banner595

Soma'da 301 madencinin can verdiği 45 sanıklı davada, üçüncü duruşma başladı (4)

"KATİLLER ASIN KENDİNİZİ" Manisa'nın Soma İlçesi'nde 301 madencinin hayatını kaybettiği faciayla ilgili 8'i tutuklu 45 sanıklı davada, ifadelere devam edildi. Soruşturmada Can Gürkan, Ramazan Doğru ve Akın Çelik'in ardından...

Soma'da 301 madencinin can verdiği 45 sanıklı davada, üçüncü duruşma başladı (4)

"KATİLLER ASIN KENDİNİZİ" Manisa'nın Soma İlçesi'nde 301 madencinin hayatını kaybettiği faciayla ilgili 8'i tutuklu 45 sanıklı davada, ifadelere devam edildi. Soruşturmada Can Gürkan, Ramazan Doğru ve Akın Çelik'in ardından...

16 Nisan 2015 Perşembe 19:42
Soma'da 301 madencinin can verdiği 45 sanıklı davada, üçüncü duruşma başladı (4)
banner625
banner605

"KATİLLER ASIN KENDİNİZİ"
Manisa'nın Soma İlçesi'nde 301 madencinin hayatını kaybettiği faciayla ilgili 8'i tutuklu 45 sanıklı davada, ifadelere devam edildi. Soruşturmada Can Gürkan, Ramazan Doğru ve Akın Çelik'in ardından İsmail Adalı ifade verdi. İfadesinde İşletme Müdür Yardımcısı olduğu yönündeki bilgiyi kabul etmeyip teknik müdür olduğunu söyleyen İsmail Adalı, sadece üretimden sorumlu bulunduğunu anlattı.
İfade verdiği sırada İsmail Adalı'nın, iş güvenliğinden faciada can veren başmühendis Mehmet Efe'nin sorumlu olduğunu söylemesi üzerine salonda bulunan işçi aileleri tepki gösterdi. Aileler, “Öldü ya, her şeyi ona yükleyin" diye bağırdı.
Üretim baskısı yönündeki iddiaları da kabul etmeyen Adalı, şunları söyledi:
"Çok ifade var bu yönde, 'zorlama var' deniyor. Böyle bir şey asla yok. Madene yatırım yapılır. Bir iken iki hava girişi ve hava çıkışı yapıldı. Makinayla üretime geçildi. İşçinin işi azaldı. İnsanı zorlayarak ne kadar çalışır? İşçi 8 saat çalışır, işini yapar, zorlamayla nasıl çalışır? Biz geldiğimizde, 700 işçi vardı, 3 bin işçiye çıktı. Makinalar arttırıldı. Üretim baskısını kabul etmiyorum. Gaz maskesiyle işim de olmaz, benim gaz maskem vardı ama ben üretimden sorumlu olduğum için onlarla ilgilenmiyordum. Ben madende arkadaşlarımı, akrabalarımı kaybettim. Eğer bir sorun olsa ben o madene girer miydim? Benim de ailem, eşim çocuğum var. Ben insanlara o acıları yaşatmak istermiyim? Benim de kalbim var. Ben insanları zorlamadım."
BİZİMKİLER MEZARDA
Ayrıca kendisinin de 6 yaşında bir çocuğu bulunduğunu ifade eden İsmail Adalı, "O da bana, 'baba neden eve gelmiyorsun?' diye soruyor. O zaman ben de bunu söylemek zorundayım" dedi. Bu sözlere salondaki işçi yakınları bir kez daha tepki gösterdi ve “Keşke bizimkiler de cezaevinde olsalardı ama onlar mezarda" dedi.
İsmail Adalı'nın ardından bu kez 5'inci sanık Ertan Ersoy'un ifadesine geçildi. Ölen arkadaşları için rahmet dileyen ve onlarla toprağa oturup kahvaltı yaptıklarını anlatan Ersoy, "Ben de 301 kez acı yaşadım. Duygularımı anlatamıyorum. Teknik nezaretciyim. Maden kanunundaki kurallara göre işimi yaptım. Denetimlerimde tespit ettiğim aksaklıkları işletme sorumlularına aktardım. Sensörlerle ilgili sorunlar başmühendiste toplanır. Eğer varsa bir sorun onlar da bana bildirir ben de teknik nezaretçi defterine kaydederim. Bunun haricinde ölçüm yapanlar zaten kendileri toplantı yapıyorlar. Kanuna göre 15 günde bir madenini bütün bölümlerini dolaşır eksiklikler varsa tespit ederdim. En son denetimimde ayaklarda bozulmalar vardı bunu da deftere kaydettim" dedi.
SEN DAHA CEHENNEMİ YAŞAMADIN
Kül basmanın ise yangın çıktığı anlamına gelmeyeceğini, yangını önlemek için de bu çalışmanın yapıldığı bilgisini veren Ertan Ersoy, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Savcılık ifademle, avukatım yoktu. Orada kazanın travmasıyla bazı ifadeler verdim. Ben bu ellerimle arkadaşlarımın cesetlerini çıkardım. Bir işçi yanıma geldi, ailemin beni ölü bildiğini dışarıda oldukları aktardı. Ben de onlara iyi olduğumu söylemesini ve son arkadaşımı da içeriden çıkarmadan ocaktan ayrılmayacağımı söyledim. Cehennemi yaşadım orada" dedi. Vatandaşların bu sözler üzerine “Sen daha cehennemi yaşamadın" sözleriyle tepki gösterdiği Ertan Ersoy, “Bilirkişi bu olayı çözmek isteseydi olay yerine giderdi. Biz olay yerine gittik. Bilirkişinin dediği gibi eğer orada yangın çıksaydı, çökme olurdu ama öyle bir bulgu yoktu."
Kurtarma çalışmaları tamamlandıktan hemen sonra gözaltına alındığını söyleyen Ersoy, “Üzerim çamurluydu, zor üstümü değiştirdim. Gözaltına alınıp tutuklandım. Ben TBMM araştırma komisyonunun ve müfettişlerin raporlarına katılıyorum. Dünyanın en büyük maden kazası, hikayelerle aydınlatılmaya çalışılmasını kabul etmiyorum. Kazadan sonra aynen futbol maçından sonra olduğu gibi, herkes konuştu. Üniversiteden hocalar gelip araştırsın ama onlar da araştırma yapmıyorlar" dedi.
Ocak içerisinde yeterli temiz hava olmadığı yönündeki suçlamaları da kabul etmeyen Ertan Ersoy, "İş güvenliği uzmanı öldü, ben tutuklandım, müdürlerim tutuklandı. Gerekli belgeleri verecek kimse kalmadı. Havalandırma sistemini MİGEM ve müfettişler denetledi. Eğer kötü bir olumsuzluk olsa, bizleri uyarırlardı. Ama bu uyarılar olmadı. S panosuna yeterli hava gittiği açık açık belgelerde görülüyor. Bilirkişi raporuna göre 3 bin 300 kişi aynı anda ocağa giriyormuş gibi biri hava var. Ama 800- 900 kişi ocağa giriyordu. Bu da havanın yeterli olduğunu ortaya koyar. Yani mevzuata uygun" dedi. Ertan Ersoy'un ifadesi tamamlandıktan sonra mahkeme başkanı duruşmaya, yarın devam etmek üzere ara verdi. Duruşma bittikten sonra vatandaşlar hep bir ağızdan, 'Katiller, asın kendinizi' diye bağırdı. Ayrıca sanıkların sık sık suçladığı başmühendis Mehmet Efe'nin ismine de tempo tutuldu.

 

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner591

banner388