banner595

Gizli bilgi ve belge bulundurma davasına devam

İZMİR'de aralarında muvazzaf askerlerin de bulunduğu 357 tutuksuz sanığın yargılandığı 'Askeri gizli bilgi ve belge bulundurma' suçlamasıyla açılan davada, sanık ve tanık ifadelerinin alınmasına devam edildi. Tutuklu sanığın bulunmadığı...

Gizli bilgi ve belge bulundurma davasına devam

İZMİR'de aralarında muvazzaf askerlerin de bulunduğu 357 tutuksuz sanığın yargılandığı 'Askeri gizli bilgi ve belge bulundurma' suçlamasıyla açılan davada, sanık ve tanık ifadelerinin alınmasına devam edildi. Tutuklu sanığın bulunmadığı...

14 Ekim 2015 Çarşamba 19:00
Gizli bilgi ve belge bulundurma davasına devam
banner625
İZMİR'de aralarında muvazzaf askerlerin de bulunduğu 357 tutuksuz sanığın yargılandığı 'Askeri gizli bilgi ve belge bulundurma' suçlamasıyla açılan davada, sanık ve tanık ifadelerinin alınmasına devam edildi.
Tutuklu sanığın bulunmadığı 5'inci Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, bazı sanıklar ile avukatları katıldı. Duruşmada, sanık Hakan Oğuzhan'ın işyerinde yapılan aramanın kamera görüntüleri izlenirken, aramaya katılan polis memuru Abdi Duran, İzmir Savcılığından Kaş'taki bir şahsın işyerinde arama yapılması talimatının geldiğini, adrese gittiklerinde hazirunlar huzurunda, eldiven kullanarak ve kamera kaydı da yaparak, kanuna uygun şekilde aramayı gerçekleştirdiklerini söyledi.
Mahkeme Başkanı Orhan Kızıltaş, tutanakta dolabın üst kısmında dosya içerisinde flaş bellek ve CD'lerin bulunduğunun yazıldığını, bunun görüntülerle bağdaşmadığını, zira görüntülerde materyallerin dosya içinde bulunmadığını belirtmesi üzerine Duran, olayın üzerinden 3 yıl geçtiği için tutanağı kimin yazdığını, materyalleri kimin bulduğunu, masanın üzerine flaş diski koyan polisin ismini hatırlamadığını söyledi.
Tanık polis memuru Hüseyin Kılıç, arama tutanağını kimin yazdığını, yazdırdığını tam olarak hatırlamadığını, ama sicilce deneyimli polislerin yazdırdığını söyledi. Kızıltaş, aramada hazirun olarak bulunan tanık İbrahim Kocaer'in mahkemeye verdiği ifadede arama sırasında bir polisin bir telefon görüşmesi yaparak, “Biz aradığımızı bulduk" dediğini aktardığını sordu. Kılıç, hatırlamadığını söyledi.
Mahkeme Başkanı Kızıltaş, arama sırasında sanık Hakan Oğuzhan'ın arama esnasında işyerinde olup olmadığını sorunca, Kılıç işyerinde olmadığını söyledi. Bunun üzerine Kızıltaş, arama görüntülerini izletti ve “Oğuzhan'ı görüyorsunuz görüntüde. Yani işyerindeymiş arama sırasında. Tutanakta isim ve imzası yok. Bunun nedenini biliyor musunuz?" diye sordu. Kılıç, bunu da hatırlamadığını belirtti.
Orhan Kızıltaş'ın, delil olarak bulunan materyallerin dosya içinden çıkmamasına rağmen tutanakta böyle yazıldığını belirterek, bu durumun nedenini sorması üzerine Kılıç, dosya içinden düşmüş olabileceğini söyledi.
Mahkeme başkanı Kızıltaş, “O zaman öyle yazacaktınız. Dosya içinden çıkmasıyla düşmesi arasında fark vardır. Öyle olsaydı yazardınız" dedi.
Kızıltaş, sanığa tutanak ile kamera kaydının çeliştiği başka görüntüler de izletti ve aramaya gitmeden önce ne bulacaklarına dair önceden bilgilendirilip bilgilendirilmediklerini sorunca Kılıç, “hayır" yanıtını verdi.
Hakan Oğuzhan'ın işyerinde çalışan Murat Bol, polislerin arama yaptığı esnada büroda olduğunu, kamera çekimi yaparak aramayı gerçekleştirdiklerini anlatırken, Kızıltaş'ın sorusu üzerine polislerin “Aradığımızı bulduk" dediklerini duymadığını söyledi.
Sanık avukatlarından Nevzat Güleşen, tüm kumpasların en kötüsüyle karşı karşıya olunduğunu, bu davada donanma komutanının da yargılandığını, bu sene YAŞ kararlarında oramiralliğe terfi ettiğini belirterek, “Bir tane kaptan-ı deryamız var. O da sizin davanızda yargılanıyor. Bu davadaki başka askerler de terfi ettirildi. Demek ki YAŞ kararlarını veren heyet de sizin bu davanıza inanmıyor, güvenmiyor. Burada iki 'casus' sanığımız, deniz kuvvetlerinin en etkili iki filoda görev yapıyorlar" dedi.
Sanık Onur Süer'in, Marmaris'te yargılandığı davada üzerine atılan çirkin isnatlardan beraat ettiğini aktaran Güleşen, “O davadaki deliller bu dava dosyasından gönderildi. Ve oradaki mahkeme delilleri hukuki bulmayarak beraatine karar verdi, ama aynı delillerden burada yargılanmaya devam ediyor" diye konuştu. Güleşen, filo komutanı Oğuz Okuyucu'nun istifa ettiğini, çünkü artık “lanet olsun" noktasına getirildiklerini belirtti.
Muvazzaf askerlerin yurtdışı görevleri olmasına rağmen davada yurtdışı çıkış yasağı kararı nedeniyle bu görevlerini ifa edemediklerini ifade eden Güleşen, “HSYK 2. Daire Başkanı, bu davanın adını vererek bir kumpas olduğunu söyledi. Ama bu dava devam ediyor. Top mu çeviriyoruz anlamıyorum. Balyoz, Poyrazköy gibi askerlerin de yargılandığı altı ayrı davada, sahte delil üretenlerle ilgili suç duyurusunda bulunma kararı çıktı. Bu dava uzatıldıkça, salondaki insanların mağduriyeti artıyor. Bilirkişi raporu dahi beklenmeden tüm sanıkların beraatine karar verilerek davanın bitirilmesini talep ediyorum" dedi.
Mahkeme heyeti, duruşmaya yarın devam edilmek üzere ara verdi.

FOTOĞRAF

 

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner591