banner622
banner519

Başbakan Ahmet Davutoğlu Televizyon Programına Konuk Oldu (1)

Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Basın özgürlüğünün hakaret etmeden, tehdit etmeden, başkalarının kişilik hukukunu yok etmeden mutlak anlamda sağlanması bizim temel hedefimizdir” dedi.Başbakan Ahmet Davutoğlu, bir televizyon kanalında gazetecilerin...

Başbakan Ahmet Davutoğlu Televizyon Programına Konuk Oldu (1)

Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Basın özgürlüğünün hakaret etmeden, tehdit etmeden, başkalarının kişilik hukukunu yok etmeden mutlak anlamda sağlanması bizim temel hedefimizdir” dedi.Başbakan Ahmet Davutoğlu, bir televizyon kanalında gazetecilerin...

10 Ekim 2015 Cumartesi 02:40
Başbakan Ahmet Davutoğlu Televizyon Programına Konuk Oldu (1)
banner587
banner605
Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Basın özgürlüğünün hakaret etmeden, tehdit etmeden, başkalarının kişilik hukukunu yok etmeden mutlak anlamda sağlanması bizim temel hedefimizdir” dedi.
Başbakan Ahmet Davutoğlu, bir televizyon kanalında gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.
“SON 12 YILIN EN ÖNEMLİ BAŞARILARINDAN BİR TANESİ, SİVİL ASKER İLİŞKİLERİNİN DEMOKRATİK BİR NİTELİĞE DÖNÜŞMESİ”
28 Şubat’ın medya mantığının bugün de basın üzerinde görülüp görülmediğiyle ilgili soruya Başbakan Davutoğlu, “Bugün 28 Şubat’takine benzer şekilde medya üzerinde brifing vererek onu yönlendiren silahlı kuvvetler yok. Son 12 yılın en önemli başarılarından bir tanesi, sivil asker ilişkilerinin demokratik bir niteliğe dönüşmesi. Milli Güvenlik Kurulu’nun oturma düzenine bakınız, ben Dışişleri Bakanı olduğum döneme kadar devam etti, bir de şimdi bakınız. Sivil ve askeri ilişkileri daha sağlıklı zemine oturdu. 28 Şubat’ta medyanın postmodern darbeye verdiği destek asker ile medya arasındaki eskiden beri süregelen ilişkilere bağlıydı. 12 Eylül’de de böyle bir destek verildi. Ama şimdi böyle bir durumdan bahsedemeyiz. Medya üzerinden siyaseti dizayn etme teşebbüsü bağlamında soruyorsanız o hep oldu, oluyor. Son dönemde Cumhurbaşkanımıza, bize, AK Parti’ye yönelik kampanyaların oluş sebebine bakıldığında bu sefer bu ilişki askeri bürokrasisi ile medya ilişki olma mahiyetinde değil, dışarıda ve içeride siyaseti oy tercihleri ve milli irade dışında şekillendirmek isteyen çevreler tarafından yürütülen bir başka network doğdu. Bunun Türkiye’deki demokratik işleyişle bir alakası yok. Basın özgürlüğü konusunda herkesin dürüst olması lazım” dedi.
“BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNÜN HAKARET ETMEDEN, TEHDİT ETMEDEN, BAŞKALARININ KİŞİLİK HUKUKUNU YOK ETMEDEN MUTLAK ANLAMDA SAĞLANMASI BİZİM TEMEL HEDEFİMİZDİR”
28 Şubat’ta köşe yazarlığı yaptığını hatırlatan Davutoğlu, konu hakkındaki düşüncelerine şöyle devam etti:
“ Bir gün öylesine üzülmüş ve öfkelenmiştim ki bir açıklamaya. O dönem kesintisiz eğitimi savunanlara dönük gelen tepkiler sebebiyle 5+3 meselesinden imam hatiplerin kapatılması meselesinden. O dönemin Başbakanı eleştirenleri ‘Bunlar mağaralardan beslenen yarasalar’demişti. Onun üzerine bir yazı yazmıştım. Biz müslümanlar mağaraları da yarasaları da severiz diye. Yarasaları severiz çünkü Allah’ın yarattığı her şeyde güzellikler buluruz. Mağaralara hürmet ederiz çünkü insanlığı aydınlatan vahiy ve birçok temel düşünce Hira Mağarası’nda vahiy geldi. Ertesi gün üniversiteye gelen dekan, rektör bir yazı üzerine aman dikkat edelim dediler. O zaman boş bir istifa mektubu vermiştim. Ben düşündüğümü söylemekten korktuğum anda bilim adamlığı yapamam diye. Hepimiz bundan etkilendik. Türkiye’de eğer demokratik ortam sağlayacaksak herkesin düşünce, fikir, basın özgürlüğüne aynı ölçüde saygı duyulması ve bu konuda da bazı temel kriterleri yerleştirmesi lazım. Bu anlamda basın özgürlüğünün hakaret etmeden, tehdit etmeden, başkalarının kişilik hukukunu yok etmeden mutlak anlamda sağlanması bizim temel hedefimizdir. Zaten beyannamemizde de bunu söyledik. Medya özgürlüğünden bahsettikten sonra bu özgürlüğü sınırlayıcı tutumlar takınmak bu doğru bir şey değil.”
ŞİKE DAVASI
Fenerbahçe Spor Kulübü ve yöneticileri hakkında görülen ve tüm sanıkların beraat ettiği “Şike Davası” ile ilgili soruya Davutoğlu, “Dışarıdan hukuka bir müdahale edildiği varsayımı ve iddiasına üzerine görülen davaya, bu hüküm son bir nokta koydu. Eğer yanlış bir şey varsa da sistem içinde aksayan hususlar varsa da bunu da yine sistemin kendisi içinde ve bütün aktörleri tarafından doğru bir eksene oturtulması lazım. Şikeyi Türk sporuna bulaştırmamak lazım. Spor etik değerlerin en keskin şekilde uygulanması gereken bir alan” şeklinde yanıt verdi.
“SON SİLAHLAR BIRAKILANA KADAR OPERASYONLAR DEVAM EDECEK”
Davutoğlu, PKK’nın eylemsizlik ilan edeceği iddialarının gerçeğe dönüşmesi karşısında devletin alacağı pozisyona ilişkin olarak, “Devletin, hükümet olarak da bizim bu anlamda tutumu açıktır. Türkiye’de meşru emniyet ve güvenlik birimleri dışında kimsenin silah barındırma, silah kullanma hakkı ve yetkisi olamaz. Türkiye’de hiçbir ilçede ve ilde meşru olarak yürütülen çalışmalar dışında hiç kimse hendek kazamaz, barikat kuramaz. Buradan ne çıkıyor; kamu düzeni. Seçim için savaş çıkartılıyor gibi söz sarfedenlere verilecek cevabımız budur. Bunun seçimle alakası yok. Bu seçim öncesinde ve sonrasında devam edecek. Biz bu karara kolay varmadık. 2013’ün mayısında çekilmesi gereken, Türkiye topraklarından çekilmesi gereken silahlı gruplarının sayısı artmışsa, Türkiye’den çıkartılması gereken silahların niteliği ve niceliği artmışsa, bunun dışında siyaset yapıyorum diyenler, sırtımızı terör örgütüne dayadık ya da silahlanma, ayaklanma dönemi geldi diye 8-9-10 haziranda 14 temmuzda bunu çağrı yapan Demirtaş ile ben görüşürken dahi bunu yapıyorlarsa, bunu şimdi tekrar suret-i haktan görünmeye hakları yok. Şunu bilsinler, biz çözüm süreci iradesini devreye sokarken de çok dürüst, samimi ve tutarlı bir stratejinin parçası olarak buna karar verdik. Terörle mücadeleyi başlatma kararını verdiğimizde yani 23 temmuzda da yine stratejik bir karar olarak verdik. Son silahlar bırakılana kadar operasyonlar devam edecek. Onların eylemsizlik dedikleri meşru güvenlik güçlerimizin operasyonları bırakması onların ise, silah stoku yapmaya devam etmesi, bir takım terör faaliyetlerini yapmaya devam etmesi ve bir müddet sonra da 6-7 ekim olaylarında geçen sene olduğu gibi bir anda birçok şehrimizi kana, ateşe, yangın yerine çevirecek şekilde faaliyet göstermeleri. Eylemsizlikten kasıtları buysa, biz eylemsizliği geçmişte gördük. Konuşulacak tek konu silahların nasıl bırakılacağıdır” diye konuştu.
“MUŞ’TA MEZARLIK YIKILDI DİYE İKİ HDP’Lİ BAKAN İSTİFA ETTİ. SORDUM BAKANLAR KURULU’NDA MEZARLIKTA DOÇKALARIN NE İŞİ VAR?”
Kuzey Irak’ yapılan operasyonlarda 3 gün içinde 458 hedefin vurulduğunu belirten Davutoğlu, “Ciddi şekilde silah ve mühimmat kaynaklarına darbe vurulmuştur. Muş’ta mezarlık yıkıldı diye iki HDP’li bakan istifa etti. Sordum Bakanlar Kurulu’nda mezarlıkta doçkaların ne işi var? Kaleşnikofların ne işi var? Teröristlerin ne işi var? 10 yaşında rehin bir çocuğun ne işi var? İstifa ettiler, daha sonra yaptıkları açıklamaları gördünüz” ifadelerini kullandı.
Teröristlerin aralarındaki telsiz görüşmelerinden bahseden Davutoğlu, “Telsiz istihbaratlarını daha bugün aldım. Ondan sonra eylemsizlikten bahsedecekler. Dedikleri tek şey şu; seçime kadar öldürmeye ara verelim. Ondan sonra aynen devam edelim. Bu barış mıdır? Demirtaş, vekiller PKK’lıların cenaze törenlerine gidecek diyor. Bu nasıl bir demokrasi anlayışı?” dedi.
“PARLAMENTODA GELİP, NE DÜŞÜNCELERİ VARSA SÖYLESİNLER”
Davutoğlu, açıklamalarına şöyle devam etti:
“Bir ülkede barışı sağlayacak olan o ülke vatandaşlarının iradesidir yani demokrasidir. Demokrasinin tecelli ettiği yer parlamentodur. Parlamentoda gelip, ne düşünceleri varsa söylesinler. En aykırı fikirlerini parlamentoda söyleyebilirler. Ama en ufak çakıl taşını dahi terör maksadıyla kullanamazlar. 2013 mayısında verilen söz tutulursa, bütün teröristler silahlı unsurlar Türkiye’yi terk ederse, silahlar bu anlamda bırakılırsa, ondan sonra oturulur Türkiye’nin meseleleri hep beraber parlamentoda konuşulur. 20 temmuzda DEAŞ’ın Suruç’ta vatandaşlarımızı katletmesi sonrasında şöyle bir kanaati uyandırdılar; bu saldırıyı DEAŞ ile birlikte AK Parti’nin üzerine yıkarız. Bütün dünyayada AK Parti’nin DEAŞ ile işbirliği yaptı, dolayısıyla da PKK’nın ve PYD’nin hatta Kürt ve alevi vatandaşlarımızın bir isyanını haklı gösteririz. Suruç’ta yapılan o saldırının daha sonra başlayan PKK ve DEAŞ eylemlerine zemin hazırlaması bakımından onlarla irtibatı vardır.“
Yükleniyor...
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner599