banner622
banner595

(Özel Haber) Değerlendirmeler Farklı, Talepler Net

Diyarbakır, Tunceli, Siirt, Batman ve Bingöl’de çeşitli alanlarda faaliyet yürüten sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri Abdullah Öcalan’ın Diyarbakır Nevruz’unda okunan mektubunu, Nevruz kutlamalarını, çözüm sürecinin gidişatını...

(Özel Haber) Değerlendirmeler Farklı, Talepler Net

Diyarbakır, Tunceli, Siirt, Batman ve Bingöl’de çeşitli alanlarda faaliyet yürüten sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri Abdullah Öcalan’ın Diyarbakır Nevruz’unda okunan mektubunu, Nevruz kutlamalarını, çözüm sürecinin gidişatını...

23 Mart 2015 Pazartesi 11:54
(Özel Haber) Değerlendirmeler Farklı, Talepler Net
banner556
Diyarbakır, Tunceli, Siirt, Batman ve Bingöl’de çeşitli alanlarda faaliyet yürüten sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri Abdullah Öcalan’ın Diyarbakır Nevruz’unda okunan mektubunu, Nevruz kutlamalarını, çözüm sürecinin gidişatını ve silahsızlanmayı İHA’ya değerlendirdi. Farklı görüşlerde bulunan temsilcilerin ortak talebi; silah bırakmanın koşullarının oluşturulması ve gerekli yasal düzenlemelerin yapılması oldu.
Merkezi Diyarbakır’da bulunan Beyt Nahreyn Arap Arami Birliği’nin Sözcüsü Mim Yavuz Binbay, Türkiye’de yıllarca çatışmalı ortamda kutlanan, sadece bayramını kutlamak ve kendini kültürel kimliğiyle ifade etmek isteyen onlarca kişinin hayatına mal olan Nevruz’un bir bayram olarak ve bir bayram havasında kutlanabiliyor olmasının bile başlı başına büyük bir gelişme ve kazanım olduğunu vurguladı. Öcalan’ın mesajını değerlendiren Binbay, mesajda en sevindirici ve tek olumlu gelişmenin PKK ile çatışmasızlık sürecinin net bir plan ve program olmazsa da devam ediyor ve devam edecek olması olduğunu kaydetti. Her halükarda silahların bırakılıyor olmasını olumlu bulduklarını anlatan Binbay, “Kürt ve Türk gençlerinin savaş ortamı çatışmalarda ölmeyeceklerinin ortamını yaratıyor olması ve demokratik yolların daha etkili bir biçimde kullanılabilme ortamını yaratması sebebiyle olumlu buluyoruz” dedi.
“AÇIKLAMALAR TAHMİNLERE DAYALI”
Çözüm sürecinin net bir plan ve programının olmadığını çünkü görüşmeleri sürdüren her iki tarafın en yetkili isimleri bile sürecin somut olarak neyi kapsadığı veya kapsayacağı konusunda bir bilgiye sahip olmadıklarını sürekli olarak deklere ettiklerini dile getiren Binbay, şunları kaydetti:
“Dolayısıyla politikacılar, medya veya analizciler olarak adlandırdığımız kesimler bu konuda hep tahminlere ve niyetlere dayalı açıklamalar yapmaktadırlar. Bu sebeple hiçbirinin açıklamalarında ve analizlerinde netlik gözlemlemek mümkün olmamaktadır. Çözüm süreci neyi çözecektir bilen var mı? Bu soruya net bir cevap verebilecek bir kimsenin olabileceğini sanmıyorum. Kuşkusuz Kürt halkının sorunlarında bir iyileştirmeye gidebilmesi bile önemli ve büyük bir kazanımdır. Ancak Türkiye’deki tüm etnik ve dinsel sorunları yok sayıp üstünü örtercesine sadece Kürt sorunuyla sınırlamak ne Kürt halkı nede Türkiye’nin etnik-kültürel-dinsel sorunlarına çözüm getirmeyecektir. En önemlisi çözüm süreciyle Türkiye’deki etnik-kültürel ve dinsel sorunlara bir çözüm hedefleniyor mu? Yoksa sadece ‘tamam benle sen ittifak yapalım diğerlerine karşı güç kazanalım yaklaşımı mıdır?’ Deyim yerindeyse önceleri Türkiye’nin Türklerin, Kürt, Arap, Çerkez, Laz, Süryani, Ermeni, Hristiyan, Alevi ve benzeri sorunları vardı. Çözüm süreci tüm bu sorunları çözmeyi hedefleyen bir süreç olmalıdır. Yoksa Türkiye’de deyim yerindeyse Türklerin ve Kürtlerin ittifakıyla oluşacak bir iktidarın önümüzdeki yüzyıl boyunca Arap, Çerkez, Laz, Süryani, Ermeni, Hristiyan, Alevi ve benzeri sorunları olmaya devam edecek. Yani bu topraklarda her zaman olduğu gibi hiçbir sorunu çözmeden sorunları yüzyıl ertelemek olacaktır.”
“TÜRKİYE’DEKİ DİNAMİKLER DAHİL EDİLMELİ”
Binbay, Beyt Nahreyn Arap-Arami Birliği olarak Kürt sorunundaki en küçük olumlu gelişmeyi içeren tüm gelişmeleri içtenlikle selamladıklarını da vurgulayarak, “Ancak geleceği kuracak bir çözüm süreci olacaksa Kürt, Arap, Çerkez, Laz, Süryani, Ermeni, Hristiyan, Alevi gibi Türkiye’de yaşayan 26 etnik ve dinsel azınlığın dinamiklerini temsil eden dinamiklerin sürece katılarak bir çözüm süreci oluşturulması gerektiğine inanıyoruz. Hep birlikte Türkiye olacaksak hep birlikte bir çözüm oluşturmalıyız” diye konuştu.
“SAMİMİYET VE İNANDIRICILIK BEKLİYORUZ”
Tunceli Hacı Bektaş-ı Veli Kültürünü Yayma ve Yardımlaşma Derneği Cemevi Başkanı ve Alevi Dedesi Ali Ekber Yurt, Öcalan’ın kongre ve silah bırakılması çağrısını olumlu ve güzel bir çağrı olarak karşıladığını belirterek, “Artık bu toprakların, bu ülkenin barışa, huzura ihtiyacı var. Çevremiz kan gölüne dönmüş durumda. Bunların ülkemizde de yaşanmasını, şiddetin ve kanın olmasını istemiyoruz” dedi.
Bölgede yaşanan çatışmalı ortamdan en çok zarar gören illerden birinin Tunceli olduğunu kaydeden Yurt, “Artık silahlar bırakılırsa bu bölgeye huzur ve barış gelirse ekonomik olarak kalkınma sağlanırsa bu toplum üzerinde olumlu, güzel etkiler yaratacaktır. İnsanlar artık savaştan bıkmış durumda. Silahlar bırakılmalı ve bu savaş bitirilmelidir. Bu konuda her iki taraftan da samimiyet bekliyoruz. Özellikle süreci yürüten hükümetten çok samimi adımlar atmasını istiyoruz. Özetle her iki taraftan da samimiyet ve inandırıcılık bekliyoruz” diye konuştu.
Tunceli Gazeteciler Derneği Başkanı Ali Haydar Gözlü, şiddet ve çatışma ortamının barış süreciyle sonuçlandırılmasının Türkiye’nin demokratikleşmesine ciddi katkılar yapacağını anlatarak, “Sürecin taraflarının samimi yaklaşımları buna büyük katkı sunacaktır. Çözüm sürecinin devamı Türkiye’de demokrasinin gelişmesine, insanların bir araya gelerek kaynaşmasına önemli katkılar yapacaktır. Her iki taraftan da samimiyetle bu süreci devam ettirerek barışa evirmesini bekliyoruz” ifadelerini kullandı.
“PANZER SESİ DUYMAK İSTEMİYORUZ”
Bingöl Muhtarlar Derneği Başkanı Abdullah Butaku, Öcalan’ın mesajlarını bölge halkı olarak olumlu bulduklarını söyledi. Silahların susması, siyaset ve fikirlerin konuşması gerektiğini belirten Butaku, “Artık dağda silah sesi, ovada panzer sesini işitmek istemiyoruz. Dağda çobanlarımızın sesini, ovada da rençberlerimizin sesini işitmek istiyoruz. Bundan dolayı çözüm sürecine hem destek veriyor, hem de sahip çıkıyoruz” dedi.
Sürecin halka mal olduğunu vurgulayan Butaku, “Tarafların muhakkak olumlu, ılımlı olması lazım şiddet dilinden, birbirini kötüleme dilinden vazgeçmesi lazım. Bunun için hem söylemlerine, hem eylemlerine herkesin dikkat etmesi lazım ki sürecinin sağlıklı yürümesi için. Bilhassa hükümet cephesinin muhakkak bu süreç buraya gelmişken, bu sürece en azından kendileri de en az vatandaş kadar sahip çıkması lazım. Çünkü çözüm sürecinin halk nezdinde şuan desteği yüzde 80’dir. O yüzden çok iyi bir noktaya geldik bu sürece başta hükümet olmak üzere herkesin sahip çıkması lazım” şeklinde konuştu.
“HERKES ÜZERİNE DÜŞENİ YAPMALI”
Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Bingöl Şube Başkanı Ali Akbana da mesajı çok olumlu bulduğunu kaydederek, “Her iki tarafında bundan sonra üzerlerine düşen adımları atması gerektiğini ve artık bu sürecin nihai bir sonuca varması gerektiği düşüncesindeyim. Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu’nun kalkına bilmesi için çözüm sürecinde verilen mesajların çok net olması ve bu doğrultuda hareket edilmesi gerektiğine inanıyorum. Hükümetin de bu doğrultuda üzerine düşeni yapmalı ve yapacağına da inanıyorum” diye konuştu.
“BÖLGE HUZURUN LEZZETİNİ ALDI”
Öcalan’ın mektubunun, Nevruz’un taşıdığı anlam gibi barış, huzur ve kardeşlik temennisinde mesajlar verdiğini belirten Bingöl Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Başkanı Erkan Çalbay ise, “Mektup, 40 yıllık süre gelen savaş ortamından, demokratik ve siyasi bir ortama geçiş mesajları içeriyor. Bu anlamda bölge halkımız artık kan görmek istemiyor, çünkü huzurun lezzetini aldı. Bundan sonraki sürecin daha iyi, barış ve kardeşlik ortamında yürüyeceğine inanıyoruz. Barış sürecinin sorunsuz bir şekilde ilerlemesi için iki tarafında hassas davranmasını temenni ediyor ve arzuluyoruz” ifadelerini kullandı.
"SİLAH SESİ DUYMAK İSTEMİYORUZ"
Öcalan’ın silahların bırakılmasına yönelik PKK’ya kongre yapma çağrısının son derece önemli olduğunu belirten Bingöl Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ömer Şanlı, 30-40 yıldır süren savaştan en fazla bölge halkının acı çektiğini belirtti. Bu nedenle çağrıyı önemli gördüklerini kaydeden Şanlı, “Silahların bırakıldıktan sonra PKK’nın geri dönüşleri olacaktır bu anlamda hükümetin yasal düzenlemeler yapması lazım. Bu saatten sonra artık kan, gözyaşı, silah görmek istemiyoruz. Halk olarak, barışa susadık, bu sürecin sonunda da barışın geleceğine inanıyoruz. Temennimiz bu süreç, sonunda silahların susması ve barışın gelmesidir” değerlendirmelerinde bulundu.
“MEKTUP BEKLENTİLERE CEVAP VERDİ”
Eski Siirt Barosu Başkanı Mehmet Ali Özel, Diyarbakır’da yapılan Nevruz’un geniş katılımlı yapıldığını, özellikle Öcalan’ın mektubunun barışın tesis edilmesinde önemli gördüğünü söyledi. Mektubun tamamen gündeme hakim olduğunu ve insanların barış sürecine dair beklentilerine cevap verdiğini belirten Özel, "Çok güven verici umut verici olduğunu gördüm. Mektupta en çok dikkatimi çeken husus ’eşme ruhu’ diye bahsedilmiştir. ’Eşme ruhu’ bilindiği üzere Suriye sınırında bulunan Türklerin atası olan Süleyman Şah Türbesi’nin buradan alınarak Kobaniye yakın Eşme bölgesinde, anıt mezar tesisi şeklinde nakledilmiştir. Bu süreç tamamen kamuoyunda bilgi sahibi değildik. Ancak Abdullah Öcalan’ın açıklamasında öğrendik. Türklerin atasının Kürtlerin vatanında korunuyor olması, ortak değerlere saygı açısından çok önemlidir" dedi.
“HERKES SÜRECİ İYİ OKUMALI”
Öcalan’ın mektubunun Türkiye hakları açısında bir dönem noktası olduğun dile getiren Siirt Tabipler Odası Başkanı ve Türkiye Barış Meclisi üyesi Op. Dr. Ekram Bilek de Türkiye’de herkesi bu süreci çok iyi okuması gerektiğini söyledi. Bilek, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Öcalan’ın mektubu bir daha gösterdi ki Türkiye’nin ne kadar barışa ihtiyacı var. Bu konuda Abdullah Öcalan üzerine düşen görevi tamamıyla yerine getirmiştir. Bundan sonraki dönem tamamen hükümet ve DBP’ye düşmektedir. Artık bundan sonra kısa ve uzun vadede atılması gereken adımlar vardır. Türkiye barış meclisi olarak şunu ifade edebilirim; 3-4 yıl önceki sürecin zedelemiş olduğunun farkındaydık. Ancak Öcalan’ın dünkü mesajı aynı zamanda bu güvenin tesisi içinde çok önemli olarak görüyoruz. Artık herkes şunu çok iyi bilmelidir ki; bu barış Türkiye’de yaşayan hakların kardeşliği için, Türkiye’de birlikte yaşayabilme kültürünün gelişmesi için olmasa olmazıdır. Halkların kardeşliğini pekiştirecek bir anayasal değişikliği yapılmalı ki en azında bundan sonra oluşabilecek güvensizlik ortamı ortadan kalksın.”
