI ORGANLARI TEMSİLCİLERİNİN VERDİKLERİ GÖRÜNTÜLERİ ESEFLE HATIRLIYORUZ"

Türkiye’nin yakın tarihinde, adalet konusunda çok ciddi sıkıntılar yaşandığını, Kurtuluş Savaşı yıllarında ve Cumhuriyetin ilk dönemlerinde faaliyet gösteren İstiklâl Mahkemeleri’nin kararlarının hala tartışma konusu olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "27 Mayıs 1960 darbesi, demokrasiyle birlikte en büyük darbeyi adalete vurmuştur. Yassıada Mahkemeleri milletimizin vicdanında öyle derin yaralar açmıştır ki, bugün dahi Şehit Başbakan Adnan Menderes ve arkadaşlarını anarken, insanlarımızın gözleri dolmaktadır. 12 Eylül Mahkemelerinin “bir sağdan, bir soldanö diyerek darağaçlarına gönderdiği gençlerin görüntüleri, daha dün gibi, hafızalarımızdadır. 28 Şubat döneminde adalet kurumunu temsil eden yargı organları temsilcilerinin brifinglerde, gösterilerde verdikleri görüntüleri hala esefle hatırlıyoruz."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2003 yılı başından itibaren, ülkemizde adalet teşkilatını diğer güçlerin baskılarından kurtarmak, sistemin hukuk ve vicdan sınırları içinde çalışmasını sağlamak için çok önemli adımlar attıklarına işaret ederek, temel kanunlarda yaşanan yenilenmeden UYAP’a, inşa edilen 199 Adalet Sarayından kamunun adalet arayışında açılan yeni kurumlara kadar yargı alanında yaşanan büyük reformlardan örnekler verdi.

"TABANI İBADET, ORTASI TİCARET, TAVANI İHANET ÇETESİ"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendilerinin enerji ve zamanlarını adalet sisteminin yeniden yapılandırılmasına ayırmışken, 17-25 Aralık 2013’te yargı içindeki bir çetenin, emniyet içindeki bir grupla birlikte, hükûmete ve şahsına yönelik bir darbe hazırlığı içinde olduğu gerçeğiyle karşılaştıklarını dile getirdi. Bu çeteyi ‘Tabanı ibadet, ortası ticaret, tavanı ihanet’ olarak tanımlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yargıdaki bu oluşum ve girişim ile ilgili değerlendirmelerini şu sözlerle aktardı: "Yargıyı gerçek anlamda adalet üreten bir mekanizma haline getirmek için gerçekleştirdiğimiz reformların, bu grup tarafından, kendi amaçları doğrultusunda istismar edildiğini gördük. Hâkim-savcı unvanı taşıyan bazı insanların, kendi ülkelerine, kendi milletlerine ihanet ederek başlattıkları bu girişimi, hamdolsun, milletimizin ve sizlerin desteğiyle akamete uğrattık. Hukukun ve vicdanlarının değil, bağlı oldukları yapının ve kendilerine “imamö olarak tayin edilen bir takım kişilerin emrine giren bu hâkim ve savcılar, adalet sistemine gerçekten çok ciddi zarar verdiler. Bunların bir bölümü yargı önünde hesap veriyor. Bazıları yurt dışına kaçtı. Kovalıyoruz. İnlerine gireceğiz’ demiştik, gireceğiz. Onlar kaçacak biz kovalayacağız. Bir kısmıyla ilgili soruşturmalar devam ediyor. Ama biliyoruz ki, hala yargı içinde bu yapının mensubu olan kişiler var. Bunları isim isim biliyoruz. Karşımızdaki yapı ne kadar alçak, ne kadar hain olursa olsun, biz mücadelemizi hukuk devleti ilkeleri sınırları içinde yürütmek mecburiyetindeyiz. Çünkü bu ülke yolgeçen hanı değildir."

PARALEL YAPILARLA MÜCADELE

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yargı içinde paralel devlet yapılanması adı verilen terör örgütüyle ilişkili ne kadar kişi varsa, eninde sonunda mutlaka hesap vereceğine, hak ettiği cezaya çarptırılacağına vurgu yaparak, "Aynı durum, bu yapının, emniyet teşkilatımızda, diğer kamu kurumlarımızda, eğitimde, ekonomide, her alanda faaliyet gösteren mensupları için de geçerlidir" açıklamasına yer verdi.

Vicdanını herhangi bir vesayet odağının emrine veren hiç kimsenin, adalete hizmet edebilmesi mümkün olmadığının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 27 Mayıs’ta Yassıada’da, 12 Eylül’de Mamak’ta yargılama yapanlarla, 28 Şubat’ta darbecilerin karşısında ‘hazır ol’da duranlarla, 17-25 Aralık’ta gerçek yüzlerini ortaya koyanların hiçbir farkının olmadığını bildirdi ve devamında şu açıklamaları yaptı: "Hatta bu yapı, milletimizin kutsal değerlerini istismar etmesi sebebiyle, diğerlerinden çok daha sinsi, çok daha tehlikeli, çok daha tahripkârdır. Bugüne kadar tüm darbecilerle, tüm vesayet odaklarıyla nasıl mücadele ettiysek, bu yapıyla da aynı şekilde ve aynı kararlılıkla mücadele ettik, etmeyi sürdürüyoruz. Türkiye’yi, her alanda bir kanser hücresi gibi saran bu yapıdan kurtarmakta kararlıyız. Bu mücadeleyi sizlerle beraber verdik, sizlerle beraber, inşallah neticeye ulaştıracağız. Ama benim sizden beklentim şudur: Ne olur birliğinizi beraberliğinizi bozmayın, dayanışma halinde olun."

Konuşmasında terör sorununa da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan Türkiye'nin son yıllarda karşı karşıya kaldığı sorunların hepsinin de birbirleriyle ilişkili olduğuna dikkat çekti. Gezi Olaylarının 17-25 Aralık darbe girişiminden bağımsız olmadığını, bölücü terörün yeniden kan dökmeye, can almaya başlamasının da, aynı şekilde, bu kurgunun dışında olmadığını aktardı.

"HASSASİYETLERİMİZİ YOK SAYANLARA KARŞI KENDİMİZİ SAVUNMA HAKKIMIZI KULLANMAKTAN ÇEKİNMEYİZ"

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında şunları söyledi: "Suriye sınırlarımızın hemen ötesinde yaşanan gelişmelerin karşımıza çıkardığı sorunlar, millî güvenliğimizi tehdit eden boyutlar kazandı. Bölücü terör örgütü PKK, Suriye’de PYD ismiyle faaliyet göstererek, uluslararası toplumu aldatma ve bu isimle meşruiyet kazanma peşindedir. Ankara Gar’ı önündeki olay salt bir DAEŞ eylemi değildir, kollektif bir terör eylemidir. Bu terör eyleminin içinde DAEŞ’de vardır, PKK da vardır, PYD de vardır, YPJ de vardır, Suriye’nin El Muhaberat örgütü de vardır. Müşterek yapılmıştır. Ve 1 Kasım’ı yönlendirme eylemidir. Düşünebiliyor musunuz; eylem oluyor, daha kimdir, nedir, nasıldır belli olmadan, sözde siyasetçi biri çıkıyor, ‘Bunu Saray yaptı, katil devlet’ diyor. Hangi belgeye, hangi bilgiye dayanarak bunu söylüyorsun. Ama bunlar sloganik varlıklardır, hayatlarını bunlarla idame ettirmeye çalışırlar. Rejime ve PYD’ye en büyük desteği ise, eylemleri ve dünya kamuoyuna verdiği görüntüyle, DEAŞ veriyor. Bizim gözümüzde PKK’nın, PYD’nin, YPG’nin, DEAŞ’ın hiçbir farkı yoktur. Hepsi de terör örgütüdür, hepsi de masum insanların kanını döken birer vahşet makinasıdır."

Amerika, Rusya ve kimi Avrupa ülkelerinin, Türkiye’nin terör örgütü olarak nitelendirdiği bu örgütler karşısındaki tutumundan fevkalade rahatsız olduklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye olarak, ülkemize yönelik saldırılar dışında, bölgedeki gelişmeleri mümkün olduğu kadar sabırla, ihtiyatla takip etmeye çalıştık. Ama mesele kendi güvenliğimiz, kendi bekamız, kendi geleceğimiz olduğunda, hiç kimse bizden gelişmelere seyirci kalmamızı beklemesin. Terörle mücadelede her gün şehitler veren, her gün yeni acılar yaşayan bir ülke olarak, hassasiyetlerimizi yok sayanlar karşısında kendimizi savunma hakkımızı kullanmaktan asla çekinmeyiz" açıklamalarında bulundu.

"BÖLGEMİZDEKİ SORUNLARI DERİNLEŞTİRMEYE YÖNELİK HER ÇABA, DÜNYANIN GELECEĞİNİ TEHDİT EDEN MAYIN GİBİDİR"

Türkiye’nin, ülke ve millet olarak varlığına kast eden terör örgütünü güçlendirme anlamına gelen her adımı, doğrudan kendisine yönelik kabul edeceğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu uyarılarda da bulundu: "Suriye’de güç ve zemin bulan terör örgütleri, bugün sadece ülkemizi tehdit ediyor olabilir, ama yarın bu örgütlerin eylemlerinin tüm bölgeye, tüm dünyaya yayılacağı açıktır. Bölgemizdeki sorunları derinleştirmeye yönelik her çaba, Batı ülkeleri başta olmak üzere, tüm dünyanın geleceğini tehdit eden birer mayın gibidir. Bugün olmazsa yarın, ama bir gün mutlaka bu mayınlar, bölgeyle beraber onları döşeyenlerin de canlarını yakmaya başlayacaktır. Suriye ve Irak’ta körüklenen terör ateşinin, Mısır ve Libya’da demokrasiye karşı işlenen cürümlerin bedeli tüm dünya için büyük olacaktır."

Çok geç olmadan bu konuda samimi, adil ve çözüm odaklı adımlar atılmasını istediklerini sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun için ortaya koydukları girişimlerinin ve yaptıkları tekliflerinin olduğunu hatırlattı ve konuşması şöyle tamamladı: "Diğer ülkelerin de bu çerçevede söyleyecek sözleri varsa, onları da değerlendirip, bölgemizdeki yangını bir an önce söndürmenin çarelerini aramalıyız. Tarihimizin ve medeniyetimizin bize yüklediği sorumlulukların bilincinde olarak, bölgenin ve kardeşlerimizin geleceği için verdiğimiz mücadeleyi sonuna kadar sürdürmekte kararlıyız."

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner599

banner388