banner622
banner519

Yrd.Doç.Dr.Öztürk: Bal binlerce yıl kraliçelerin güzellik iksiri oldu

Yaprak KOÇER/SAMSUN, () - SAMSUN Canik Başarı Üniversitesi Bal Araştırma ve Uygulama Merkezi'nde görev yapan, aynı zamanda Fen Edebiyat Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Ferhat Öztürk, "Bal sadece gıda...

Yrd.Doç.Dr.Öztürk: Bal binlerce yıl kraliçelerin güzellik iksiri oldu

Yaprak KOÇER/SAMSUN, () - SAMSUN Canik Başarı Üniversitesi Bal Araştırma ve Uygulama Merkezi'nde görev yapan, aynı zamanda Fen Edebiyat Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Ferhat Öztürk, "Bal sadece gıda...

14 Nisan 2015 Salı 11:05
Yrd.Doç.Dr.Öztürk: Bal binlerce yıl kraliçelerin güzellik iksiri oldu
banner625

Yaprak KOÇER/SAMSUN, () - SAMSUN Canik Başarı Üniversitesi Bal Araştırma ve Uygulama Merkezi'nde görev yapan, aynı zamanda Fen Edebiyat Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Ferhat Öztürk, "Bal sadece gıda olarak değil aynı zamanda binlerce yıl güzellik iksiri olarak da çeşitli prensesler ve kraliçeler tarafından da kullanılmıştır. Balın yüzü yenileyici, mikropları ve toksinleri giderici bir etkisi olduğu da bilimsel olarak gösterilmiştir" dedi.
Canik Başarı Üniversitesi Bal Araştırma ve Uygulama Merkezi'nde görevli Yrd.Doç.Dr Ferhat Öztürk, balın binlerce yıldır gıda, sağlık ve hatta güzellik amacıyla tüketilen bir besin olduğunu söyledi. Yunan mitolojisinde balın 'Tanrıların içeceği' olarak nitelendirildiğini ifade eden Yrd. Doç. Dr. Öztürk, "Bal sadece gıda olarak değil aynı zamanda binlerce yıl güzellik iksiri olarak da çeşitli prensesler ve kraliçeler tarafından da kullanılmış. Kleopatra’nın ballı süt banyosunun genç görünmesindeki en önemli etken olduğunu bilim adamları yıllar sonra göstermişledir. Roma İmparatoru Nero’nun eşi Poppea’nın balı yüz bakımı için kullandığını ve Romalı aristokrat kadınların bu geleneği yüzyıllarca sürdürdüğü kaydedilmiştir. Aynı zamanda Japonların balı el kremi olarak kullandıklarından ötürü pürüzsüz ellere sahip olduğu belirtilmiştir. Saikia ve arkadaşları, Assam (Hindistan) insanlarının balı pirinç unuyla karıştırarak yüzdeki sivilcelerin giderilmesinde kullandıklarını göstermiştir. Eski Mısır’da Firavunların ve ileri gelen yöneticilerin mumyalanmasında bal kullanılıyordu ve yüzyıllar sonra bu mumyaların derilerinin ve organlarının hala bozulmadıklarını görebiliyoruz" dedi.
Yrd.Doç.Dr. Öztürk, balın ozmotik yapısı, asitliği ve içerisinde bulunan organik bileşiklerden ötürü antioksidan ve antimikrobiyal özellik gösterdiğini ve bu nedenle balın yüzü yenileyici, mikropları ve toksinleri giderici bir etkisi olduğunun da bilimsel olarak gösterildiğini dile getirdi. Özellikle ergenlik döneminde veya sınav, işsizlik, gibi stres altında kalındığında yüzde sivilceler çıktığını belirten Yrd. Doç. Dr Ferhat Öztürk, "Ortaya çıkan bu sivilceleri gidermek amacıyla bal maskesi uygulayabiliriz. Yüzümüzü sabunla veya ılık bir su ile yıkayarak yağını giderdikten sonra yüzümüze uygulayacağımız günlük 30-45 dakikalık bal maskesi ile sivilcelerin birkaç gün içerisinde çok hızlı bir şekilde iyileştiğini görebiliriz. Yine erkeklere yönelik bir tavsiye olarak da tıraştan sonra eğer yüzünüze bal sürerek 10-15 dakikalık maske yaparsanız tıraş sonrası tahrişleri ve sivilceleri minimuma indirebilirsiniz" diye konuştu.
BAL YANIK TEDAVİSİNDE DE KULLANILABİLİR
Balın gerek 5 bin yıllık Sümer tabletlerinde, gerekse Mısır, Hint, Çin, Yunan, Roma, Türk ve İslam medeniyetlerinde sağlık alanında kullanımına dair bir çok kaynak bulunduğunu belirterek, balın açık yara ve yanık tedavisinde de kullanılabileceğini kaydeden Yrd.Doç.Dr. Öztürk, balın yaranın veya kesiğin üzerine direk uygulanabileceğini söyledi. Yrd.Doç.Dr. Öztürk, "Bal vücudunuzdaki bir kesikten, şeker hastalığından, venöz ülserden ya da yatak basısından oluşan yaralı dokuyu hızlı ve güvenli bir şekilde iyileştirebiliyor. Öncelikle yara dokusunu çok ciddi bir şekilde besliyor. Orada yara iyileşmesine ortam sağlayan epitel hücrelerin hızlı ve dengeli bir şekilde çoğalmasını sağlıyor, kolajen birikimi ve granülasyonu destekliyor ve aynı zamanda enflamasyonu azaltıyor. Bunun yanında yara bölgesinde enfeksiyon oluşmasına neden olan bakterilerin de yaşamasına engel oluyor. Özellikle balın içerisindeki fenolik asitler, flavonoidler ve diğer organik maddeler ve minareler sinerjik etki göstererek balda antimikrobiyel bir sistem oluşturuyor. Dolayısıyla bu sistem balın bulunduğu ortamda her türlü bakterinin yaşamasını baskılıyor ve enfeksiyonu engelliyor; ki buna dirençli bakteriler de dahildir. Aynı zamanda daha önce yarada enfeksiyon oluşmuşsa, bal bu enfeksiyondan oluşan kötü kokuyu da gideriyor. Ölü dokuyu kaldırıyor ve iz bırakmadan yaranın iyileşmesini sağlıyor" dedi.
Yrd.Doç.Dr. Öztürk şöyle devam etti:
"Avrupa'nın değişik ülkelerinde ve laboratuvarımızın ortak bir çalışmasında hayvan derilerinde yanık üzerine yapılan klinik çalışmalarda yanık yaraları bal kullanılarak tedavi edilmiştir. Kestane balı kullanılarak tedavi edilen yanık yarasının kendi haline iyileşmeye bırakılan yaraya nazaran yaklaşık 2 kat daha hızlı bir şekilde iyileştirildiği gösterilmiştir. Hatta bu çalışmamız 2015 Turgut Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi Bilimsel Araştırma Topluluğu (TÖBAT) Uluslararası Tıp Öğrencileri Kongresi’nde ikincilik ödülüne layık görülmüştür. Bütün bu kanıta dayalı bilimsel çalışmalar ve geçmişten gelen tecrübeler ışığında güvenilir kaynaktan temin edilen balın yara ve yanık tedavisinde güvenle kullanılabileceğini söyleyebiliriz." 

FOTOĞRAFLI

 

 

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner591

banner388