“ÖCALAN GEREKEN ADIMLARI ATTI”
Siirt Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Rıfat Ayyıldız, esnaf odaları olarak çözüm sürecinin bir an önce nihayete ulaşması gerektiğini düşündüklerini söyledi. Ayyıldız, “Çünkü yaşanan olaylar duracak, işsizlik giderilecek, göç sorunu bitecek, yatırım yapılacak, halk buraya akın edecek. Çözüm süreci devam etmemesi durumunda özellikle buraya gelmek isteyenler vazgeçecektir. Siirt inanç turizmi konusunda zengin bir yerdir. Kültürel zenginliği mevcuttur. O nedenle bölgenin barışa ihtiyacı var. Bu barış süreci gerçekleştirirse halk daha rahat nefes alacak, esnaf kalkınacak” diye konuştu.
Siirt Battaniyeciler Odası Üyesi İsmet Ertaş ise Öcalan’ın mektubunun beklenen bir açıklama olduğunu, her ne kadar örgütün silahları bırakma noktasında bir tarih olmasa bile, geçmişe dönük birtakım beklentilerin de ötesinde bir mesaj olduğunu söyledi. Ertaş, “Çözüm sürecinin bir adım ileriye gittiğine inanıyorum. Abdullah Öcalan gerekli adımları attı. Söylemesi gerekenleri söyledi. Bundan sonra hükümet tarafının da HDP ve izleme komitesi harekete geçer ve sürece bir katkı yapacağını düşünüyorum” dedi.
“SÜREÇ BELLİ BİR ZEMİNE OTURTULMALI”
Batman’da bulunan Mezopotamya Gazeteciler ve Yayıncılar Cemiyeti Başkanı Uğur Kapuci, PKK’nın Türkiye’de silahsızlanması için zeminlerin oluşturulması gerektiğini ifade ederek, barış sürecinin belli bir zemine oturtulması gerektiğini söyledi. Diyarbakır Nevruz’un verilen mesajların daha önce Dolmabahçe sarayında verilen mesajlarla aynı olduğunu belirten Kapuci, “Aynı mesajlar Diyarbakır’da da verildi. PKK’nın Türkiye’de silah bırakması için zeminin oluşturulması gerektiğini ve hükümetle HDP’nin ortak bir girişimle bunu beraber yapabileceklerinin mesajları verildi. PKK’nın 40 yıl aradan sonra silah bırakması için kesinlikle bir zeminin oluşması lazım gerekir ve iki tarafında samimi düşüncelerle bir araya gelmesi gerektiğini biliyoruz. PKK’nın silahsızlanması için zeminin oluşması ve barış sürecinin belli bir zemine oturtulması gerektiğinin de bilinmesi gerekir” diye konuştu.
2015 NEVRUZU BÖLGE İNSANINA UMUT VERDİ
Batman Gazeteciler Cemiyet Başkanı Arif Arslan ise çözüm süreci ve 2015 Nevruz’unun bölge insanına umut verdiğini ve bu umutların yeşermesi beklendiğini ifade etti. Diyarbakır, Batman ve çevre illerdeki Nevruzları da izlediğini anlatan Arslan, genelde ufak tefek olaylar dışında Nevruz kutlamalarının güzel geçtiğini belirtti. Diyarbakır’daki kutlamalarda verilen mesajların olumlu olduğunu belirten Arslan, “Örneğin Diyarbakır’da 1 milyonu aşkın insan Nevruz’u izledi. Verilen mesajlarda barış kardeşlik mesajları ön plandaydı bunlar insana umut veriyor. Çözüm süreciyle birlikte artık PKK’ya yönelik silah bırakma mesajları da verildi. Bir ay içinde PKK’nın kongreye gitme olasılığı da var. Ama silahların bırakılması yönünde henüz somut adımları beklemekte yarar var. Yöre insanı hükümetin atacağı adımları bekliyor. Bunlar seçim öncesi gerçekleşirse insana umut verir. Çözüm süreciyle birlikte 2 yıldır bölgeye yatırımcı geliyor. Batıdan Batman’a yatırım yapan yüzlerce iş adamı görebiliyoruz. Bu da çözüm sürecinin başarısıdır. Çözüm süreci ve 2015 Nevruz’u bölge insanına umut verdi ve bu umutların yeşermesi beklenmektedir” dedi.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner591