banner595

AK Parti Kadın Milletvekili Adayları Tanışma Toplantısı

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Bir daha bu Meclis’te de ne başı açık, başörtülü, ne şucu ne bu diye hiçbir kadına dışarı denemeyecek. Bunu size taahhüt ediyoruz. Hep beraber bu taahhüdü yerine getireceğiz. Aksine, Hz. Mevlana’nın deyişiyle...

AK Parti Kadın Milletvekili Adayları Tanışma Toplantısı

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Bir daha bu Meclis’te de ne başı açık, başörtülü, ne şucu ne bu diye hiçbir kadına dışarı denemeyecek. Bunu size taahhüt ediyoruz. Hep beraber bu taahhüdü yerine getireceğiz. Aksine, Hz. Mevlana’nın deyişiyle...

16 Nisan 2015 Perşembe 15:08
AK Parti Kadın Milletvekili Adayları Tanışma Toplantısı
banner625
Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Bir daha bu Meclis’te de ne başı açık, başörtülü, ne şucu ne bu diye hiçbir kadına dışarı denemeyecek. Bunu size taahhüt ediyoruz. Hep beraber bu taahhüdü yerine getireceğiz. Aksine, Hz. Mevlana’nın deyişiyle dışarı demeyeceğiz, ’Gel ne olursan ol yine gel’. İnşallah 8 Haziran’da hepinizi Meclis’te görmek istiyorum omuz omuza birlikte yeni Türkiye’yi inşa etmek üzere" dedi.
Başbakan Ahmet Davutoğlu, AK Parti Genel Merkezi’nde düzenlenen ’AK Parti Kadın Milletvekili Adayları Tanışma Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, "İlim ve devlet hayatında her zaman en zor şartlarda da destek ve ilham kaynağı olan saygıdeğer hanımefendi, genel merkez kadın kolları başkanımız, değerli milletvekili adaylarımız, saygıdeğer hanımefendiler hepinizi saygıyla, muhabbetle selamlıyorum. Dün aday tanıtımımızı yaptık ama bugün özellikle sabah diğer aday gruplarıyla şehir ya da başka kriterler çerçevesinde biraraya gelmeden önce hanım arkadaşlarımızla, milletvekili adaylarımızla biraraya gelmeye özel bir özen gösterdik. Kadın kollarımız başkanımıza Sibel Hanım’a bu vesileyle teşekkürü borç biliyorum. Çünkü gerçek bir farkın TBMM’de sizler tarafından oluşturulacağına inanıyorum. Bu fark, aslında kadınları tarih boyunca farklı birçok açılardan da bence daha güçlü kılan bazı özelliklerle ilgilidir. Öyle bir anlayış vardır ki sanki medeniyetler, kültürler erkekler tarafından kurulur, erkekler tarafından yazılır. Halbuki medeniyetlerin, kültürlerin, devletlerin hatta kurulmasının en asli unsurları hanımlardır. Onlar olmamış olsaydı, insanoğlunun tarihi de yazılamazdı. Zaten böyle bir insanoğlu dediğimiz vaka insan kızı olmadan olmayacak bir şeydir zaten. Kendi medeniyet tarihimize bakalım. Eğer Hz. Hatice’nin o ahlakı ve sosyal hayattaki etkinliği olmamış olsaydı Hz. Peygamberin o ulvi görevi yapmasında da hayat ilk aşamalarda büyük zorluklar yaşanırdı. Yine, Hz. Ayşe olmamış olsaydı bugün hadis külliyatı olarak bildiğimiz o derin külliyat elimizde çok büyük bir eksikle olmuş olurdu. Aile hayatımızda dahil olmak üzere sosyal hayatın birçok unsurlarını anlayamazdık. Hz. Fatıma olmamış olsaydı merhameti, şefkati tanımamış olurduk. Hz. Hacer eğer o çileli tevekkülü büyük bir güçle göstermemiş olsaydı bugün hiçbir insan için yapılmayan bir şeydir, milyonlarca Müslüman her yıl ve tarih boyunca milyarlarca insan Hz. Hatice’nin tevekkülünün bir yansıması olarak sayda onun hızıyla yürür, ona hürmet eder. Yine daha yakın bizim Anadolu tarihimize baktığınızda ahiyani Rum dendiği yerde bacihani Rum da vardır, yani ahilik teşkilatı içinde Anadolu’ya kültürümüzün hükmünü vuranlar arasında bacihani rum öndedir. Önde yürümüştür, hep kurucu ve asli unsur olmuştur. Hiçbir zaman dışarıdan destek sağlayan salih unsur olmamıştır. Yine eğer vatan toprakları eğer işgal tehlikesi altında kalmışsa gerçek fedakarlıkları yapanlar sadece cepheye yürüyen 15’liler değil, onları büyük fedakarlıkla ve annelik duygusunu aşarak cepheye yollayan annelerin ruh dünyası fedakarlık dünyası sağlamıştır. Nene Hatun’u hangi güç cephede en önde savaşmaya sevkettiyse sizleri de bugün TBMM’ye gönderen güç aynı güçtür" ifadelerini kullandı.
Davutoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Halide Edip Adıvar’ın mitingdeki seslenişi bir milleti ayağa kaldıran seslenişlerden biridir. Demokrasi tarihimize bakın dün bizzat kaleme aldığım o 100 maddelik sözleşmede, Mersin Arslanköylü kadınlara özel bir atıfta bulundum, aslında örnek olsun diye bulundum. Bazı arkadaşlar acaba Anadolu insanı diyerek genelleştirsek mi dediler. Hayır özellikle Arslanköylü kadınlardan bahsetmek istiyorum, onu özellikle yazacağız. Çünkü acaba aynı dönemde başka yerlerde de fedakarlıklar yaşanmış. Kimse bilmez, çok az bilinen bir hikaye, vakadır. 1947’de Arslanköy’de muhtarlık seçimi yapılır, fakat kaymakam ve oradaki yetkililer birinin seçilmesini isterler diğerine karşı. Seçim sandıklarından kadınların ve Arslanköylüler’in istediği aday çıkar. Sandıklara müdahale edilir, açık oy gizli tasnif esasıyla sandıklar alınmaya çalışılır ve o yiğit Arslanköylü kadınlar sandıklara kapanırlar ’Sandık namusumuzdur’ derler. Yani, belki aynı şartlarda başka yerlerde başka olaylar yaşanmışlar, o direnci, o kararlılığı kadınlarımız göstermiştir. Demokrasimiz bu anlamda kadınlarımıza borçludur. Onun için özellikle zikrettim ki bilinsin, bilinsin ki sandıklara kadınlar sahip çıkarsa kimse o sandıklarda manipülasyon yapamaz. Bilinsin ki kadınlar eğer demokrasiye sahip çıkarlarsa demokrasiye kimse tuzak kuramaz. Bu tarih ve özellikler bilinmediği zaman maalesef tek boyutlu, tek cinsiyete dayalı bir anlayışın kurulabileceği kanaati yaygınlaşmaya başlıyor. Yine, çok acılı sancılı süreçlerden geçtik hepimiz. Türk toplumunda, demokrasimizde ve sosyal hayatta kadınlarımız haklarını kolay almadılar ve çoğu zaman da erkeklerden yeterli destek görmeden tek başına mücadele ettiler. Orada gelenek ile çağdaşlık arasında bir ayrım gözetmeden söylüyorum. Onun için atıflarımı gelenekten de yaptım. Şöyle bir kanaat yanlış, bizim geleneğimizde kadın sosyal hayatın dışında daha edilgen bir anlayış geleneğimizi anlamamaktır. Bizim toplumsal dokumuzu anlamamaktır. Aksine kadınlarımızın sosyal hayatta da, karar mekanizmalarında da en etkin yerde olmasını temin etmek lazım. Bu aile hayatından kadının kopması anlamına gelmez."
İnsanın mucizevi bir varlık olduğuna dikkati çeken Davutoğlu, "Eşrefi mahlukat olarak ama şunu ifade edeyim ben kendi hayatımda da, toplumsal hayatta da gözlemlediğim gerçek mucize kadındır. Yani burada herhangi bir kadın-erkek karşıtlığı yapmadan ifade ediyorum. Bir doğum sancısında yaşanan tecrübe, bir insanın varoluşuna katkıda bulunmanın ortaya çıkardığı olgunluk, mahfiyet, fedakarlık herhalde hayatta hiçbir tecrübeyle erkeklerin elde edemeyeceği bir şeydir. Kendi canınızdan 9 ay, ben bir kızımızı 6 günlük kaybetmiştik doğduktan sonra. Çok büyük bir ızdırap hissettim. Hayatımdaki en zor birkaç günden biriydi Sare Hanımla birlikte yaşadığımız. Şöyle düşündüm, benim için 6 günlüktü ama o Sare Hanım için 9 ay 16 günlüktü ve kendisinden bir parçaydı. Bunun şahsi bir tecrübe olduğunu düşünmeyin. Bunun kadın psikolojisine yansıyan, aslında insanlık tarihini de dönüştürecek büyük bir kudret olduğunu düşünüyorum, bir zaaf değil. Çünkü başka bir insanın varoluşuna böylesine katkıda bulunmak ve bu tecrübeyi yaşamış olmak kadınlara siyasette de, ekonomide de başkalarının dünyasını olumlu yönde merhametle etkilemek bakımından hiçbir varlığın anlayamayacağı bir şeyi tattırır. Olmamış olsa da kadınlar bunu yaşarlar, bilirler çünkü doğalarında bu var. Yine, erkeklerin bazı açılardan çok güçlü. Erkek kadın karşıtlığı ben her zaman karşı çıkmışımdır ama güzel üstünlükleri zikretmekte de bir beis yok. Güç tartışmasına girmeden güzel farklılık ve hisleri erkekler bir işe yoğunlaştıklarında bir işi yaparlar, yapabilirler. Ben ilmi bir makale yazmaya başladığımda dünyada hayatımı kapatırım ve o sırada çocuklar da bildiği için bunu izin alamadıkları ne husus varsa annelerinden alamadıkları izni tam akademik bir şeye yoğunlaşmışsam isterler ki ben bir an önce hani gitsinler de ben devam edeyim işime, ilmi hayata diye hep en zaaf noktam o. Çünkü iki işi bir erkeğin yapmasında baya zorluk vardır. Yine kendi hayatımdan gördüğüm hanımların hayatından biliyorum ki hanımlar aynı anda 3-5-7 işe yetişebilecek güce sahiptirler" diye konuştu.
"Sare Hanım müsaade ederse güzel bir anekdotla sizin bunu yapabileceğinizi göstermek için hani anne olmak mı milletvekili olmak mı" diye soran Başbakan Davutoğlu, "Avukat olmak, anne olmak, milletvekili olmak bu üçü birarada olur mu? Olur. Bunu illa karşılıklı bir biçimde değerlendirmemek lazım. Bundan birkaç sene önce bir sabah kahvaltısında birkaç aile yakınıyla kahvaltı yapıyorduk. Bir müddet sonra Sare Hanım’ın bir telefonu geldi, hasta olduğu anlaşıldı. Özel bir şey olduğu için de masadan kalktı, biraz özel konuşayım diye. O bulunduğumuz restoranda yürüyerek konuşmaya başladı. Dedim şimdi bakın, 30 saniye, 1 dakika sonra restorandaki bütün resimleri otomatik olarak düzeltmeye başladı, tabloları. Bir taraftan telefonla konuşuyor, bir taraftan da tabloların eğri durduğunu düşünüyor. Herkes dönüp bakmaya başladı. Telefon bitene kadar restorandaki bütün tabloların yerleri, duruşları değişmişti. Bir anda bir işi yapıp telefonla kulaklıkla konuşuyorsa eli boş, ikinci bir iş de yapabilirim diyor. Hastasıyla ilgilenirken evdeki alışkanlıkla acaba ne eksik diye restorana da bir güzel çeki düzen verdi. Ben şuna inanıyorum sizler evde anneliğinizi yaparken, profesyonel hayatınızı yürütürken TBMM’ye de çeki düzen verirsiniz Allah’ın izniyle. Bu, kadınlara has bir haslettir. Bu karışıklıklar içinde sizin büyük bir şahsi psikolojik gerilim yaşayacağınızı düşünmüyorum. İnşallah hepiniz, ailelerinizle ilgili sorumluklarınızı veya çocuklarınız varsa onlarla ilgili sorumlulukları yerine getirirsiniz inşallah. Meclis’teki görevlerinizi de yaparsanız, profesyonel hayatlarınız da varsa benim şahsi kanaatim onu da terk etmeyin. Ne işi yapıyorsanız mümkün olduğu kadar, çok kısmi bir şekilde de olsa yapmaya devam edin. Çünkü nihayet milletvekili görevi, siyaset hani erkekler için askerlik gibi bir şeydir. Yapacaksınız ve hayata döneceksiniz. Ben erkek arkadaşlarıma da, kadın arkadaşlarıma da siyasette onu söylüyorum. Siyasette kalıcı olacağınızı, mutlaka hayatınızın sonuna kadar o siyaseti sürdüreceğinizi düşünmeye başladığınızda kendi doğal hayatınızdan kopmaya başlarsınız" dedi.
"Ben dün özellikle üç dönem arkadaşları alkışlatırken, saygıyla onları anarken de AK Parti’nin yaptığı devrime dikkatleri çekmek istedim" diyen Davutoğlu, "Üç dönem kuralı da bence Sayın Cumhurbaşkanımızın bence son derece ilkeli ve tutarlı şekilde devamını istediği ve bence doğru olan kuralla göstermek istenen şey şudur; görevi yapıp bir müddet doğal hayatınıza dönün tekrar geleceksiniz, yine gelin ama siyaset misyondur, meslek değildir. Bu, Başbakan için de herhangi bir teşkilat mensubumuz için de geçerlidir. Onun için bazıları yanlış anladı. Dün Alparslan gibi beyaz kefeni giydim derken bir savaş gibi gördüğümden değil aksine siz oradaki teşkilat mensupları ve benim aramda bu kampanya esnasında görev ve misyon bakımından bir fark olmadığını göstermek için. Burada erkek ve kadın, genç yaşlı farkı da yoktur. Engelli engelsiz farkı da yoktur, burada dava insanı vardır ve o dava insanı bunun gereğini yapar ama kendi özel hayatını olduğu kadar bozmadan sürdürmeye özen gösterir. Çok zor olduğunu da biliyorum. Sare Hanım’ın bir taraftan doktorluğa devam edip, bir taraftan benim ki zor bir şey olarak bulunduğum konumun gereği olarak değil. Birçok şeyi yapma becerim olmadığı için benimle birlikte yaşamak zordur ama nihayetinde hayatın o doğal akışı içinde doktorluktan kopmamasını ben hep saygıyla karşıladım ve bunun onun hayatını her gün daha anlamlı kıldığını ve de daha huzurlu. Ankara’da karşılaştığımız zorluklara daha dirençli olmasının sebebi mesleğini icra etmeye devam etmesi, o huzuru yaşaması. Gece 02.00’de bile bir doğumdan ya da herhangi bir ameliyattan geldiğinden duyduğu huzuru başka hiçbir yerde duymuyor, onu görüyorum. Size de benim tavsiyem hayatınızın doğal akışını değiştirmeyecek şekilde siyasete tutunun. Bu erkekler için de geçerli. Bu doğal akışı sürdürenlerin herhangi bir şekilde siyasete ara vermek gerektiğinde çok büyük psikolojik gerilimler yaşadığını görmedim hayata nasıl geri döneriz diye. Dolayısıyla siyasetin mutlaka ve mutlaka sizlerin katkısıyla ahlak ve erdem alanı, nezaket ve zerafet alanı ve aynı zamanda da kalıcılık ifade eden bir pozisyondan, makamdan daha çok davanın kalıcı olduğu makamın her an değişebileceği alan haline dönüştürme konusunda kadınlarımıza ihtiyacımız var. Sizler bunu yaparsanız, birçok aynı işi yapabilme kabiliyetine sizler sahipsiniz. Şuna da sahipsiniz; şöyle düşünürüm erkekler daha dirençli midir? Hayır. Ben savaş şartlarında birçok kadın gördüm. Bosna Savaşı sürerken yurt dışında Malezya’dan, Bosna’dan gelmiş kadınlar ve genç kız talebelerim vardı. Çok şehit haberi verirdim, erkek talebeye söylediğimde onun yaşadığı yıkım ile bir kız talebeye veya eşe söylediğim zaman onların gösterdiği direnci hala hatırlarım. Ya da şimdi bazı mülteci kamplarına gidin, eşlerini, çocuklarını kaybederek gelen kadınların nasıl vakur ve hala hayata tutunduklarını görürsünüz" şeklinde konuştu.
DAVUTOĞLU’DAN ’İNSAN ONURU’ VURGUSU
Davutoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Eğer kadınlar hayata tutunursa toplumlar da hayata tutunur. Eğer kadınlar ayaktaysa toplum da ayakta durur. Çok zorlu çileli yollardan geldik. Ben şu manzarayı görmem sebebiyle Allah’a hamd ediyorum. İnşallah bu manzara Meclis’e de yansıyacak. Başı açık, başı kapalı, doğulular, batılılar, kuzeyliler, güneyliler her etnik kökene sahip kadınlarımız birarada. 28 Şubat’ta hala gözümüzün önündedir, saygıdeğer bir hanımefendiye, halkoyuyla gelmiş bir milletvekiline, şiirle hatırlanan insancıl görünen bir Başbakan yani 12 Eylül’ün generali değil. Öyle bilinen ve görünen bir Başbakan dışarı dışarı diye tempo tutturmuştu. Başı açık ve başörtülü bütün kadınların o gün onuru kırılmış ve hala o anı hüzünle, onuru kırılmış olmanın hassasiyeti ve duyarlılığı ile hatırlarsınız. Bu çileli yoldan bugün başarı ile gelinmişse bunda kadınlarımızın gösterdikleri gayretin önemi var. Sizler bunu başardınız. Sizler düşündüğünüz gibi hayata yaklaşma konusunda en güzel örnekleri sergilediniz. Hiçbir zaman AK Parti’nin kuruluşundan bugüne bir an dahi, sizlere bakarken şu başı açıktır bu başörtülüdür ya da şu şu düşünce bu bu düşüncededir gibi bir ayrımı zihnimizden geçirsek hayatın ve davanın o anda durması gerekir. Biz de dün dikkat ederseniz toplum sözleşmesi, Yeni Türkiye Sözleşmesi’nde en temel vurgu insan onuru vurgusu. Özellikle onun yaygınlaşmasını ve her yere sirayet etmesini istiyorum sizlerin üzerinden. Çünkü insan onurunun olduğu yerde başka her şey olur olumlu anlamda. Bu onuru hep beraber ayakta tutacağız. Bu onuru hep beraber siyasete taşıyacağız. Kim bizim partimizden veya düşüncemizden de olsa insan onuruna saygı göstermeyen kim olursa olsun ona karşı çıkacağız. Bizden farklı da düşünse insan onuruna kim saygı gösteriyorsa o bizim bugün değilse bile yarın bizimle olabilecek potansiyelde biridir. Şundan emin olunuz AK Parti kadrolarının her biri, sizler de buna öncülük edecek olmanız dolayısıyla söylüyorum insan onurunu her şeyin üstünde tuttular ve üstünde tutmaya devam edecekler. Bugün eğer kadınlara yönelik ayrımcılık her alanda bitmişse, aksine anayasaya pozitif ayrımcılık girmişse engelliler çok daha başı dik şekilde her yerde görünebilir bir nitelik kazanmışsa, şimdi gittiğim her yerde mutluluk ve tebessüm içinde bize bakıyorlar. Eskiden böyle bakılmıyordu. Yine bugün kızlarımız okullara katılım, gitme anlamında, eğitim hayatına katılım anlamında her zamankinden daha üst oranlara ulaşılmışsa, birçok kampanyalarla buraya gelindi. Sayın Cumhurbaşkanımız ve muhterem zevcelerinin bu anlamda katkıları hiç unutulmaz ve altın harflerle de yazılmıştır. Bu kampanyalar da devam edecek. Sizlerin de gerek Türkiye satında gerekse bulunduğunuz illerde mutlaka bu görevi en üst şekilde yapmanızı istiyorum."
"99 ESMAÜL HÜSNA’DIR"
Birkaç hususa dikkat çekmek istediğini belirten Başbakan Davutoğlu, "Birincisi, inşallah 99 adayımız var, bilinçli yani 99 olmasına özen gösterdiğimiz için değil ama 99 Esma’ül Hüsna’dır. Güzel isimlerin her biri vardır. Epey gayret sarfettik sayıların artması için ama bazı alışkanlıkları kırmak zor oluyor. 99 sayısına ulaştık. Yüzde 4’tü 2002’e temsil, şimdi yüzde 14. Şimdi bunu benim irademizde yüzde 25’e çıkarmak ama oraya yaklaştıracak bir seçim performansı gösteririz diye düşünüyorum. Bütün kadın adaylarımızın da seçilecek yerlerde olduğunu söylüyorum. Öyle iki kategori yok. Hepiniz Meclis’e hep beraber inşallah el ele geleceksiniz. Listenin hiçbir yeri bizim için seçilemeyecek bir yer değildir. AK Parti’den Meclis’e giren kadınlarımız hem Türkiye’yi temsil etme hem de bulundukları illeri ve değişik kanaatleri de temsil anlamında en renkli, en temsil kabiliyeti yüksek topluluk olacak" diye konuştu.
"HER BİRİNİZ TEK BAŞINA ÖZNESİNİZ"
"Meclis’teki çalışmalar itibarıyla biz sizleri kadın olduğunuz için sadece seçmedik, yani kadınlarımızın sayısı şuraya çıksın tabii bunu arzu ederiz ama her biriniz tek başına bir öznesiniz" diyen Davutoğlu, "Kim size sadece kadın olmanız vesilesiyle siyaseti yakıştırıyor veya böyle yorumluyorsa ona hayır diyeceksiniz. Ben burada özne olarak varım. Sizler her biriniz öznesiniz. Her biriniz bizim için, hepinizin özgeçmişlerini tetkik ettik. Yaptığınız siyasi çalışmaları tetkik ettik. Şurayı da kadın adayla dolduralım diyerek sizleri aday göstermedik. Her birinize değer verdiğimiz için sizleri aday gösterdik ve Meclis’te özne olarak yer alacaksınız. İkincil bir konumda olmayacaksınız. Konuştuğunuz zaman bir başka temsil görevi yürüten bir başka erkek arkadaşımızla bir fark olmadan ve o özgüven içinde bütün bir millete hitap ederek bütün bir millete hitap ederek konuştuğunuzdan eminim ama birileri eğer size başka şeyler yakıştırırsa bizim size bakışımız her birinize bakışımız Türk demokrasisine katkı yapacağınıza düşündüğüm inancım dolayısıyladır ve burada omuz omuza çok büyük atılımlara hep beraber katkıda bulunacağız" şeklinde konuştu.
"BİRAZ ÖNCE VERİLEN MESAJ ALINMIŞTIR"
Başbakan Davutoğlu, eşi Sare Davutoğlu’nun konuşmasına işaret ederek, "Biraz önce verilen mesaj alınmıştır. Sadece aile, kadın, engelli gibi konularda değil kadınlarımızın sahip oldukları vasıflarla öne çıkarlar ve onun gereğini yaparlar. Kadınları ikna odalarına yönlendirenler bugün Meclis dışındalar ama onların ikna odaları için müstahak gördükleri kardeşlerimiz ise yeni Türkiye’nin kurucu unsurları oldular. Genç kızları, kadınları ikna edilmesi gereken naif varlıklar olarak görmekten daha çok ne insan onuruna ve kadın onuruna saygısızlık olabilir. Sizler, her biriniz tek tek ve AK Parti’de siyaset yapan kadınlarımız olarak topluca çok büyük değer ifade ediyorsunuz. Aynen ahiyane Rum bacihani Rum birlikte omuz omuza bizim medeniyetimizi inşa etmesi gibi yeni Türkiye’yi hep beraber inşa edeceğiz. Farklılıklarımızı güzel çeşitliliğimizi bilerek herkes heybesinde ne varsa onu ortaya koyacak. Kimse dışlanmayacak, ötelenmeyecek. Kimsenin özgürlük alanına herhangi bir müdahale söz konusu olmayacak. Başkaları bize örnek teşkil etmez, biz kendi doğrularımızla yaşarız. Bir dönem birileri dışlamayı kendilerine bir prensip adledmişler hayat tarzlarına müdahaleyi, 28 Şubat’ta hayat tarzımızı bırakın her şeyimize müdahale ettiler. Ne söyleyeceğimize, hangi marketten alışveriş yapıp hangi şirketler yeşil sermaye olup onun alışveriş yapmayacağımıza kadar bizim hayat tarzımıza müdahale eden zihniyet kendileri böyle yaptıkları için şimdi AK Parti hayat tarzımıza müdahale eder mi diyor? 12 yıl içinde kimin hayat tarzına karıştık biz. Herkes kendi hayat tarzını yaşadı, yaşıyor. İsteyen istediği şekilde yaşar ta ki başka birinin hayat tarzını özgürlük alanını sınırlamayana kadar. Özgürlüklerin sınırlandığı yer başka bir özgürlüğün başladığı yerdir. İnsan onurunun korunduğu, özgürlüklerin korunduğu ve dünyada bu anlamda örnek teşkil eden bir siyasi hareket olarak AK Parti’nin temel ilkelerinin siyasete yansıdığı bir dönemin içindeyiz" ifadelerini kullandı.
Davutoğlu, kadın milletvekili adaylarından beklediği 3 kademeli siyaset anlayışı hakkında bilgi vererek, "Sizden 3 kademeli bir siyaset anlayışını yerleştirmenizi bekliyorum. Bir temsil ettiğiniz vilayette aktif olmanız. Orayı tabiri caizse iliklerine kadar nüfuz etmeniz. Teşkilatlarımızla birlikte bu iki ayrı kampanya süresince alana çıkmanız ve o alanda önce tanımanız sonra o alanı tabiri caizse avucunuzun içine alıp Meclis’e onu taşımanız. Bunu kampanyadan başlayarak yapabilirsiniz. Sizden önce alana inmenizi rica ediyorum, kadın zarafetini ayna zamanda kadının siyasetteki duruşunu illerinizde gösterin. Ta ki bir dahaki seçime hiçbir il başkanı gelip de biz de mücadele çetin bizde kadın aday değil de erkek aday olsa demesin bana. Bazı illerimizden bu geldi. Çok çetin geçiyor. Kadın kontenjanı diye bir şey yok AK Parti’de. Kadının her birinin tek tek değeri var. Kontenjan için kadına değer verilmez. Onun için şöyle bir gösterin, alana çıkın erkeklerden daha da mücadeleci gerektiğinde sandıkları aynı Mersin Arslanköylü kadınlar gibi koruyacağınızı gösterin ve cümle aleme bir ders olsun. Kadın zariftir ama dirençlidir" dedi.
KADIN ADAYLARDAN ÇÖZÜM SÜRECİ İÇİN DE DESTEK İSTEDİ
İkincisinin Türkiye’nin ulusal ölçekli yapılan siyaseti olduğunu söyleyen Davutoğlu, "Size en büyük emanetimiz çözüm sürecine sahip çıkınız. Bu masa etrafında doğulu batılı kuzeyli güneyli herkes var. Şu kritik dönemde tam da Ağrı’da saldırılar sürerken öyle şeyler yapalım ki bazı batılı milletvekili adaylarımızı doğu illerimize gitsinler ve oradaki annelerle buluşsunlar. Doğu ve Güneydoğu illerindeki kadın milletvekili adaylarımız batıya gitsinler şehit anneleriyle buluşsunlar. Ta ki görülsün ki anne yüreği birdir, anne yüreğini parçalamak bölmek mümkün değil. Emin olun, bizim vereceğimiz yüzlerce nutuktan daha fazla etkili olacak olan sizin Diyarbakırlı annelerle kucaklaşmanız olacaktır, eğer batı vilayetindenseniz doğu vilayetlerindenseniz sizin gelip şehit anneleriyle batıda kucaklaşmanızdır. Bir ayrım yapmaksızın söylüyorum ve gösterelim ki anneler her yerde omuz omuzadır. Kim bu ülkede barışı istikrarı tehdit ederse, kim şiddeti terörü teşvik ederse onların karşısında önce anneler, kadınlar dimdik duracaktır. Bu, milli düzeyde yapılan siyasette de sizden meslekleriniz siyasi tecrübeniz gereği kim önünüze engel çıkartırsa o engeli kaldırmak benim görevim. Hiç kimseden çekinmeden görüşlerini dile getirin, katkılarınızı yapın" dedi.
"BİR DAHA MECLİS’TE NE BAŞI AÇIK, BAŞÖRTÜLÜ NE ŞUCU NE BU DİYE HİÇBİR KADINA DIŞARI DENEMEYECEK"
Üçüncü bir şeyin temsil anlamında olduğunu belirten Davutoğlu, "Temsil ettiğiniz vilayetler uluslararası alana da çıkın, İnşallah daha fazla kadınımızın uluslararası faaliyet ihtiva eden komisyonlarda görev almasını istiyorum insan hakları kuruluşları, UNESCO, Kızılay’ın faaliyetleri, mülteci çalışmalarında sizleri de görmek istiyoruz ki yine İslam dünyasına dönük ortaya konulan yanlış algılara karşı güzel örnekler sergileyelim. Bu güzel örnekler yaygınlaştıkça alanda başı açık, başörtülü bütün hanımlarımız tek bir dil konuştuğunda Kürt, Sünni, Alevi, şehit annesi tek bir dil konuştuğunda, uluslararası alana çıkıp insanlık onurunu ayağa kaldırdığımızda o zaman çok sözünü ettiğimiz medeniyet inşasının önü açılır. Ben sizi zor çetin yollardan geçerek Arslanköylü kadınların bugünkü temsilcileri olarak görüyorum. Bir daha bu Meclis’te de ne başı açık, başörtülü, ne şucu ne bu diye hiçbir kadına dışarı denemeyecek. Bunu size taahhüt ediyoruz. Hep beraber bu taahhüdü yerine getireceğiz. Aksine, Hz. Mevlana’nın deyişiyle dışarı demeyeceğiz, ’Gel ne olursan ol yine gel’. İnşallah 8 Haziran’da hepinizi Meclis’te görmek istiyorum, omuz omuza birlikte yeni Türkiye’yi inşa etmek üzere" diye konuştu.
Programın açış konuşmasını yapan AK Parti Kadın Kolları Genel Başkanı Azize Sibel Gönül ise, 7 Haziran seçimlerinin ülkenin geleceğini, istikbalini belirleyecek olan önemli bir seçim olduğunu belirterek, "Bugüne kadar kurulduğu 2001’den bugüne kadar geçirdiği tüm seçimlerden başarıyla çıkmasını bilmiş, milletimizin başını hiçbir zaman önüne eğdirmemiştir. Yarınlarımızdan endişe etmeyeceğimiz çocuklarımıza güzel bir gelecek bırakma adına yola çıktık. Verdiğimiz her sözü yerine getirdik. Hiçbir zaman yapamayacağımız şeylere söz vermedik. Yapabildiğimizi gerçekleştirdik, yapamayacak olduğumuzda hiçbir zaman söz vermedik. Milletimizin olan teveccühünü hiçbir zaman istismar etmedik, gönül bağını hiçbir zaman istismar etmedik. Bu seçimde gönül bağını ilmek ilmek dokuyacak olan bizleriz kadınlar. Bu seçimde kadınların öneminin artarak devam ettiğini görüyoruz. ben inanıyorum her bir kadının bunu gönlüne yerleştirdiğinde yapamayacağı hiçbir şey yoktur. Hepinizi bu çıktığınız yolda yürekten tebrik etmek istiyorum. Bu seçimde herkesin oyunu demokratik bir şekilde kullanmasına imkan sağlayarak bir kez daha atılım yapmasına gayret göstereceğiz" dedi.
"KADIN ÇOCUKLARDAN, EVLERDEN SORUMLU BİR SİYASET ÜSTLENMEMELİ, BİRÇOK FARKLI ALANDA SÖZ SAHİBİ OLACAK ETKİNLİKTE OLDUĞUNU GÖRMEKTEN BÜYÜK MUTLULUK DUYDUM”
Sare Davutoğlu, "Sizlerin başarısı inşallah Türkiye’nin başarısı olacaktır. Biraz heyecanlıyım, ilk kez bu tür konuşmayı Başbakanımızın huzurunda yapıyorum. Yaptığım her işte yüreklendirir, kimi zaman yaptığım işlerin maliyeti ona olsa da yüreklendirir. Eminim ki sizlerin de aileleri, özellikle eşleriniz yüreklendirdiği için buradasınız. İnşallah seçildikten sonra da onların desteği, duasıyla kıymetli başarılarınıza hasıl olacaktır" dedi.
Türkiye’de siyasal, anayasal çalışmaların ve parlamentoların geçmişi içinde kadınların önemli bir rolü olduğunu anlatan Sare Davutoğlu, aday gösterilen 99 kadınla birlikte sonuç ne olursa olsun oranın bu seçimde artacağını bildiklerini ifade etti. Okullarından uzaklaştırılan, okullarını bitirmiş olsa bile mesleklerini icra etmekten mahrum bırakılan kadınların artık hak ettikleri yeri almaya başladığına dikkati çeken Sare Davutoğlu, "Çoğu zaman kadınlarımızın siyasi hayattaki görünülürlüğü temsiliyetteki sayısına bakarak analiz ediliyor. Oysa kadınların yaptığı niteliksel katkı niceliksel katkıdan çok daha değerlidir" şeklinde konuştu.
Sivil toplum çalışmalarında kadınların erkeklerden daha önde olduğunu söyleyen Sare Davutoğlu, özellikle çalışma hayatında biraz daha kadınlardan daha aktif olduğunu ifade etti. Sare Davutoğlu, kadınların siyasete çok önemli katkı sunduğunu belirterek, toplumda çözülmesi gereken problemler konusunda duyarlılık oluşturmada önemli rolü olduğuna işaret etti. Kadın vekiller aracılığıyla sivil toplumun gücünün parlamentoda daha fazla ifade edileceğini anlatan Sare Davutoğlu, kadın adayların hemen hemen hepsinin sivil toplum çalışmalarında yer almasının kendisini mutlu ettiğini dile getirdi. Sare Davutoğlu, "Kadın çocuklardan, evlerden sorumlu bir siyaset üstlenmemeli. Birçok farklı alanda söz sahibi olacak etkinlikte olduğunu görmekten büyük mutluluk duydum. Onun için Başbakanımıza teşekkürlerimi iletiyorum bir kadın olarak" dedi.
"ÇALMADIĞINIZ KAPI KALMASIN"
Kadın adaylardan ricada bulunan Sare Davutoğlu, "Sizlerin sayesinde siyasal ve toplumsal etki, saygı nezaket artacak. Sizlerden ricada bulunmak istiyorum, bulunduğunuz illerde ilçelerde çalmadığınız kapı, dokunmadığınız yürek, elini uzatmadığınız vatandaş kalmasın. Her bir vatandaşımızın derdi bizim derdimizdir" ifadelerini kullandı.
Programa, Başbakan Ahmet Davutoğlu, eşi Sare Davutoğlu, Kadın Kolları Başkanı Azize Sibel Gönül ve 99 kadın milletvekili adayı katıldı. Davutoğlu, programın sonunda kadına yönelik şiddetin önüne geçilmesine yönelik beyannameyi imzaladı. AK Parti’nin engelli kadın milletvekili adayı Bennur Karaburun’la da Sare Davutoğlu bir süre sohbet etti.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner599