banner595

Hürriyet'e ikinci saldırı...Sedat Ergin saldırıyı anlattı

Hayati KILIÇ- Mustafa AKIN - Tolga ÖZBEK - Soner HASIRCIOĞLU/İSTANBUL,() Hürriyet Gazetesi'ne bu akşam saatlerinde gerçekleştirilen ikinci saldırının tanıklarından Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Sedat Ergin yaşadıklarını anlattı. Sedat...

Hürriyet'e ikinci saldırı...Sedat Ergin saldırıyı anlattı

Hayati KILIÇ- Mustafa AKIN - Tolga ÖZBEK - Soner HASIRCIOĞLU/İSTANBUL,() Hürriyet Gazetesi'ne bu akşam saatlerinde gerçekleştirilen ikinci saldırının tanıklarından Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Sedat Ergin yaşadıklarını anlattı. Sedat...

09 Eylül 2015 Çarşamba 00:33
Hürriyet'e ikinci saldırı...Sedat Ergin saldırıyı anlattı
banner625
banner605

Hayati KILIÇ- Mustafa AKIN - Tolga ÖZBEK - Soner HASIRCIOĞLU/İSTANBUL,()
Hürriyet Gazetesi'ne bu akşam saatlerinde gerçekleştirilen ikinci saldırının tanıklarından Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Sedat Ergin yaşadıklarını anlattı.
Sedat Ergin, olayın, saat 20.45 sularında gazetenin kafeteryasında otururken meydana geldiğini belirtti. Ergin, şunları söyledi:
"Arkadaşlar yeniden göstericilerin gazetenin girişine gelip slogan attıklarını söyleyince, biz de arkadan dolaşıp geldik. Şu çimen alanı görüyorsunuz, bakın karşıda bariyer var, ana giriş, orada toplanmıştı göstericiler. Biz de biraz yaklaştık aslında. 9-10 kadar polis vardı. Polislerin göstericileri kontrol edebileceğini düşündük ama giderek böyle sayı artıyordu ve grup taşma eğilimine girmişti. Arkadaşlar dışarıda kalmanın sakıncalı olacağını söylediler ve 'İçeri doğru gelin' dediler. Biz buraya geldik ve ilk önce burada bekledik (taşlanan kapının önünü gösteriyor). Fakat bir noktadan sonra bu grup taşkınlık içinde içeri doğru hamle yapmaya çalışıyor ve polisler de yetersiz kalıyordu. Bunun üzerine, biz göreceğiniz şekilde şu kapıdan içeriye girdik ve içeriden beklemeye başladık. Bu kapılar kapatıldı. Bir noktadan sonra göstericiler, saldırganlar, bu polis bariyerini aştılar ve buraya doğru gelmeye başladılar. Yani binadan içeriye girme noktasına geldiler. O noktadan sonra, böyle topluca gelince... Ve polis önlemleri de yetersizdi. Polis o noktada acz içindeydi. Göstericileri, saldırganları şu bariyerden içeri gelmelerini önleyemedi. Çünkü sayıca azdı. Onun üzerine biz bu kapıdan içeriye girdik. Kapı kapatıldı fakat grup yaklaştıkça, kapıya dayanınca bu camlara vurmaya başladılar. Gördüğünüz gibi yeniden parçaladılar camları ve içeri girmek üzereydiler."

"KAÇMAK DURUMUNDA KALDIM"
"İtiraf edeyim ki biz kaçtık. İlk kez bu kadar yıldır görev yaptığım bir gazetede yöneticisi olduğum bir gazetede kaçmak durumunda kaldım. Arkadaşlarla birlikte içeriye girdik. İçeride şöyle bir görüntü vardı; herkes panik içindeydi, herkes kaçışıyordu. Özellikle burada gece çalışan kadınlar, temizlik işçileri, muhabir arkadaşlar herkes panik içinde can güvenliğimizi nasıl sağlayabiliriz... Panik içinde olduğunuz zaman ne yapacağınızı bilemiyorsunuz. Belki arka bir kapıdan dışarıya çıkmak gerekiyordu, biz yukarı doğru çıkalım dedik, 5'inci kata doğru çıkalım, asansör boşluğundan yukarı doğru çıkmaya başladık. Bu arada sesler geliyor yine dışarıdan. Kapılar vuruluyor, camlar aşağı iniyordu. Yaklaşık olarak bir 5-10 dakika geçirdik. Ben hemen odama gittim. Odamın kapısı açıktı birinci katta, odamın kapısını kilitledim. Bu arada polislerin geri geldiği anlaşılıyor. Biraz uzaklaştırdılar galiba, sesler azalmıştı. Aşağı inebileceğimize, güvenliğimizin olabileceğine kanaat getirince, bir 10 dakika sonra yeniden giriş katına indik. Polis arkaya doğru itmişti göstericileri, olay bu. Gördüğünüz gibi benzer bir saldırı daha geçen hafta Pazar günü burada olmuştu. 48 saat bile geçmedi aradan. 23.30 sularındaydı, bu kez 20.45 sularında oldu saldırı. 48 saat bile olmamış..."

"48 SAAT İÇİNDE İKİNCİ KEZ..."
"Burada polisin, İstanbul Valiliği'nin, İçişleri Bakanlığı'nın, Hükümet'in bizim can güvenliğimizi sağlamak, bu binanın güvenliğini sağlamak konusunda tümüyle acz içinde kaldıklarını söylemek objektif bir saptama olacaktır. Çünkü bir saldırı oldu, 48 saat sonra bir saldırı daha oldu. Burası belli ki riskli bir bölge. Hürriyet, Türkiye'nin en büyük gazetesi, en etkili gazetesi ve Türkiye'de bağımsız gazeteciliğin en önemli güvencesi olan müessese. Bu konumda olan bir gazetenin veya herhangi bir gazetenin böyle 48 saat içinde, İstanbul'un merkezinde, bütün uyarılara rağmen iki kez arka arkaya saldırıya maruz kalması, bu ülkede basın özgürlüğünün hangi noktaya geldiği konusunda yeteri kadar uyarıcı olmalıdır. Dediğim gibi, bugün bir kez daha Türkiye'de basın özgürlüğü açısından kara bir gündür. İlk kez gazeteciler olarak can güvenliğimizin olmadığını görüyoruz, buna tanıklık ediyoruz. İlk kez korkup içeriye kaçıyoruz. Korku ve demokrasi yan yana yaşayacak rejimler değil ama, bu korku bize yaşatılıyor.

 (FOTOĞRAF)

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner591

banner388