banner519

Bakan Eker’den ’PKK’ya Silah Bırakma Çağrısı Gelmesine’ İlişkin Açıklama

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, çözüm süreciyle ilgili yapılan toplantının ardından yapılan açıklamada, PKK’ya silah bırakma çağrısının gelmesini değerlendirerek, "30 küsur senedir, Türkiye’de sürekli akan kandan...

Bakan Eker’den ’PKK’ya Silah Bırakma Çağrısı Gelmesine’ İlişkin Açıklama

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, çözüm süreciyle ilgili yapılan toplantının ardından yapılan açıklamada, PKK’ya silah bırakma çağrısının gelmesini değerlendirerek, "30 küsur senedir, Türkiye’de sürekli akan kandan...

03 Mart 2015 Salı 15:32
Bakan Eker’den ’PKK’ya Silah Bırakma Çağrısı Gelmesine’ İlişkin Açıklama
banner566
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, çözüm süreciyle ilgili yapılan toplantının ardından yapılan açıklamada, PKK’ya silah bırakma çağrısının gelmesini değerlendirerek, "30 küsur senedir, Türkiye’de sürekli akan kandan şikayet ettik. Kaynaklarımız heba oldu, ocaklarımız söndü. Milyonlarca insan yerini yurdunu terketti. Dolayısıyla bu çağrı geç bile kalınmış bir çağrıdır" dedi.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, İhlas Haber Ajansı (İHA) ve TGRT Haber Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar’ın soruları cevapladı. Çözüm süreciyle ilgili yapılan toplantının ardından yapılan açıklamada, PKK’ya silah bırakma çağrısının gelmesini değerlendiren Eker, "21 Mart’tan daha önce hatta birkaç hafta önce olmasını bekliyordum. Çünkü, bu zaten uzunca bir süredir aslında üzerinde çalışılan bir konu ve HDP heyeti gidip geliyor İmralı’ya da Kandil’e de. Hükümetten ilgili Sayın Başbakan Yardımcımız Yalçın Akdoğan ve diğer ilgili bakan arkadaşlarımızın da onlarla da görüşmeler yapılıyor. Ben, aksine bekliyordum. Hatta daha önce de bekliyordum çünkü barış için hep geç kalınıyor. Yani, bir saat sonra olacak barış da geçtir, erken olursa huzur erken gelir, barış çabuk gelirse insanlar o kadar kolay, rahat huzura erişir. Bu işsiz insanların iş bulması demektir aynı zamanda. Bu, insanların yaşadıkları ülkede aidiyet duygularını geliştirilip ortak bir gelecek tasavvurunun birlikte inşa ettikleri, birlikte gerçekleştirdikleri bir Türkiye demektir. Çünkü 30 küsur senedir, Türkiye’de sürekli akan kandan şikayet ettik. Kaynaklarımız heba oldu, ocaklarımız söndü. Milyonlarca insan yerini yurdunu terketti. Dolayısıyla bu çağrı geç bile kalınmış bir çağrıdır. Biz, bir an önce bu çağrının vücut bulmasını, karşılık bulmasını, silahların olmadığı, namluların gölgesinin düşmediği, barut kokusunun olmadığı bir ortamda Türkiye’yi nasıl demokratikleştireceğiz, sivilleştireceğiz, Türkiye’de ortak bir geleceği demokratik ve sivil bir toplumu nasıl inşa edeceğiz, yerel yönetimlerin alanını daha fazla ileriye taşıyacağız bunları o zaman konuşabilir. Silahın gölgesinin olduğu, barut kokusunun olduğu, patlama sesinin duyulduğu bir ortamda bunlar konuşulamaz ki. Bunlar gelişemez" ifadelerini kullandı.
"Herkesi ilgilendiriyor, sadece Kürtlerin sorunu değil, hepimizin sorunu" diyen Eker, "Onun için ben hayretle karşılıyorum. Biz, bu memlekette huzurun gelmesini istemiyor muyuz? Bu memlekette barışın gelmesini istemiyor muyuz? Biz, hangi PKK’yı istiyoruz, barışan PKK’yı mı istiyoruz bizim için o mu önemli? Yoksa sürekli bombaların patlatıldığı, kanın aktığı, gözyaşının sel olduğu bir ortam mı istiyoruz? Eğer biz gerçekten barış istiyorsak, muhalefet olalım, iktidar olalım, Kürt Türk olalım, kim olursak olalım, eğer biz barış istiyorsak o zaman barışın dilini konuşmamız lazım. Barışın diliyle seslenmemiz lazım. Umutsuzluk ve kararsızlıkla değil, umutla konuşmamız lazım. Bunu hayata nasıl geçiririz ve orada bize ne düşüyor bunu söylememiz lazım. Eğer ’hayır’ ağzımızdan çıkmayacaksa susmamız lazım. Susalım ki bari daha fazla, insanların gönlünü karartmayalım ve umuda olan yolculuğa bir zarar gelmesin. Barışı o zaman inşa edelim. Çünkü, hepimizin en çok hasret çektiği bir ortamdır. Türkiye işte bahara giriyor. Bakın bugün işte Mart ayının 3’ü, 3 Mart, yani bahar geliyor. Tabiat canlanacak, ağaçlara su verilecek, toprak ısınacak. Bu hareketle, canlanmayla, tabiatın uyanışıyla birlikte toplum da barışa doğru evrilsin, barışa doğru gelişsin. Baharın döllenmesini o umut rüzgarları gerçekleştirsin ki birlikte daha güzel daha iyi bir Türkiye’yi inşa edebilelim. Bu çağrı önemlidir, bu adım tarihidir. Dolayısıyla bunu desteklememiz ve bunun olabildiğince hayat bulmasını, bir an önce hayata geçmesini sağlamamız lazım. Aksine karamsarlıkla, bu da nereden çıktı yüz ifadesi ve sözlerle bunu karşılamamız gerekiyor" diye konuştu.
"ÇÖZÜM SÜRECİNİN TAMAMINI ASLINDA HALK SATIN ALMIŞ DURUMDA"
Eker, konuşmasını şöyle sürdürdü: "İnsanlar zaten 2013’ün başından beri itibaren bu olumlu havayı teneffüs ediyor ama 6-7 Ekim olayları o atmosfere zehirli gaz gibi girdi. Dolayısıyla insanların umutları bir şekilde zarar gördü, sarsıldılar çünkü kan döküldü tekrar. Sokaklar büyük acılara tanıklık etti. Sokaklarda masum çocuklar öldürüldü. Şiddetin en kötü örneklerini Türkiye gördü. Diyarbakır başta olmak üzere bölgedeki birçok ilimiz aynı sıkıntıları, acıları çekti. İmralı’dan gelen son çağrı, PKK’nın silahları bırakması için kongre yapmasını ve silahları bırakmasını öneren bu çağrı HDP milletvekilleri tarafından açıklanan çağrı Diyarbakır’da da çok büyük bir coşku ve heyecanla karşılandı. Aslında, çözüm sürecinin tamamını halk satın almış durumda. Kim, buna aykırı birşey söylerse, karşı durursa o gerçekte kendi siyasi geleceğini bitirmiş olacak çünkü halk bunu affetmeyecek. Kimse kendi huzuruna ve barışına kasteden bir duruşu eylemi affetmez. Bugüne kadar hep işin kolayına kaçıyordu niye çünkü Türkiye’yi yöneten devlet aklı barışa bu kadar istekli değildi. Neden? Uygulamaları, politikalarıyla Türkiye buna alan açmıyordu. Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın 12 Ağustos 2005 tarihinde Diyarbakır’daki konuşmasıyla birlikte Türkiye çok farklı bir kulvara girdi. Türkiye’nin demokratikleşmesini hükümet istiyor, hükümet projeler üretiyor. Birçok reform ve anayasa değişikliği istiyor. İsteyen hükümet istemeyen muhalefet yani garip bir tecelli ile karşı karşıyayız. Son CHP’den gelen çabalar bu manada olumlu, en azından bir karşı duruş, şimdiye kadar umarım grup konuşmasında da güzel bir dil kullanır. Diğer partilere baktığımız zaman zehirli dil kullanılıyor. Bu zehirli dil, barışa özgürlüklere, demokratikleşmeye ve sivilleşmeye karşı neredeyse ona karşı olan bir tutum sergiliyor. Bu, ironidir, akıl tutulmasıdır. Ondan sonra da dönüp diyorlar ki niye barajı aşamıyoruz, biz niye şu kadar şeyde kalıyoruz. MHP’nin de HDP’nin bir kanadının da açıklamalarına baktığınızda insan üzülüyor. Neden barış çağrısına siz destek vermiyorsunuz? Toplumla neden aynı safta değilsiniz? Niye toplumun barış çağrısının yanında yer almıyorsunuz? Biz, milletle beraberiz. Millet bunu biliyor. Bugüne kadar ki bütün seçimlerde başarımızın altındaki temel sebep budur."
"Kimisi hala umutsuzluk ve karamsarlığı yaymaya çalışıyor, onun için seçimlerde başarılı olamıyorlar" diyen Eker, "Ben barıştan ve özgürlüklerden, Türkiye’nin sivilleşmesi ve demokratikleşmesinden yanayım. Benim doğduğum topraklarda insanlar çok sıkıntılar çektiler. Neredeyse figan ve feryat yükselmeyen ocak kalmadı bu ülkede. Ne kadar ayıp birşeydir, ayıptır günahtır. Bırakın barış gelsin. Hiçbir şey bir annenin yürek yangınından hiçbir şey daha önemli değil. O acıları Allah kimseye yaşatmasın, bu memleketin hiçbir evladının kanı akmasın. Dolayısıyla bugün bu kadar yaklaşmışken hala bunu olumsuz bir tarafa çekme çabası ondan taktik politik birşey elde edilmez. Siyaset o değil, öyle siyaset olmaz" ifadelerine yer verdi.
TARIM SEKTÖRÜ ENTEGRE YÖNETİM BİLGİ SİSTEMİ
Haftasonu açıklanan ’Tarım Sektörü Entegre Yönetim Bilgi Sistemi’ne ilişkin bilgi veren Eker, "Mesele, gerek bitkisel üretim, gerek tarım alanları, gıda üretim sistemleri, makinesi, tohumu ilacı vesaire, tarıma, hayvancılığa, gıdaya ait ne verse bütün bunlarla ilgili 42 ayrı veri tabanına topladığımız gece gündüz, 24 saat izlediğimiz veriler var. Arazi bilgi sistemi bütün bunlardan birisi. Arazi bilgi sistemininde şu var, Türkiye’nin üzerinde ziraat yapılan, 32 milyon 500 bin parsel var. Her yerdeki arazi bunun içinde. Her bir tarım parseline bir kimlik numarası verdik. Bu sistem dünyada bir ilk. Bu kimlik numarasıyla iki yerden sürekli kayıt alıyoruz. Bir, uydulardan Türkiye satını yılda iki defa tarıyoruz, ekili mi dikili mi. Havadan takip ediyoruz. İki, dört yüz tane yer istasyonu kurduk. Teklif olarak bu üzerinde 24 saat gece görüşü de olmak kaydıyla bütün sesleri alan, insan kulağının duymadığı sesleri alan, anlık olarak gösteriyor. Bununla bütün bitki büyümesine ait bütün hususiyetleri kaydediyor. 400 istasyon yüzer dekar alanda ne varsa kaydediyor, bitkinin gelişimini kaydediyor. Bir hastalık varsa, bütün atmosfer özelliklerini, bunları kaydediyor. Bitkiyle bunun ilişkisini kuruyor. Biz, bunların teknolojilerinin parçalarını değişik kameralarını bir yerden alıyorsunuz. 400 tane de yer istasyonumuz var. Nihai hedef bin 200. Bununla sadece iki noktayla biz birtakım veriler elde ediyoruz. Bunun dışında bizim daha önce Türkiye’de tarım üretim havzalarını tamamını 190 havzayı kaydettik. Elimizde 2 milyon 200 bin çiftçiye ait çiftçi kayıt sistemi var. Buradan da veriler alıyoruz. Diğer bütün veri sistemleriyle bu entegre. Sahada 10 bin personelimiz var. Köylerde 10 bin tane görevlendirdiğimiz personelimiz var. Onlarla da biz Türkiyee’nin tarımsal envanterine ait kayıtları güncel bir şekilde tespit ediyoruz" diye konuştu.
"ŞU ANDA 41 BİN 500 KÖYDEKİ BÜTÜN VERİLER KAYDEDİLİYOR"
Hayvan Kayıt Sistemi’nin de olduğunu anlatan Eker, bütün hayvanların ve üretici örgütlerinin de bu kayıt sisteminde olduğunu ifade etti. Üretimle ilgili girdilerin, DATA’lar için oluşturulan bir sistem olduğunu belirten Eker, şu anda 41 bin 500 köydeki bütün verilerin kaydedildiğini dile getirdi. Görevlendirilen personelin bu verileri girdiğini söyleyen Eker, "O istasyon çevresinde olanlardan isteyenlere İpad alabilecek, oradan veri girmeyle ilgili bu sistemden istifade edebiliyorlar. İstasyon hem görüyor, hem duyuyor hem de konuşuyor. Kişi gidiyor, yüz tanımı varsa, istasyona tanıtılmış, görüyor tanıyor, sistemle konuşabiliyor. Yabancı biri geliyor, yüzünü tanımıyorsa kaydediyor, şirkete haber veriyor. Ona anında tepki veriyor zaten. oradan hem bilgileri alıyor, hem oranın üzerinden merkezle de görüşebiliyor. Sisteme, istasyona verilmiş yüzlerce soru var. Onlar sorulduğunda onlara cevap veriyor. Sistem de Ankara’ya, merkezle iletişime geçiyor. O bölgede ezan dahil olmak üzere ezan saatlerinde ezan da okuyabiliyor. Size o bölgedeki ürünle ilgili, kurdun, haşerenin geleceğini de söylüyor, muhtemel hastalık riski varsa onu söyleyebiliyor" şeklinde konuştu.
Bu sistemin koordinasyon sağladığına ve planlamanın mümkün kılındığına dikkati çeken Eker, "Tarım sektörünü reforme ederken tarım sektöründe değişim ve dönüşümü planlarken temelde hangi sosyakültürel, eğitimle alakalı faktörler bizim önümüzde engel olarak duruyor. Bunların problemini nasıl gideririz bunları düşündük. Bu proje, 10 yıllık bir çaba. Bireylerin bakış açısı ne? Mühendisin hazırladığı proje mühendislik projesidir. Eğer sosyoloğun gözüyle sorunlara çözüm üretemezseniz o zaman o proje başarılı olamaz. Koordinasyon, organizasyon en büyük sorunlarımızdan biridir. Şunu ekerseniz şu bölgede daha fazla destek veririm, az ekerseniz az destek veririm derim ben. Nihai karar çiftçiye aittir. Aklın ışığında doğal kaynak yönetiminde biz onu şöyle yapacağız. Ekonominin rasyonel prensiplerini biraraya getirip ondan sonra destek vereceğiz" şeklinde konuştu.
"PARSELİN NUMARASINI VERMEDEN SİZ O PARSEL İÇİN GÜBRE ALAMAZSINIZ"
Yer istasyonunun ekranlara gelmesi üzerine Eker, "Yüz tanıyor, görüyor ve o yüz tanıma özelliği sebebiyle de onunla irtibat kurabiliyor. Bin 200’e çıkartılacak. 10 bin zaten envanter takip sisteminde çalışıyor. Bizim Bakanlığımız her ilde her bölgede ihtiyaç duyulan noktada temsil edecek. Bunun ismi gözlem ve ölçüm istasyonu. Dolayısıyla etraftaki çiftçilerin yüzlerini tanıtıyoruz onda rahatlıkla bağ kurabiliyorlar. Ayrıca Ipad üzerindeki program üzerinden onlar da kendileriyle ilgili, topladığımız veriler çiftçi tarafından da anlık olarak kullanılabiliyor. Parselin numarasını vermeden siz o parsel için gübre alamazsınız. Çiftçi ilacı kullanacaksa bir parselde parsel numarasını söyleyeceksiniz, o parsele göre hangi ilaç ne için kullanılacaksa o reçeteye uygun olarak o ilaç satılacak. Dolayısıyla biz kimyasal gübre miktarını, kullanılan ilacı ve gübreyi bileceğiz. Bildikten sonra o parselde ne kadar ürün üretilmiş onu bileceğiz. Satın aldığımız domatesin künyesini bileceğiz. Hangi bölgede yetiştiğini geriye doğru izlemesini takip edeceğiz. Hangi tarlanın ürünü bileceğiz. O tarlada ne kadar ilaç kullanılmış bileceğiz" ifadelerine yer verdi.
"BU SİSTEM DİNAMİKTİR, ÜRETİM ARTACAK"
Gıda fiyatlarının izlenip takip edileceğini vurgulayan Eker, "Bütün tarım ürünlerinin tamamını izleyeceğiz. Maliyetini düşürecek, verimliliğini artıracak, daha hijyenik daha kaliteli üretilmesine katkı sağlayacak. Bu projenin ekmeğini, şuanda yüzde 85 oranında bitti faal çalışıyor. Tüketici açısından izleme ile ilgili çalışıyoruz. Market rafındaki eti veya bir ambalajlı sanayi ürününün fotoğrafını çekiyor, onunla ilgili ürünün bütün özelliklerini alıyor, karekodla, okunabiliyor. Bu önümüzdeki aylarda devreye girecek, kısmen uygulamada. Bu entegre yönetim bilgi sistemi, yüzde 80-85 oranında aktif. en son bunları entegre etmek için 2011 yılından beri çalışıyoruz. Bu sistem dinamiktir. Üretim artacak. Türkiye tarım sektörünün verimliliği yüksek, ucuz, standardı yüksek, rekabetçi, üreticinin daha fazla para kazanabildiği bir iktisadi sektöre dönüştürmeye çalışıyoruz. Bu iktisadi bir faaliyetse, rakiplerimiz var. Siz de aynı pazara onlarla birlikte mal götürüp satıyorsunuz. Bunu rekabetçi kılmak için bilgi ve teknoloji de kullanmak gerekiyor. Verimli kılmak için birçok altyapı projesi geliştirdik. Destekleme politikasını geliştirdik" dedi.
Eker, çiftçilerin neredeyse tamamıyla iletişime geçildiğine dikkati çekerek, "Tedbir alınacak olanlar vardır, binlerce, yüzbinlerce hektar tarım alanındaki zirai faaliyeti dona karşı nasıl koruyacaksınız? Serayı koruyabilir tedbir alabilirsiniz ama diyelim ki binlerce hektar alandaki buğday alanlarına karşı ani hava değişiklikleri? Türkiye’nin neresinde ne yetişir bu bilgileri 2009 yılındaki havza modeliyle zaten ortaya koyduk. Türkiye’nin bütün tarım arazilerinin tamamını DATA kullanmak suretiyle hangi ürün nerede hangi verimlilikte yetişir o zaman onu çıkardık. Buna yeni ilaveler getiriyoruz. En son bunu bir yazılım ile, tamamı Tarım Bakanlığının, benim arkadaşlarım yazdı, Bakanlığın personeli yazdı onun için patenti bize ait. Bunun yazılımını kendimiz geliştirdik. Yönetim bilgi sistemini biz oluşturduk, yerli bir projedir. Teşvik sistemini zaten biz bu projeyi hayata geçirme çerçevesinde zaten değiştirdik. Prim desteği verdiğimiz 17 tane ürünün verim hesabını uydudan aldığımız görüntüler, yaptığımız hesaplarla verimliliğini biliyoruz. geçtiğimiz 25 Şubat günü Sayın Başbakanımız Ahmet Davutoğlu tarafından toplumla paylaşıldı. Tanıtımını bizden daha önce irtibat halinde olduğumuz, yurtdışındaki ülkelerin tarım Bakanları gelmek istedi. 4 ülkenin Bakanı, 2 ülkenin Bakan Yardımcısı o törene katıldı. Bunların içinde AB üyesi ülkeler de var. Bütün bu ülkeler de geldiler. Belki de bunu satacağız. Tüm dünyaya da bu manada ihraç edebilen bir ülke durumuna geldik."
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner591