banner622
banner595

Bahçeli : Komplo kuruyorlar, önümüzü kesmeyi planlıyorlarmış, vız gelir (2)

"ERDOĞAN'IN ÜLKE GERÇEKLERİNDEN HABERİ YOKTUR" Bahçeli, "Silvan'da askerimizin başını öne eğdirenler karargah ve lüks konutlarında saltanat sürmektedir. Erdoğan, Antalya'da yapılan G-20 Zirvesi'nde gülücükler saçıp...

Bahçeli : Komplo kuruyorlar, önümüzü kesmeyi planlıyorlarmış, vız gelir (2)

"ERDOĞAN'IN ÜLKE GERÇEKLERİNDEN HABERİ YOKTUR" Bahçeli, "Silvan'da askerimizin başını öne eğdirenler karargah ve lüks konutlarında saltanat sürmektedir. Erdoğan, Antalya'da yapılan G-20 Zirvesi'nde gülücükler saçıp...

17 Kasım 2015 Salı 12:19
Bahçeli : Komplo kuruyorlar, önümüzü kesmeyi planlıyorlarmış, vız gelir (2)
banner566

"ERDOĞAN'IN ÜLKE GERÇEKLERİNDEN HABERİ YOKTUR"

Bahçeli, "Silvan'da askerimizin başını öne eğdirenler karargah ve lüks konutlarında saltanat sürmektedir. Erdoğan, Antalya'da yapılan G-20 Zirvesi'nde gülücükler saçıp sanki dünyayı kurtarmış, sanki fethe çıkmış mağrur adam pozları verirken, Türkiye elimizden kayıp gitmektedir. Bu ne şuursuzluktur? Başkanlık için prova yapan, yüzde 49,5 oy almış yamalı ve yaralı Davutoğlu'nu kızağa çekip ortalıkta görünmesine müsaade etmeyen Erdoğan'ın ülke gerçeklerinden haberi yoktur. Antalya'da görünmez hale gelen Davutoğlu ise sanki rüya âlemine, sanki kış uykusuna dalmıştır. Kendilerinde olmayan hasletlerden yüzü kızarmadan bahsetmektedir. Neymiş, 1 Kasım'da tek başına iktidara gelmelerinin nedeni samimiyetmiş. Neymiş kaybeden yokmuş, Türkiye kazanmış, millet kazançlı çıkmış. Yandaş kalemler; aklını, zekasını ve insafını kiralamış sözde aydınlar 1 Kasım'a öyle anlamlar yüklemiş, öyle tanımlar getirmiştir ki, duyan herkes pes doğrusu demiştir. Lütfen şu sözleri vicdan terazinizde tartınız: 1 Kasım'da Ankara'dan yönetilme iradesi kazanmış. Yeni bir anayasanın, vesayet odaklarınca engellenmesine karşı duruş kazanmış. Başkanlık sistemiyle istikrarlı bir yönetim ve reformlara devam isteği kazanmış. 1 Kasım'dan sonra yeni anayasa ve başkanlık sisteminin gündemin zirvesine oturması boşuna değildir. HDP'nin, başkanlık sistemi dahil tüm modeller tartışılabilir demesi tesadüfi görülmemelidir. Ve pazarlıklar kızışmaktadır. AKP'nin başkanlık sistemini kapsayan yeni anayasa hazırlığı içinde olduğu, al ver sürecinin devreye alındığı anlaşılmaktadır. Demem odur ki, oyun için oyun vardır" dedi.

"BOZKURT GÖRÜNÜMLÜ AK TROLLERE, DEVREDİLECEK BİR PARTİ YOKTUR"

Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü; "Türk milleti 1 Kasım'da sandıktan başkanlık veya yeni anayasa mesajı vermediği halde, böyleymiş gibi propaganda yapan AKP'nin amacı karanlıktır. Seçimin hemen ardından Türk tipi başkanlık modelinin dillendirilmesi, Meksika modelinin hatırlatılması, ne idüğü belirsiz Cumhurbaşkanı sözcüsünün üstüne vazifeymiş gibi referandumdan bahsetmesi milli iradenin saptırılması, Erdoğan'ın parlatılma teşebbüsüdür. "Yeni Anayasa yapmak zorundayız. Bu araba ile Türkiye yoluna devam edemezö diyen defolu siyasi yüzler, sarayın gözüne girmek için insanüstü gayret sergilemektedir. Başkanlık sistemiyle Türkiye'nin sağ ve sol cenahtan oluşan iki partili bir siyasi sisteme kayacağını söyleyen demokrasi ve milliyetçilik düşmanlarının eline de koz geçmiştir. Bunlar iki partili yapıyı telaffuz etmeye çoktan başlamışlardır. Yani MHP'ye idam fermanı yazanlar, MHP'yi tasfiye etme, siyasi kaynağını kurutma amacı güdenler toparlanmış, sarayın etrafında öbek öbek toplanmışlardır. Şimdi 1 Kasım'da MHP'nin başarısız olduğunu söyleyenlere dikkat ediniz. 1 Kasım akşamından beri her türlü iftirayı atan, her türlü kirli yakıştırmayı reva görenleri göz önüne getiriniz. Diyorlar ki, MHP olağanüstü kurultaya gitmeliymiş. Diyorlar ki, yönetim değişmeliymiş. Diyorlar ki, mevcutla devam edilirse ilk seçimde baraj altı kalınırmış. Diyorlar ki, hayır diyenlere millet hayır demiş. Davutoğlu'na bakarsak kongreden korkmamıza gerek yoktur. Sayın Davutoğlu neyi yapıp yapmayacağımızı sana mı soracaktık? Senin unuttuğun, örtbas ettiğin bir gerçeği hatırlatmak isterim ki; Milliyetçi Hareket Partisi hiçbir şeyden korkmaz ve çekinmez. Demek ki içimizde kıpırdayanlarla hedef birlikteliğin vardır, MHP üzerinde hesap yapanların arkasında senin ve zihniyetinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Her şey bir yana, şahsımla ilgili gerek gazete köşelerinde, gerek, televizyon ekranlarında, gerekse de sosyal medyada yazılmayan, söylenmeyen bir şey bırakılmamıştır. Sağolsunlar, Allah eksiklerini göstermesin, hepsi de günahımızı alarak günahkârlığın dibini boylamışlardır. İçimizden ve dışımızdan MHP'nin çatısını uçurmak, Türk milliyetçiliğini eritmek için olan biten güçleriyle çaba sarfeden ne kadar satılık şahsiyet, fiyatı olan ne kadar devşirme, ne kadar saray hafiyesi varsa devreye girmiştir. Biz bunları biliyoruz. Biz bunların ilham ve ihanet kaynaklarını da görüyoruz. Bilmeyen varsa tekrarlayayım; bizde teslim edilecek, işgale bırakılacak, ardından da silinmesi seyredilecek bir parti yoktur. Bizim saray lejyonerlerine, bozkurt görünümlü ak trollere, sureti haktan görünüp cadı kazanı kaynatan işbirlikçilere devredilecek bir parti de yoktur."

"MHP SOYGUNA VE YOLSUZLUĞA 'HAYIR' DEDİ"

Bahçeli, "Milliyetçi Hareket Partisi Türk milletinin eseridir. Milliyetçi Hareket Partisi şehit ve gazileriyle yükselmiş Milliyetçi-Ülkücü neferlerin namus ve şeref simgesidir. Milliyetçi Hareket Partisi onun bunun oyuncağı olmayacak kadar kutlu; kime hizmet ettiği, kimlerin kuklası olduğu belli olan zevat ve zavallılara rehin edilmeyecek kadar kutsaldır. 1 Kasım'da saklandıkları deliklerden birer ikişer çıkıp MHP bilirkişisi kesilen, dava boyası sürüp Türk düşmanlarının ekmeğine yağ süren iç ve dış odaklara tahammülümüz olamayacaktır. Kimse kaçak güreşmesin, hiç kimse üç maymunu oynamasın; 1 Kasım'da projelendirilen MHP'nin baraj altında kalmasıydı. Bizim düşmemiz, kaybetmemiz, taviz vermemiz için her türlü algı düzeneği kuruldu, her yol denendi. Şu gerçeğin altını kalın olarak çizmek isterim ki, asıl hedef Türk milleti ve Türklüktü. Türkiye'nin yegâne umudu Milliyetçi Hareket'in bozguna uğraması, bölünmenin ve çözülmenin yolunu tam olarak açacaktı. Nitekim buzdolabına kaldırılan çözüm süreci musibetinin tekrar çıkarılması konuşulmaya başlanmış, hatta Erdoğan ille de bir isim koyulacaksa milli birlik ve kardeşlik süreci diyerek tekrar yıkımın başına dönmüştür. Saraydan kulağına olağanüstü kurultay tavsiyesi fısıldanıp, MHP'ye operasyon tembihlenenlerin peyderpey boy göstermeye başlamaları rastlantı görülmemelidir. Bunların alayı Türklüğün içine sızdırılmış, Türk milliyetçiliğini karalamaya azmetmiş ak misyonerlerdir. Bizim 17-25 misyonerlerinin, fitne fesat yuvalarının değirmenine su taşımamız boş bir hayal, beyhude bir çırpınıştır. Bizim hayır dediğimiz, oyumuzun düşme nedeninin de bu olduğu sürekli iddia edilmektedir. Milliyetçi Hareket Partisi hainliğe hayır dedi. Milliyetçi Hareket Partisi soyguna ve yolsuzluğa hayır dedi" diye konuştu.

"BİZ NE SÖZ VERDİYSEK ONUN YANINDA DURDUK"

Bahçeli, "Milliyetçi Hareket Partisi rüşvete, zillete ve mihnete hayır dedi. Milliyetçi Hareket Partisi harama, küresel cinayetlere, Müslüman katillerine, Türk kanının dökülmesini seyreden soysuzlara hayır dedi. İşte şimdi yine söylüyor, yine tekrarlıyorum; bunların hepsine sonuna kadar hayır diyorum. Biz ilkelerimizden ödün mü verseydik? Biz ülkülerimizi, ülkemizin çıkarlarını görmezden mi gelseydik? Ya da biz yarım asra yaklaşan mazimizi bir iktidar uğruna çiğneyip kenara mı koysaydık? Nedir bizden istenen, nedir Milliyetçi Hareket'ten beklenilen? 7 Haziran öncesinde, 54 ayrı açık hava toplantısında 17-25 Aralığın hesabını soracağız; hırsızları adalete teslim edeceğiz dedik, yanlış mı yaptık? Anayasa'nın ilk dört maddesine toz kondurmayacağız; devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü ölüm pahasına da olsa savunacağız dedik, hata mı ettik? Erdoğan'ın bile geri adım attığı, AKP'li bakanların bile eleştirilerimizi haklı gördüğü çözülme sürecini bitireceğiz, müzakereleri keseceğiz, ihanet edenlerin yakasından tutacağız dedik, yersiz mi konuştuk? Erdoğan, anayasal sorumluluklarını aşmasın, görevinin gerektirdiği hukuki sınırlara çekilsin dedik, çok şey mi istedik? Ya helal ya Bilal derken kuru gürültü yaptığımız mı zannedildi? Biz bunları söyledik, bunları vaat ettik ve de 7 Haziran'dan alnımız akıyla çıkmıştık. Asgari ücret hedefimizi eleştiren Erdoğan'a rağmen sosyal ve ekonomik vaatlerimizi milletimizle paylaştık. Şu işe bakınız ki, aynı Erdoğan bugün, AKP'nin 1300 liralık asgari ücret sözünden memnuniyet duyuyor, dahası işadamlarının gözünün içine baka baka daha az kazanın diyebiliyor. Ve hiç kimse çıkıp da, evet kefenin cebi yok; sen de daha az çal, daha az soy; fakiri tahrik etmek sözünü bırak da fakirliği bitirmek için atak ve aktif ol diyemiyor. Milyarlarca liraya kaçak Saray yaptırıyor, yetmiyor Yıldız Sarayı'nı mesken tutuyor. Milyonlarca masum insanımızın üzerinde ceketi yok, ayakkabısı yırtık, pantolonu yamalı, yoksulluk gözlerinden okunuyor. Fakat bunlar sarayla villa arasında saltanat sürenlere evet diyor, gerçek durum ve içler acısı hallerinin sorumluluğunu taşıyanlara şamarı indiremiyor. Biz milletimize ne dediysek onu yaptık. Biz ne söz verdiysek onun yanında durduk" dedi.

"SANCAĞIMIZIN İNMESİNİ İSTEYEN GAFİLLERE GÖZ AÇTIRMAYIZ"

Bahçeli, "7 Haziran'dan sonra meydanlarda söylediklerimizi unutsa mıydık? Ne var yani; çalan çalsın, götüren götürsün, bölen daha da bölsün, BOP'sa sorun yanına iki proje daha konsun diyerek eyyamcılığa, gevşekliğe pirim verip, yanardönerliğe biz de mi kapılsaydık? Efendimiz Hz. Peygamber'in "aldatanlar bizden değildirö kutlu hadisini hasıraltı mı etseydik? Kirli suyla dolu göleti kovayla temizlemeyiz bahanesine mi sığınsaydık? Yüce kitabımız Kur'an, iftira suçu işleyenleri ebediyen lanetlerken ve onların tanıklık yapabilme haklarını ellerinden alırken, biz müfterilere omuz mu verseydik? "Ben yolsuzluk dendiğinde şunu anlarım; devletin kasası soyuluyor mu, soyulmuyor mu?" sözlerinin altına biz de mi imza atsaydık? Ve bizde defteri soldan verilecekler arasında mı yer alsaydık? Söyler misiniz bana, ne yapsaydık, ne deseydik? Emin olmayanların yapay imanına kanıp, besmeleyle devletin hazinesini kemirenlere buyurun, hızlanın, daha da küpünüzü doldurun mu deseydik? Biz bunları söylemedik, dünyada bunları söyletecek de henüz anasının karnından doğmamıştır. Varsın oyumuz düşsün, ama dimdik duralım. Varsın bir kısım oy veren kardeşimiz şimdilik bizden uzaklaşsın, ama üç hilale mühür basan 5 milyon 694 bin milli ve korkusuz yüreklerle zalimlerin kuşatmasını kevgire çevirelim. Bunları hepsinin hesabını başlarına geçirelim. Milliyetçi Hareket'te iradenin sahibi Milliyetçi-Ülkücü dava arkadaşlarımızdır. Bunların dışında bize empoze edilen senaryolara itibarımız yoktur. Gazete sütunlarında hayrını görün sözlerini silah gibi kullanan döneklere, arkamızda başka irade olduğunu söyleyen tükenmişlere, sağı solu arayıp içimizi bulandırmaya çalışan müflis emellere eyvallahımız görülmeyecektir. Milliyetçi Hareket surda gedik açtırmaz. Milliyetçi Hareket aman dilenmez. Baş vermeyiz, boyun eğmeyiz, ricat etmeyiz. Ve 1 Kasım'da çıkan sonucu önemser, bu şehit yadigarı kutlu davayı hiç kimseye yedirmeyiz, peşkeş çekmeyiz, kayyum özlemiyle kavrulan, sancağımızın inmesini isteyen gafillere göz açtırmayız" diye konuştu.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner591