banner622
banner595

AK Partili Ünal'dan Kılıçdaroğlu'na 'Göbels' tepkisi

Mücahit YOLCU/ KAHRAMANMARAŞ, () - AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu 'Göbels' benzetmesi üzerinden eleştirirken "Eğer Kemal Kılıçdaroğlu Göbels rejimi arayacaksa, CHP'nin tarihine bakmalıdır....

AK Partili Ünal'dan Kılıçdaroğlu'na 'Göbels' tepkisi

Mücahit YOLCU/ KAHRAMANMARAŞ, () - AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu 'Göbels' benzetmesi üzerinden eleştirirken "Eğer Kemal Kılıçdaroğlu Göbels rejimi arayacaksa, CHP'nin tarihine bakmalıdır....

06 Kasım 2015 Cuma 21:58
AK Partili Ünal'dan Kılıçdaroğlu'na 'Göbels' tepkisi
banner587
banner605

Mücahit YOLCU/ KAHRAMANMARAŞ, () - AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu 'Göbels' benzetmesi üzerinden eleştirirken "Eğer Kemal Kılıçdaroğlu Göbels rejimi arayacaksa, CHP'nin tarihine bakmalıdır. Orada Göbels rejiminin etkilerini de, işaretlerini de net bir şekilde görür" dedi.
Mahir Ünal, beraberinde Büyükşehir Belediye Başkanı Fatih Mehmet Erkoç, AK Parti MKYK Üyesi Metin Doğan, milletvekilleri ve AK Parti İl Başkanı Ahmet Güngör'ün de katılımıyla kentte görev yapan gazetecilerle bir araya geldi. Mahir Ünal, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Uruguay eski Devlet Başkanı Jose Mujica ile yaptığı görüşmede 1933 ile 1945 yılları arasında Halkı Aydınlatma ve Propaganda Bakanlığı yapan Alman politikacı Joseph Göbels'e atıfta bulunarak benzetme yapmasını eleştirdi. Ünal, Kılıçdaroğlu'nun Göbels benzetmesine Albert Einstein'in 'Sadece ahmaklar aynı şeyleri yaparak farklı sonuç beklerler' sözüyle tepki göstererek, şöyle devam etti: "Kemal Kılıçdaroğlu, ilk gece konuşmasını yaparken bu başarıyı tebrik etme gereği bile duymadı. Ve Uruguay eski Devlet Başkanı Türkiye'de. Onunla yaptığı görüşmede 'Seçimlerden yeni çıktık ama bu ülkede demokrasi yok' diyebildi. Yani bu ülkede 13 yılda 11 kez seçim yapılacak. Bu 11 seçimin tamamı temiz, meşru ve hepsinden önemlisi yüzde 85'in üzerinde bir katılımla bu seçimler yapılacak. Türkiye'nin 1923'ten bu güne kadar çaba içerisinde darbelere, muhtıralara rağmen geliştirdiği bir demokrasisi var. İnsan buna saygı duyar. Türkiye'nin güçle bir seçim sistemi var, buna saygı duyar. Türkiye'nin genç bir Cumhuriyet'i var, buna saygı duyar. Ama Kemal Kılıçdaroğlu yine 'Türkiye'de demokrasi yok' demeyi tercih etti. Yani seçimden daha yeni çıkmışız, yüzde 85'in üzerinde bir katılımla. Bugün Avrupa'da seçimler, yüzde 45, 50, 55 ile yapılıyor. Ama ertesi gün bu ülkenin ana muhalefet partisinin genel başkanı 'Bu ülkede demokrasi yok' diyor. Yetmiyor biraz daha ileri gidiyor. Diyor ki; 'Bu bu rejim Göbels rejimidir.' Bu şu demektir. Einstein'in bir sözü vardır diyor ki; 'Sadece ahmaklar aynı şeyleri yaparak farklı sonuç beklerler.' Aynı şeyleri yaparsanız her zaman aynı sonuçları alırsınız. Farklı sonuçları almak için farklı şeyler yapmanız gerekiyor. Şimdi hep aynı şeyler yapacaksınız, toplumu aynı şekilde okuyacaksınız, AK Parti'ye oy veren seçmeni aşağılamaya ve hakaret etmeye devam edeceksiniz, toplumu anlamamaya, siyaseti okumamaya devam edeceksiniz, tek bir özeleştiri yapmayacaksınız. Bakın biz yüzde 50 oy almış bir parti olarak seçimden hemen sonra sayın Başbakanımızın konuşmasını dinlediyseniz ne vardı? Özeleştiri vardı. Parti sözcümüzün konuşmasında aynı şekilde özeleştiri vardı. Biz yüzde 50 oy aldığımız halde hala özeleştiri yapıyoruz. Ama yüzde 25, yüzde 12 oy alan bu siyasi partiler bırakın özeleştiri yapmayı, hatalarında ısrar etmeye ve 'Bugün olsa yine hayır derdim' demeye Devlet Bahçeli gibi. Yada diğer benzetme gibi, 'Yine bugün olsa hendek kazardım' demeye, Kemal yada Kılıçdaroğlu gibi bu demokratik rejimi, kazanımı Göbels rejimi gibi çok çirkin soğuk savaş yıllarında kalmış... Göbels algı operasyonlarını yapan, yürüten kişidir. Eğer Kemal Kılıçdaroğlu Göbels rejimi arayacaksa, Cumhuriyet Halk Partisi'nin tarihine bakmalıdır. Orada Göbels rejiminin etkilerini de, işaretlerini de net bir şekilde görür." 
'BU MİLLETİN TEVECCÜHÜNÜ KAZANMAK KOLAY DEĞİL' 
Konuşmasında AK Parti'nin aldığı yüzde 50'lik oy oranına rağmen özeleştiri yaptığını ancak muhalefet partilerinin bunu yapmadığını söyleyen Ünal, "Şimdi bu akılla bunlar devam ettikleri sürece; bu siyaseti okumamaya, bu toplumu okumamaya devam ettikleri sürece korkarım önümüzdeki 4 yıl siyaset sahnesinden de silineceklerdir. Çünkü siyaset, keskin bir oyundur, sert bir oyundur. Siyasette sahnede kalmak ve siyaset yapabilmek; öyle 13 yıl boyunca iktidar da kalacaksınız, 13 yılın sonunda da yüzde 49 oy alacaksınız. Bu kolay bir şey değildir. Bu milletin teveccühünü kazanmak kolay bir şey değildir. Bunu tahfif ederek (hafifletme), hafife alarak, küçümseyerek bu yaptıklarının hiç bir anlamının olmayacağını kabul etmeleri gerekir" dedi.
Ünal bir gazetecinin çözüm süreciyle ilgili sorusuna ise şöyle yanıt verdi: "Biz sırtımızı PYD'ye, YPG'ye dayıyoruz' diyenlere sandıkta cevabını vermiştir. Bunlar kendi siyasetleriyle terör arasında mesafe koymak zorundadırlar. Özellikle terör örgütünün 'Bizim sayemizde yüzde 10 barajını aştılar, yoksa yüzde 5 barajında kalırlardı' diye açıklama yapması da bunların yaptığı oyların terör örgütünün gölgesi ve vesayeti olduğunu açık bir şekilde ortaya çıkarmış, ifşa etmiştir. Biz kendi sınırlarımız içerisinde hiç bir silahlı unsur kalmayana kadar terörle mücadeleye devam edeceğiz. 'Silahlı bırakacağız, silahı bırakıyoruz, silahı da gömeceğiz' derlerse bunu konuşulabilir ve değerlendirilebilir buluruz. Ama daha önce olduğu gibi 'Bıraktık, bırakacağız, bırakıyoruz, çıktık, çıkıyoruz' gibi süreci istismar eden, süreci sabote eden ve devletin çözüm konusundaki iyi niyetini istismar eden bir yaklaşıma asla bundan sonra müsaade etmeyeceğiz." 
Mahir Ünal, Anayasa ile ilgili zemin çalışması yapılacağını da ifade ederek, şunları söyledi: "Anayasa ile ilgili artık bir Uzlaşma Komisyonu olmaz. Çünkü bu 2011'de denendi ve bu sonuç vermedi. Bundan sonraki süreçte Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki bir siyasi partinin, bir uzlaşma zemini etrafında bir Anayasa çalışması olur mu? Bunun da zeminini arayacağız, bunun zeminine bakacağız. Başkanlık sistemi ise, Anayasa içerisinde değerlendirilen konudur. Yani Başkanlık sistemi dediğimiz nedir? Anayasa'nın bel kemiği niteliğindeki siyasal sistemin ne olacağı tartışmasıdır. Şu anki Anayasamızın siyasal sistemi parlamenter sistemdir. Şimdi bundan sonra yapılacak, hazırlanacak Anayasa'da siyasal sistem mi, parlamenter sistem mi, Yarı Başkanlık sistemi mi, Başkanlık sistemi mi olacak? Biz Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nun çalışmalarında biz siyasal sistem olarak Başkanlık sistemini teklif etmiştik. Seçim beyannamemizde de zaten bunu önerdik. Dolayısıyla tüm bu konuda neredeysek bugün de oradayız. Ama şu anda bizim acil önceliğimiz nedir derseniz 7 Haziran'dan sonra Süreçte Türkiye'nin kayıplarını hızlı bir şekilde telafi etmek ve seçim beyannamemizdeki asgari ücretliye, emekliye, gençlere verdiğimiz vaatleri gerçekleştirmektir."

FOTOĞRAFLI 

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner591