banner622
banner519

Soma maden faciasında, 45 sanık bir kez daha hakim karşısında (3)

TAŞERON SİSTEMİNİ 2006 YILINDA BİTİRDİK Manisa'nın Soma İlçesi'nde 301 madencinin yaşamını yitirdiği faciayla ilgili 8'i tutuklu 46 sanıklı davanın, Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmasına, öğleden sonra  devam...

Soma maden faciasında, 45 sanık bir kez daha hakim karşısında (3)

TAŞERON SİSTEMİNİ 2006 YILINDA BİTİRDİK Manisa'nın Soma İlçesi'nde 301 madencinin yaşamını yitirdiği faciayla ilgili 8'i tutuklu 46 sanıklı davanın, Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmasına, öğleden sonra  devam...

18 Ağustos 2015 Salı 20:11
Soma maden faciasında, 45 sanık bir kez daha hakim karşısında (3)
banner566

TAŞERON SİSTEMİNİ 2006 YILINDA BİTİRDİK
Manisa'nın Soma İlçesi'nde 301 madencinin yaşamını yitirdiği faciayla ilgili 8'i tutuklu 46 sanıklı davanın, Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmasına, öğleden sonra  devam edildi. Duruşmada ilk olarak, müşteki avukatlarından Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı'nın sorularını yanıtlayan Can Gürkan, kazanın meydana geldiği ocakla birlikte bölgedeki maden sahalarına 150 milyonu öz kaynaklarından olmak üzere toplam 500 milyon liralık yatırım yaptıklarını anlattı. Madencilik dışında, inşaat sektöründe yatırım yapıp yine madencilik için finansman sağladıklarını söyleyen Can Gürkan, “Madeni devraldıktan sonraki 5 yılda, bir kuruş temettü çekmedik, aksine üstüne para yatırıp yatırım yaptık" dedi. Ocaktaki kazanın nedeninin hala belirlenemediğini sık sık ifade eden Can Gürkan, “Bilirkişiler, kazanın meydana geldiği ocakta delil toplasınlar diye baskı yaptık. Ancak bilirkişiler, en ufak bir delil bile almadan raporu hazırladı. Olayın nedeni bizden kaynaklandığı kanıtlanana kadar, bizim sorumlu addedilmemizi kabul etmiyoruz. Gerçek ortaya çıktıktan sonra sorumlular bulunmalı" dedi.
Kaza sonrasında şirketlerine, yeni maden sahası tahsis edilmediğini, madencilik konusundaki kendilerine güvenin de devam ettiğini anlatan Can Gürkan, “Metan birikmesi nedeniyle 2010 yılında madende, 6 milyon liralık tahkimatı da almadan panoyu kapattık. Bu, yaklaşık 35 milyon liralık zarara yol açtı. Eğer riski göz ardı etseydik, 30 - 35 kişi hayatını kaybedebilirdi. 2013 yılında da Merzifon'da bir işletme devraldık. Gezince, o koşullarda işletilen sahanın güvenlik standartları olmadığı için ocağı kapattık. Teknik olarak güvendiğim genel müdürümüz Ramazan Doğru ve işletme müdürü Akın Çelik, sorun olduğunu bildirseydi, kazanın meydana geldiği ocağı hemen kapatırdık. Ama kaza, öngörülemeyen ve hala belirlenemeyen nedenle meydana geldi" diye konuştu.
KAZA GÜNÜ BENDE GÖRÜŞMELER YAPTIM, ANKARA'DA DEĞİLDİM
Avukatların sorusu üzerine, babası Alp Gürkan'ın şirketin büyük hissedarı olduğunu, kendisinin de cüzi miktarda hissesi bulunduğunu anlatan Can Gürkan, “İşletmeyle ilgili elbette risk analizleri yaptık. Biz arkadaşlarla oturup çok tartıştık. Ama en kötü senaryomuz bile bu yaşanan olayın yanından geçemezdi" dedi. Olayın ardından basın toplantısı düzenleyen babası Alp Gürkan'ın, Ankara'da bulunduğuna yönelik sözleri hatırlatılınca Can Gürkan, “Babam benim o zaman Ankara'da bulunduğumu düşünmüş olabilir ama ben İstanbul ve Soma arasında gidip geliyordum. Ben de o sırada öylece duramazdım. O sırada nerede olduğumu hatırlamıyorum. Süreçte alınması gereken önlemler olduğunu düşünüyordum. Bankacılarla görüşüyordum. Hukukçularla konuşuyordum. Bir kenarda oturup beklemiyordum" yanıtını verdi.
HER AY 1.5 MİLYON TON ÜRETİM YAPMAK ZORUNDAYDIK
Üretimin artması ve üretim baskısının olup olmadığına yönelik sorunlarını da yanıtlayan Can Gürkan, “TKİ programı kapsamında her ay 1,5 milyon tonluk üretim yapmak zorundaydık. Madenler, fabrika gibi işletmeler değil. Madende çıkabilecek bir yangın, 4 ay boyunca üretimin durması anlamına gelecektir. Bu nedenle de her ay asgari rakamı yakalayabilmek için bazı aylar 2,5 - 3 milyon tonluk üretim yapıyorduk" dedi.
TAŞERON YOK EKİPBAŞI VAR
Ocakta çalışan maden mühendislerinin düz işçiden düşük maaş aldığı yönündeki sorular üzerine Can Gürkan, bunun işletme müdürünün takdirinde olduğunu, 7 bin kişinin maaşlarını ayrı ayrı bilemeyeceğini, taşeron sisteminin olmadığını sadece ekip başı olan kişilerin bulunduğunu anlattı. Can Gürkan ayrıca, Soma'daki madencilik yatırımlarında yüzde 10 -15 kar marjı elde ettiklerini, bunun da bankaya mekanizasyon ödemesi olarak gittiğini söyledi.
KAMU GÖREVLİLERİNİ HİÇ GÖRMEDİM
Müfettişlerin madendeki incelemeleriyle ilgili bir bağlantısının olup olmadığına yönelik soru üzerine Can Gürkan, hayatının hiçbir döneminde madende kamu görevlisi görmediğini, ayrıca madenin Park enerjiden devri sırasında da herhangi bir kamu görevlisinden bir not, tavsiye almadığını ileri sürdü. Madende çalışan işçilerin eğitimleriyle ilgili soru üzerine ise Can Gürkan, “Biz çalışanlarımıza hem meslek içi madende hem de üniversiteden eğitim verdirdik. Bunu da yaptığımız biri protokol doğrultusunda sürdürdük" dedi. Park enerji zamanındaki kazalarda 3 işçinin kendileri zamanında ise, 5 işçinin hayatını kaybettiğini bunların da tazminatlarının ödendiğini söyleyen Can Gürkan, kazanın gerçek nedeni ortaya çıktığı zaman kendisini huzurlu ve rahat hissedeceğini, kendilerinin baştan suçlu gösterildiğini öne sürdü. Ayrıca, 2008 yılında hazırlanan raporun, hem park enerji hem de TKİ tarafından kendilerine iletilmesi gerektiğini ancak bunun yapılmadığı bilgisini veren Can Gürkan, bu tehlikeleri bilselerdi riske almayacaklarını da söyledi.
PARA HARCAMA YETKİM YOK
Can Gürkan'ın ardından Genel Müdür Ramazan Doğru'nun sorgusuna geçildi. İlk olarak duruşma savcısının sorularını yanıtlayan Ramazan Doğru, havalandırmanın yönünün nasıl değiştirildiği sorusuna, “Kazayı haber alır almaz ocağa gittim. Olayın anlatılandan daha vahim olduğunu anladım. Hemen diğer madenlerden yardım istedim. Ama havalandırmanın yönünü içerideki kişilerin durumlarını bilmeden değiştiremezdik. Bunu öğrendikten sonra saat 18.00 gibi bunu gerçekleştirdik" dedi. Yeni havalandırma fanının olay tarihinden 6 gün sonra devreye girmesinin planlandığını da anlatan Ramazan Doğru, S panosuna havalandırma bacası yapımına ise, TKİ'nin rezerv kaybı olur diye izin vermediğini ileri sürdü. 2001 yılında işe başladığı zaman taşeronluk sistemi olduğunu anlatan Doğru, “Daha sonra bunun iyi bir sistem olmadığını söyledim. Yönetim kurulunda karar alındı. 2006 yılında da tamamen kaldırdık" dedi. Ramazan Doğru ayrıca, 5 ayrı şirketin koordinasyonunu sağladığını, ancak para harcama yetkisinin bulunmadığını da avukatların soruları üzerine anlattı.
Duruşma, yarın saat 09.00'a ertelendi. Duruşma sonrasında, CHP Grup başkanvekili Özgür Özel ile CHP Zonguldak milletvekili Ünal Demirtaş ise, duruşmaları yakından takip etmeyi sürdüreceklerini açıkladı.
AKHİSAR (Manisa) ()

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner591