banner622
banner595

Türkiye'de medya pek çok zorlukla karşı karşıya

Enver ALAS/İSTANBUL, () Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Uluslararası Gazeteciler Federasyonu(IFJ) ve Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ) tarafından düzenlenen 'Medya Özgürlüğü ve Gazeteci Hakları Uluslararası...

Türkiye'de medya pek çok zorlukla karşı karşıya

Enver ALAS/İSTANBUL, () Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Uluslararası Gazeteciler Federasyonu(IFJ) ve Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ) tarafından düzenlenen 'Medya Özgürlüğü ve Gazeteci Hakları Uluslararası...

17 Eylül 2015 Perşembe 16:01
Türkiye'de medya pek çok zorlukla karşı karşıya
banner625
banner605

Enver ALAS/İSTANBUL, () Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Uluslararası Gazeteciler Federasyonu(IFJ) ve Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ) tarafından düzenlenen 'Medya Özgürlüğü ve Gazeteci Hakları Uluslararası Konferansı' İstanbul'da başladı. AB Türkiye Delegasyonu Siyasi İşler, Basın ve Enformasyon Bölüm Başkan Yardımcısı Andreea Schmidt, "İlerleme Raporu'nda belirtildiği üzere Türkiye'de medya pek çok zorlukla karşı karşıya. Bunlar basın özgürlüğüne engel teşkil eden zorluklar" dedi.


Beyoğlu'nda bir otelde, 'Türkiye: Kutuplaşmış bir ülkede gazetecilerin hak ve özgürlüğünü savunmak' başlığıyla düzenlenen konferansa çok sayıda ulusal ve uluslararası gazete meslek örgütü temsilcileriyle, yerli ve yabancı gazeteci katıldı. Konferansın açılış bölümünde, TGC Başkanı Turgay Olcayto, IFJ Başkanı Jim Boumelha, Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyonu Siyasi İşler, Basın ve Enformasyon Bölüm Başkan Yardımcısı Andreea Schmidt, Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar, TGS Başkanı Uğur Güç birer konuşma yaptı.
Tüm dünyada 180'den fazla gazeteciler cemiyetinin üyesi olduğu IFJ adına bir konuşma yapan Başkan Jim Boumelha, TGC ve TGS'nin çabalarına destek olmak için konferansa katıldıklarını söyledi. Türkiye'de yetkililerin dünyada eşi benzeri görülmemiş bir şekilde basına karşı kampanya içerisinde olduklarını öne süren Boumelha, "Türkiye'de özgür basının tolere edilmesine dair kronik bir sorun var. Son 30 yıla baktığımızda bunun pek çok örneğini ve basına yapılan saldırıların, sendikalara yapılan saldırıların, suikastlerin ve şiddetin rutin hale geldiğini görüyoruz. İstatistiklere baktığımızda durumu çok iyi özetlediğini görüyoruz. 1959'dan 2011'e kadar toplam Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne getirilen 479 vakanın yaklaşık yarısı yani 207'sinde Türkiye suçlu bulunarak mahkum edildi" diye konuştu.

"SENDİKACILAR VE GAZETECİLER BİRLİKTE HAREKET EDEREK DEMOKRATİK DEĞİŞİMİ ÖNE ÇIKARMAK ZORUNDALAR"
Boumelha, son dönemde basına karşı gerçekleşen saldırılara da değindi. Boumelha, "Basına karşı şiddet, hükümet baskısı son dönemde tepe noktasına çıktığını görüyoruz. TGC, bu konuda büyük iş çıkarıyor ancak önümüzdeki en büyük zorluk tüm Türk gazetecileri daha kuvvetli birlik için bir araya getirebilmektir. Bu sayede bu baskılara karşı birlikte direnç gösterebilmektir. Sendikacılar ve gazeteciler birlikte hareket ederek demokratik değişimi öne çıkarmak durumundalar" dedi.

AB TEMSİLCİSİ ANDREEA SCHMİDT, BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNÜ AB KRİTERLERİ ÇERÇEVESİNDE DEĞERLENDİRDİ
Konferansa AB'yi temsilen katılan Andreea Schmidt ise uluslararası konferansın Türkiye'de gazeteciliğin bir suç haline getirilmesinin önlenmesi, basın özgürlüğünün sağlanma çabası olarak düzenlendiğini söyledi.
Schmidt, konferans ile ilgili olarak, "Önümüzdeki 2 gün boyunca hapisteki gazeteciler, toplu sözleşme eşikleri, basın kartları, akreditasyon üzerindeki sınırlamalar, soruşturmalar üzerine konuşacağız" ifadelerini kullandı.

SCHMİDT: "HÜKÜMET YETKİLİLERİNİN GAZETECİLERİ BİZZAT HEDEF ALDIKLARINI GÖRÜYORUZ"
Demokrasilerde ifade özgürlüğü insanların vazgeçilmez temel hakkı olduğuna vurgu yapan Schmidt şunları söyledi:
"Tüm üyelerin kendi kararlarını özgürce yaptığı, farklı kaynaklardan derlenmiş bilgilerden faydalanabildiği bir toplumu yaşama hakkı vardır. Bu söylediklerim AB'nin temel prensiplerini oluşturuyor. Biz Türkiye'yi stratejik bir ortak ve aday ülke olarak görüyoruz. Türkiye'nin siyasi kriterler dahilinde reformları AB standartlarına yakın olmasını ve yansıtmasını şart olarak görüyoruz. İlerleme Raporu'nda belirtildiği üzere Türkiye'de medya pek çok zorlukla karşı karşıya. Bunlar basın özgürlüğüne engel teşkil eden zorluklar. Yasal çerçevede ve yasanın yorumlanmasındaki sorunlar basın organlarının sahipleri üzerindeki baskılar, işten çıkarılan ve işsiz bırakılan gazeteciler, sıklıkla uygulanan web sitesi yasakları, kapatılmaları gibi konular karşılaştığımız mevcut bazı sorunlardır. Bu kapsamda savcıların editörlere ve basın mensuplarına soruşturma açtığını görüyoruz. Hükümet yetkililerinin gazetecileri bizzat hedef aldıklarını görüyoruz."

BASIN VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ...
Andreea Schmidt, iktidarın 7 Haziran seçimlerinden sonra basına bir takım engeller çıkardığını gördüklerini ancak önümüzdeki seçim öncesinde ifade özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılmasının modern ve demokratik toplum olmanın gereklerinden biri olduğunu söyledi.
Schmidt, "AB olarak biz, gazetecilerin rahatsız edilmediği, çalışma koşullarının iyi olduğu bir ortam görmek istiyoruz. Türkiye'de bu anlamda medyanın bilgilendirici gücünün mümkün kılınması AB'nin temel değerleri arasında bulunan ifade ve basın özgürlüğünün oluşabileceği bir ortam görmek arzumuzdur" dedi.

CAN DÜNDAR: "HÜRRİYET BASKININDAN SONRA BİZİM GAZETEMİZE GELEREK 'SIRA SİZDE' DEDİLER"
Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar de son dönemde basın ve medyaya yönelik gerçekleşen saldırı ve sansürler ile gazetecilere yönelik açılan soruşturmalara değindi. Dündar, "Yaşadığımız şeyler herkesin önünde cereyan ediyor. Son dönemde yaşananlara baktığımızda Hürriyet'e baskından sonra bizim gazetemize de gelerek sıra sizde dediler. Bir çok gazete kurşun geçirmez camlardan, baskın ve yangın halinde çıkış kapılarının denetlenmesine kadar ciddi önlemler alıyor bu günlerde. Türkiye'de basın özgürlüğünün olmazsa olmazlarından biri kurşun geçirmez camlar ve yangın merdivenleridir. Ölüm tehditlerini, baskıları ciddiye almalı mıyız? Aslında Türkiye ve gazete tarihine bakınca bunların pek de yabana atılır şeyler olmadığını görüyoruz. Yazdıklarından dolayı arabası bombalanmış, suikasta uğramış, bir şekilde hapis yatmış, gözaltında yıllarca tutuklu olarak kalmış meslektaşlarımız var" diye konuştu.
Dündar, "Eğer daha fazla sansüre uğramak istemiyorsak, daha çok tehdit almak, daha çok gazete baskınına tanık olmak, gazetelerimizin hem madden hem manen kuşatılmasını görmek istemiyorsak bir arada durmak zorundayız.
Türkiye'de gazeteci olduğuma ve hele de bu dönemde gazetecilik yaptığıma çok mutluyum. Gazeteciliğin asıl şimdi önemli olduğunu düşünüyorum. Asıl bu dönemlerde gazetecilik kıymetli. Bu mesleği yapacaksak en doğru zaman ve yerdeyiz diye hissediyorum. Bugün Türkiye'nin gerçekleri bilmeye hakkı var. Bugün, yolsuzluklarla ilgili bilgi alma hakkını gazeteciler savunacak. Baskıya karşı bir arada durmayı öğreneceğiz" dedi.

İLETİŞİM FAKÜLTELERİNİ ELEŞTİRDİ
Can Dündar tarihi geçecek bir dönemde iletişim fakültelerinden ses çıkmamasını şaşırdığını belirtti. "Hiçbir iletişim fakültesinin sesini duymuyoruz. Bu kadar derin bir sessizlik olabilir mi?" diyen Dündar, "Bu iş gazeteci yetiştiren okullardan başlamak zorunda. Gazeteciliğin nasıl yapılacağını özelde, barış gazeteciliğini üniversitede öğrenmeliyiz. Sonra bu bilgiyi kurumlara transfer etmeliyiz. Ne yazık ki bu alt yapıya sahip değiliz. Çünkü aynı iktidar yapılanması üniversiteyi de ele geçirdi ve buradan en ufak ses çıkarak akademisyen işten atılıyor" ifadelerini kullandı.

'BU SİYASİ KADRO YARGILANACAK' İDDİASI
Bir öngörüsünü de açıklayan Dündar, "Bu siyasi kadro yargılanacak. Bugün bizi tehdit edenler yarın mahkeme önünde olacaklar. Ve onların adil yargılanması için biz gene buralarda onların hakkı için çalışıyor olacağız. Onların hakkını savunuyor olacağız. Yeter ki bir arada olalım" dedi.

HÜRRİYET GAZETESİNE YÖNELİK SALDIRILAR
TGS Başkanı Uğur Güç ise toplumun kutuplaştırıldığını belirttiği konuşmasında , Hürriyet Gazetesi'ne yönelik 48 saat içinde gerçekleşen iki saldırıları hatırlatarak, "AKP'li bir milletvekilinin organize ettiği bir grup Hürriyet Gazetesi'ne saldırarak camı çerçeveyi kırdı. Bu saldırının üzerinden 48 saat geçmeden maalesef ikinci saldırı yaşandı. Artık geri dönülmez bir yola girdiğimizi görüyoruz. Artık iktidar tetikçisi bir köşe yazarı, Hürriyet Gazetesi'nin bir köşe yazarını tehdit edebiliyor. Gazeteci demeye bile dilimizin varmadığı bu zatlar hakkında herhangi bir hukuki işlem yapılmazken 'sultan çıplak' diyen gazeteciler cumhurbaşkanına hakaretten yargılanabiliyorlar" diye konuştu.
Öte yandan 2 gün sürecek olan konferansın bugün ikinci bölümünde 'Türkiye'de basın özgürlüğü' başlığıyla gerçekleşen panel ile devam etti. Gazetecilik meslek örgütlerinin temsilcilerinin birer konuşma yaptığı panelde soru-cevap bölümleri de yer aldı.

(FOTOĞRAF)


 

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner591

banner388