banner622
banner519

Başbakan Davutoğlu ve Genelkurmay Başkanı Özel, Suriye sınırında (6)

SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI BİR ARAYA GELDİ Başbakan Davutoğlu, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın 'PKK elleri tetikten çeksin' çağrısıyla ilgili "Geç oldu ama şimdilik doğru bir çağrı" dedi. Başbakan Ahmet Davutoğlu,...

Başbakan Davutoğlu ve Genelkurmay Başkanı Özel, Suriye sınırında (6)

SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI BİR ARAYA GELDİ Başbakan Davutoğlu, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın 'PKK elleri tetikten çeksin' çağrısıyla ilgili "Geç oldu ama şimdilik doğru bir çağrı" dedi. Başbakan Ahmet Davutoğlu,...

08 Ağustos 2015 Cumartesi 23:40
Başbakan Davutoğlu ve Genelkurmay Başkanı Özel, Suriye sınırında (6)
banner566

SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI BİR ARAYA GELDİ
Başbakan Davutoğlu, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın 'PKK elleri tetikten çeksin' çağrısıyla ilgili "Geç oldu ama şimdilik doğru bir çağrı" dedi.
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Ceylanpınar'daki temaslarının ardından helikopterle döndüğü Şanlıurfa'da, 'Sivil Toplum Kuruluşları ile Buluşma' adıyla düzenlenen akşam yemeğinde kentin sivil toplum kuruluşu temsilcileri, işadamları ve kanaat önderleriyle bir araya geldi. Burada konuşan Başbakan Davutoğlu, gün boyu gezisini anlatarak teröre karşı omuz omuza verme ve birlik ve beraberlik çağrısını yineledi. Ülke genelindeki terör saldırılarını değerlendiren Başbakan Davutoğlu, şöyle dedi: "Bugün programımız yoğundu, 4 ayrı bir mekandaydık. Çok önemli ziyaretlerde bulundum ama Şanlıurfa'ya gelip de semasından, toprağından istifade edip de sizlerle selamlaşmadan gitmeyi doğru bulmadım. Son Şanlıurfa ziyaretim maalesef hüzünlüydü. Suruç saldırısıyla hem çok büyük biz ızdırabı yaşadık ama aynı zamanda bir alarmı hep beraber hissetmeye başlamıştık. Birden Şanlıurfa'da ve bu şehirlerimizde arka arkaya gelen saldırılarla çok ciddi bir tehlikenin kapımıza geldiğini derinden hepimiz hissettik. Suruç'taki saldırıdan sonra bölücü terör örgütünün başlattığı saldırıyla birlikte DHKP-C'nin Suruç'taki bir vatandaşımızın cenazesini bahane ederek İstanbul sokaklarında, o saadetin, irfanın şehrinde ellerinde silah, yüzlerinde maskeyle gösteri yapma cüretine girdiğini gördük. Hemen ondan bir gün sonra yine güzel bir Şanlıurfa ilçesinde, bu sefer Ceylanpınar'da, 2 yiğit pınarımızı, annelerinin gözyaşlarının pınar gibi akmasına sebep olacak, bütün bir milletimizin gözyaşlarının akmasına sebep olacak şekilde hainler gece evlerinde polislerimizi şehit ettiler. Aynı gün bu sefer Dağ Karakolu'nda bu sefer hain DEAŞ terör örgütü askerimize saldırdı."
SANKİ BİR EL DÜĞMEYE BASTI
Ülke genelinde terör saldırılarının başladığı 20 Temmuz'da sanki bir elin düğmeye bastığını söyleyen Başbakan Davutoğlu, "Bakınız 20 Temmuz'dan, 23 Temmuz'a kadar sanki bir el düğmeye bastı ve birbirleriyle bazı ihtilaflı gibi görünen ama perde gerisinde aslında aynı hedefe natuf olarak çaba gösteren DEAŞ, PKK ve DHKP-C harekete geçti. Hedefleri neydi biliyor musunuz? Hedefleri, tam da Şanlıurfa'nın temsil ettiği ne ise onu yok etmekti. Bu masa, bu salonda Türk, Kürt, Arap ve her bölgeden kardeşimiz, vatandaşımız var. Bu saldırıların hepsi vahdetimize, birliğimize dönük saldırılardı. Aynı şekilde terör örgütü PKK da milletimizin birlik ve beraberliğini hedef edindi. İkisi de Şanlıurfa'yı seçti. Birisi Suruç'ta, birisi Ceylanpınar'da. Çünkü biliyorlardı ki eğer Şanlıurfa'daki birlik ve beraberlik yok edilirse, bu sembol şehrin Türkleri, Kürtleri, Arapları arasına nifak sokulabilirse; Türkiye, aynen Suriye gibi kardeş kavgası girdabının içine sokulabilir. Çünkü biliyorlardı ki eğer Şanlıurfa'nın bugün bu salonu dolduran bu sivil toplum kuruluşlarının omuz omuza verdiği her masada, her etnik kökenden omuz omuza verdiği ruh yok edilirse, Türkiye girdaba sokulur. Bu bilinçle emin olunuz ki hareket ettiler" dedi.
'BİZ MİLLETİ İBRAHİM'İZ' DEMENİN VAKTİ GELMİŞTİR
Başbakan Davutoğlu, herkesin ayağa kalkıp 'Biz milleti İbharim'iz demenin vakti geldiğini söyleyerek, konuşmasına şöyle devam etti: "DEAŞ ve PKK ve dahi bütün terör örgütleri bu toprakların çocuklarını yetim bırakmak için harekete geçtiler. Şimdi sizlerin üzerinizden bütün milletime buradan seslenmek istiyorum. Çünkü bu seslenişin en doğru mekanı Şanlıurfa. Şanlıurfa, Hz. İbrahim'in tevhit diyarıdır. Biz hepimiz milleti İbrahim'iz. Hepimizin ayağı kalkıp 'Biz milleti İbrahim'iz' demenin vakti gelmiştir arkadaşlar. Şanlıurfa bize bunu söyler. Biz Türkiye Cumhuriyeti hükümeti olarak, sizlerin oyları ve destekleriyle bu ağır sorumluluğu hissedenler olarak baktık ki Türkiye kolektif bir saldırıyla karşı karşıya. Oturduk ve 23 Temmuz günü bütün güvenlik birimlerimize, şahsen başkanlık ettiğim bir Güvenlik Toplantısı sonrasında açık ve net bir talimat verdik. Şanlıurfa'daki bu vahdet, birlik bilincini korumak için kim buna tehdit ediyorsa bulacaksınız ve onlara gereken dersi vereceksiniz. Milletimiz Doğu ve Batı'da rahatlık içinde, tebrik ve destek mesajları geliyor. Çünkü o günlerde 20-23 Temmuz arasında DEAŞ şunu söyledi; 'Ben buradayım, sınırınızda ve her an sizin vatandaşlarınıza, askerinize saldırabilirim.' DHKP-C İstanbul'dan boy gösterdi; 'Ben buradayım.' PKK bir yerden ses verdi; 'Ben hepinizden daha şiddetliyim. Ben gider Ceylanpınar'ın huzuru için çalıştıktan sonra daha yeni uykusuna çekilmiş, istirahatına çekilmiş polisleri şehit ederim. Ben de buradayım' dedi. Eminim doğusunda, batısında, kuzeyinde, güneyinde millet de, devlet nerede diye sordu. Biz de 23 Temmuz'u 24 Temmuz'a bağlayan gece DEAŞ'a yaptığımız operasyonla, 24 Temmuz'u 25 Temmuz'a bağlayan gece PKK'ya yaptığımız sınır ötesi operasyonlarla hala devam eden ve bütün şehirlerimizde her 3 örgüte yaptığımız operasyonlarla biz de şunu söyledik; biz buradayız, burada olacağız, kıyamete kadar da burada olacağız. DEAŞ denilen örgüt daha dün çıktı, PKK denilen örgüt 30-40 yıllık. ama bu toprakların ruhu olan Hz. İbrahim'in tevhit bilinci asırları bin yıl aşar. Bilsinler ki son nefesimize kadar mücadele edeceğiz. Sabırla son yıllarda istismar edilen çözüm sürecinin olumlu bir netice üretmesini bekledik, sabırla. Mahalli seçimler vardı, halel gelmesin dedik. Cumhurbaşkanlığı seçimleri vardı, halel gelmesin dedik. Genel seçimler geldi, kimse yanlış anlamasın dedik. Çözüm sürecini kardeşlik için başlattık."
HDP'YE; BU NASIL PİŞKİNLİKTİR?
Başbakan Davutoğlu, HDP'yi eleştirirken Selahattin Demirtaş'ın Brüksel'den verdiği mesajları pişkinlik olarak niteleyerek şunları söyledi: "Bu arada birileri acaba bünyeyi zayıf düşürebilir miyiz çabası içine girdiler. Birileri barış derken, ellerinde kalaşnikof, zihinlerindeki terör kültürünü yok etmeden ve onları gizleyerek, Türkiye'de bir kardeş kavgasının önünü açmak istediler ve son derece de pişkince. Bakınız şimdi Demirtaş'ın Brüksel'de verdiği mesajlara. Çatışmasızlığa dönelim diye günlerdir söyledikleri sözlere. Bu nasıl bir pişkinliktir? Ve şu iddiaya da bakın; 'Ak Parti erken seçime gitmek için çözüm sürecini bitirdi.' Şimdi akıl, vicdan sahibi bütün vatandaşlarıma seslenmek istiyorum; Allah aşkına Ceylanpınar'da 2 polisimizi Ak Parti mi şehit etti? Adıyaman'da askerimize tuzağı Ak Parti mi kurdu? Diyarbakır'da ihbar edip trafik kazası var diye, oradaki kardeşine yardım için koşan Tansu polisi yolda tuzağı düşürüp Ak Parti mi öldürdü? Hep kendileri cinayetleri işleyecekler, bu şiddetin parçası olacaklar, bize meydan okuyacaklar, millete meydan okuyacaklar sonra da dönüp yurtdışındaki temsilcileriyle birlikte arkalarındaki odaklarla birlikte oklarını Cumhurbaşkanımıza, bana, hükümete, Ak Parti'ye yöneltecekler. 7 Haziran seçimlerinden bu yana KCK'nın, PKK'nın, yurt dışındaki temsilcilerinin arka arkaya yaptığı açıklamalara bakın. 9 Temmuz'da Cumhurbaşkanımızdan görevi aldıktan bir gün sonra halk savaşı ilan ettiler. Demirtaş ile görüştüğümüz gün dahi 'Silahlanın' diye çağrı yaptılar. Suruç olayından bir gün önce ayaklanma çağrısı yaptılar. Zannediyorlar ki onlar bütün bu şerliği yaparken, biz bütün bunlara gözümüzü kapatacağız ve sessiz kalacağız."
ÜLKENİN TEK BİR SANTİMETREKARESİNİ TERK ETMEK NİYETİNDE DEĞİLİZ
Ülkenin tek bir santimetrekaresini terör örgütlerine terk edilmeyeceğini vurgulayan Davutoğlu, "Eti tırnaktan yedi düvel ayıramamış ve biz hep beraber Şanlıurfa'da ezan susmasın diye Türk'ü, Kürt'ü hep beraber ayağa kalkmışız da; ordumuz yokken, 1'inci Dünya Savaşı'nda cephelerimiz düşmüşken, Sevr Antlaşması'yla vatanımızın her bir parçası parçalanma tehdidi altına girmişken; Şanlıurfa, Hz. İbrahim'in mirasını korumak, ezanı Muhammedi'yi korumak için ayağa kalkmış ve müstevlileri bir şehir olarak tek başına sürmüşse; aynı işi Gaziantep yapmışsa; Allah aşkına bugün arkasında güçlü bir demokrasisi, elinde dünyanın en kudretli ordularından biri olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti bunlara pes eder mi, bunlara meydanı bırakır mı, bunları hukuk devletinde cezalandırmadan durur mu? Ne DEAŞ, ne DHKP-C, ne PKK, hiçbirine bu ülkenin tek bir santimetrekaresini terk etmek niyetinde değiliz. Hiç birine, 78 milyonunun tek bir unsurunu, terk etmek yada onların merhametine bırakmak niyetinde değiliz" dedi.
GEÇ OLDU AMA ŞİMDİLİK DOĞRU BİR ÇAĞRI
Başbakan Davutoğlu, HDP'nin çatışmasızlık çağrısını geç ala şimdilik olumlu bulduğunu ifade ederek, "Şimdi 'Çatışmasızlık' diyorlar. Evet biz çözüm sürecini başlatırken, sayın Cumhurbaşkanımız daha Başbakan iken 2005'te bunu ilan etmişti. Açık söylemek lazım. Herkes zihnindekini açık konuşsun. Demirtaş'a söylüyorum; bu fikirler serdedilirken, ayaklanma çağrıları yapılırken, Kobani olayları bahane edilerek 6- 7-8 Ekim'de bütün şehirlerimiz bir ateş görüntüsü içine sokulurken, neredeydiler? Niye 'Çatışmasızlık' demediler? 2 polisimiz şehit edildiği gün çıkıp deselerdi ki dönüp o terör baronlarına ve kullandığı tabirle söylüyorum o terör gladyosuna 'Yapmayın bu terörü' deme cesaretini göstermeyenler, şimdi çatışmasızlıktan ve bize meydan okumaktan bahsediyorlar. Şimdi yavaş yavaş 'Elleri tetikten çeksin PKK' diyor. Geç oldu ama şimdilik doğru bir çağrı. Şunu da yapması lazım. Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisindeki bütün vilayetlerde, vatandaşların zorla götürüldüğü bir takım haraç alma yerleri, milis adı altında şehirlerimizi terörize eden yapılar, bazı dağlarda vatandaşlarımızı zorla götürüp işkence yaptıkları, bunlar duyum değil. Karayazı İlçe Başkanı'mızı dağa kaldırıp işkence yapmaya kalktılar, seçimlerden hemen önce. O zaman hadlerini bildirecektik ama o zaman da diyeceklerdi ki 'Seçimlere şiddet bulaştırdılar.' Bunların hepsine karşı olduklarını, kamu düzenine karşı olduklarını, milletin huzurun bozan her şeye karşı olduklarını söylemeleri lazım. Yetmez! Bütün silahlı unsurların, Türkiye dışına çıkmasını söylemeleri lazım. Silahları bırakmalarını söylemeleri lazım. Dillerinde barış; Ankara'da, TBMM'de milletvekilliği yaparak demokratik siyaset yaptıklarını iddia edecekler, sonra da dağlarda, şehir kenarlarında silahlı grupların hüviyetini sanki doğalmış gibi konuşacaklar. Ve diyecekler ki 'Gelin müzakere edelim.' İşte Buradan söylüyorum; Türkiye'de müzakere yeri Türkiye Büyük Millet Meclisi'dir. Orada her şey müzakere edilir, onun dışında da kamu düzeni söz konusu olduğunda kimseyle hiç bir şey müzakere etmeyiz. Bütün bu çeteler, örgütler ellerindeki silahı bırakıp Türkiye'yi terk edecekler" diye konuştu.

FOTOĞRAFLI

 

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner591