banner519

(geniş haber) Kılıçdaroğlu TÜSİAD toplantısında konuştu

Gülseli KENARLI-Taner YENER-Özgür ALTUNCU/İSTANBUL,()  TÜSİAD'ın 'Siyasi Parti Liderleri ile Buluşma Toplantıları'nın ilk konuğu CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu oldu. Kılıçdaroğlu,, Başbakan Ahmet Davutoğlu'na, Ankara'daki...

(geniş haber) Kılıçdaroğlu TÜSİAD toplantısında konuştu

Gülseli KENARLI-Taner YENER-Özgür ALTUNCU/İSTANBUL,()  TÜSİAD'ın 'Siyasi Parti Liderleri ile Buluşma Toplantıları'nın ilk konuğu CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu oldu. Kılıçdaroğlu,, Başbakan Ahmet Davutoğlu'na, Ankara'daki...

15 Ekim 2015 Perşembe 17:17
(geniş haber) Kılıçdaroğlu TÜSİAD toplantısında konuştu
banner556

Gülseli KENARLI-Taner YENER-Özgür ALTUNCU/İSTANBUL,()  TÜSİAD'ın 'Siyasi Parti Liderleri ile Buluşma Toplantıları'nın ilk konuğu CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu oldu. Kılıçdaroğlu,, Başbakan Ahmet Davutoğlu'na, Ankara'daki bombalı saldırılar sonrası üç bakanın yaptığı basın açıklamasını izleyip izlemediğini sorduğunu açıkladı.
Kılıçdaroğlu, Davutoğlu'nun "İzlemedim" yanıtından sonra "Ne olur izleyin" dediğini açıkladı. Konuşmasında kendi partisiyle ilgili de öz eleştiri yapan Kılıçdaroğlu, “Belediyelerimiz çok güzel işler yapıyor ama bir özelliğimiz var onu söylemekten kendimi alamıyorum; onlar pireyi deve diye satarlarken biz deveyi pire diye bile satamıyoruz" dedi.
Kemal Kılıçdaroğlu, TÜSİAD'ın “1 Kasım 2015 Seçimleri Öncesi Siyasi Parti Liderleri ile Buluşma Toplantısı"na katıldı. Intercontinental Otel'de düzenlenen toplantıya, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun yanı sıra, TÜSİAD Başkanı Cansen Başaran Symes, Koç Holding Onursal Başkanı Rahmi Koç, Boyner Grup Yönetim Kurulu Başkanı Cem Boyner, Boyner Grup Yönetim Kurulu Üyesi ve eski TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner , Doğan TV Yönetim Kurulu Başkanı ve eski TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, CHP Genel Başkan Yardımcıları Selin Sayek Böke ve Faik Öztrak, CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, CHP İstanbul İl Başkanı Murat Karayalçın ve çok sayıda iş adamı katıldı.

"TÜRKİYE'NİN 5 TEMEL SORUNU VAR"
Toplantıda konuşan Kılıçdaroğlu, "Biz Türkiye'nin 5 temel sorunu olduğunu düşünüyoruz. Bu 5 temel sorunu çözersek Türkiye'nin çok ciddi bir sıçramayı gerçekleştireceğine inanıyoruz. Size bu 5 temel sorunu ve bunları nasıl aşacağımız konusunda Cumhuriyet Halk Partisi'nin düşüncelerini aktaracağım. 1'incisi hukuk düzeni anayasa. 2'incisi dış politikamız. 3'ncüsü ekonomimiz kan kaybeden gelip bir yere sıkışan ekonomi tablosuyla karşı karşıyayız. 4'üncüsü eğitim sistemimiz ve 5'incisi de toplumsal barışımız, dinamitlenen toplumsal barışımız. Bu 5 sorunu çözersek Türkiye önemli aşamayı kat etmiş olacak. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim koalisyon öncesi 14 ilke açıkladık. 14 ilkeden yola çıkarak bu 5 temel sorunu yine gündeme getirdik. Bu sorunları Türkiye çözmek zorundadır" diye konuştu.

"İYİ HUKUKÇU YETİŞTİRMEMİZ LAZIM"
Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu'nu ikiye ayıracaklarını belirten Kılıçdaroğlu "Hukuk düzenini sağlamak için yargı bağımsızlığını ve tarafsızlığını sağlayacağız. İşe hukuk fakültelerinden başlamak gerekiyor. İyi hukukçu yetiştirmemiz lazım. Bu hukuk sistemiyle ve bu öğrenim sistemiyle ciddi hukukçu yetişmez. 4 yıl değil en az 6 yıl olması lazım... Bu da Plan Bütçe Komisyonu üyeliğim yaptığım dönemden beri ifade ediyorum ben. Hukukçunun artık çok iyi yabancı dil bilmesi lazım. Dünyadan habersiz yargıç, savcı olamaz. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nu 2'ye ayıracağız. Hakimler Yüksek Kurulu, Savcılar Yüksek Kurulu olacak. Adalet Bakanı Müsteşarı ve Adalet Bakanı kesinlikle burada yer almayacak. Yani siyasi iktidarın gölgesi bağımsız yargının üstüne düşmeyecek" ifadelerini kullandı.

"HERKES KENDİSİNİ CUMHURBAŞKANI GİBİ SORUMSUZ ADLEDİYOR"
Kılıçdaroğlu sözlerini şöyle sürdürdü:
"En çok ihtiyaç duyduğumuz siyasi ahlak. Eğer siyaseti kirlilikten arındırmazsak, ahlaki ilkeleri yani etik değerleri güçlü kılmazsak emin olun bu ülkede hiçbir şey olmaz. Bizim amaçlarımızdan birisi ilk bir yıl içinde kesinlikle siyasi ahlak yasası çıkarmaktır. Siyasette etik kuralları ortaya koymaktır. Bu olmadığı taktirde Türkiye'de değişen bir şey olmaz. Letonya'da bir alışveriş merkezinin çatısı çöktü diye bakan istifa ediyor. Norveç'te bir terör eylemi dolayısıyla Norveçliler öldü, Adalet Bakanı istifa etti. Kendilerini siyasi sorumlu olarak görüyorlar. Biz de siyasi sorumluluk yok. Yetki var; ama sorumluluk yok. Herkes kendisini Cumhurbaşkanı gibi sorumsuz addediyor. Olmaz, olmaz. Bütün uygar dünyayı kendimize güldürüyoruz. Sayın Davutoğlu ile görüşürken Suudi Kralı'nın bile bazı önlemler aldığını, bakanı görevden aldığını ifade ettim, 'bakanlar istifa etmiyorsa siz görevden alın' dedim. Yeni bir başlangıç yapmamız lazım. Demokraside bir olgunluk çıtasını yakalamamız lazım. Bunun olması lazım; ama yok."

"MEDYANIN GÜCÜ SINIRLANDIRILDI"
Medyanın özgürlük alanının genişletilmesi gerektiğini dile getiren Kemal Kılıçdaroğlu, "Hukukun üstünlüğü içinde medya özgürlüğünün ayrı bir yeri vardır. Bütün demokrasilerde yasama, yargı yürütme ama bir de dördüncü güç olarak medya var. Biz de medyanın özgürlüğü sınırlandı. Birden fazla adım atarak sınırlandırıldı. 1'incisi medya patronunun üzerine baskılar kuruldu, cezalar yağmur gibi yağdı. 2'nci aşama 'şu gazetecileri mutlaka atacaksın' dediler, gazetecilerin görevlerine son verildi. 3'üncü aşama gazeteciler ölümle tehdit edildi. 4'üncü aşama doğrudan doğruya gazetelerin kendisi milletvekili gözetiminde ve eşliğinde basıldı. Bütün dünyayı kendimize güldürüyoruz. Böyle bir şey olamaz. Her gittiğim toplantıda söylüyorum; politikacıların alkıştan çok eleştiriye ihtiyacı vardır. Çünkü bi, bazen yaptığımızın toplumdaki yankılarını yeteri kadar öğrenemeyebiliriz. Eksiğimiz olabilir. Ama bu eksiklikleri bize hatırlatacak olan medyadır. Halkın gözü, kulağı medyaysa medyanın özgürlük alanını olabildiğince genişletmemiz gerekiyor" dedi.

"DIŞ POLİTİKA MİLLİ OLMAK ZORUNDADIR"
Kılıçdaroğlu konuşmasında ayrıca şunları da kaydetti:
"Dış politika ikinci sorun alanımız. Son 7-8 yılda ortaya çıkan tablodur. Eskiden bir sorun alanı değildi dış politika. Vardı sorunlarımız; ama temel sorunumuz değildi. Şimdi Türkiye'nin temel sorun alanı oldu. Sayın Davutoğlu koalisyon görüşmelerinde geldiğinde ve en son kendisini ziyaretimde de söyledim; Türkiye'nin dış politikasının 180 derece değişmesi lazım. Dış politika milli olmak zorundadır. İktidarı ile muhalefeti ile herkes ülkenin izlediği dış politikayı desteklemek zorundadır, kural budur. Ama siz dış politikayı mezhepçi bir anlayışa indirgerseniz, başka ülkelerin içişlerine karışırsanız, o ülkelere Türkiye'den TIR'larla silah gönderirseniz, binlerce çocuğun ve masum insanın ölümüne seyirci kalırsanız ve onun nedeni olursanız; biz bunu nasıl destekleyeceğiz, bu dış politikaya nasıl doğrudur diyeceğiz?"

“SİZ 3 SAYIN BAKANIN TELEVİZYONDA YAPTIĞI AÇIKLAMAYI İZLEDİNİZ Mİ?"
Kılıçdaroğlu, Ankara'daki terör saldırısının bilinerek gelen bir olay olduğunu ifade ederek, “Hepimizin gözünün önünde oldu bu olay. Şimdi, 'olayı IŞİD çıkardı, PKK çıkardı' diye ve bunları tespit etmişler diye neredeyse sevinç çığlıkları atacaklar. Anlamakta zorlanıyorum. Elinizde canlı bombalar var, listesi var, o iki kişinin adı da var orada. Ve bunlar kalkıyorlar uzun bir yol kat ediyorlar, Ankara'ya geliyorlar, fotoğrafları da var güvenlik güçlerinin elinde… Ankara Emniyet Müdürlüğü'nün 500 metre yakınında olan bir yerde eyleme bomba koyuyorlar. Canlı bomba. Sorumlusu kim? Sayın Başbakan'a söyledim, 'gelin bir şey yapın, Başbakanlığınızı kanıtlayın, iki bakan ayrılmıyorsa siz görevden alın onları, farklı bir profil çizin'. İlk sorum şu oldu; 'siz 3 Sayın Bakanın televizyonda yaptığı açıklamayı izlediniz mi?' dedim. İzlemediğini söyledi. 'İzleyin' dedim, 'lütfen izleyin'. 'Güvelik açığımız açığımız yok diyor'. Güvenlik açığımız yoksa, o zaman rakam 95'ti, bu 95 kişi nasıl öldü? Sorulması gereken soru şu; elinizde liste var, failleri biliyorsunuz, Ankara'ya kadar geliyorlar, gömlekleri giyiyorlar, kalabalığa giriyorlar bombayı patlatıyorlar ve siz kendinizi sorumlusu hissetmiyor musunuz? İyi de bu ülkeyi kim yönetiyor? Kim sorumlu?" diye konuştu.

“BEN BİLGİ TOPLUMUNU SAVUNUYORUM, SİZ ORTA CAĞI SAVUNUYORSUNUZ"
Kılıçdaroğlu, “Bizim çocuklarımız OECD ülkeleri arasında matematik, fen bilgisi ve okuma becerisi açısından en dipte yer alıyorlar. Bizim çocuklarımızı beceriksiz mi, akılsız mı? Bu eğitim sistemi o çocukları bu hale getiriyor. Sayın Davutoğlu, koalisyon görüşmeleri sonrasında yaptığı açıklamada, 'eğitim sistemi ve dış politika konularında derin görüş ayrılıklarımız var demişti'. Çok derin görüş ayrılıklarımız var. Ben bilgi toplumunu savunuyorum, siz orta cağı savunuyorsunuz, aramızda bu kadar fark var. Ben çocuklarımızın özgürce düşünmesini istiyorum" dedi.

“BİZ DEVEYİ PİRE GİBİ BİLE SATAMIYORUZ"
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Kesinlikle zorunlu eğitim süresini uzatacağız. Tam gün eğitimi getireceğiz. Çocuğu anne getirecek okula, akşam alacak. Beslenme çantasını da kaldıracağız, çocuk öğle yemeğini okulda öğretmeni ile beraber yiyecek. Bakın şu talimatı verdim bütün belediyelerimize; mutlaka çok sayıda her mahallede kreş açın. Kadın çocuğunu kreşe getirebilmeli ve sosyal hayata katılabilmeli. O çocuğu bırakacak yer lazım. Belediyelerimiz bunları ada yapıyorlar, çok güzel işler yapıyor belediyelerimiz. Ama bir özelliğimiz var onlar pireyi deve diye satarken, bize deveyi pire satamıyoruz. Böylede bir özelliğimiz var" dedi.

“SİZİN OYUNUZA İHTİYACIM VAR"
Kılıçdaroğlu, “Sizden bir isteğim var, eski algılarınızı bir kenara bırakın. Sizin oyunuza ihtiyacımız var, sadece sizin çalıştığınız bütün kişileri alın sadece sizin değil, sizin oyunuza ihtiyacımız var. Siyasetçi bir hata yaptığı zaman rahatlıkla çıkıp eleştirmek istiyorsanız sizin oyunuza talibim. Vermezseniz ne olacak, bize bir şey olmaz. Ben zaten maaşımı alıyorum, arkadaşlarım da alıyor. Onu da zaten siz ödüyorsunuz, sizin vergilerinizle alıyoruz. Ama. Bu ülkeye olur" dedi.

"MERKEZ BANKASININ BAĞIMSIZLIĞI ÖNEMLİ"
Merkez Bankası'nın bağımsızlığı üzerine sorulan soruya Kemal Kılıçdaroğlu, "Merkez bankasının bağımsızlığı önemli. Merkez bankasının hangi görevleri yapacağı yasalarla tanımlanmış. Eğer yasada ve görevlerde eksiklik varsa bu giderilir. Bizim burada kastettiğimiz sıcak siyasetin doğrudan müdahale etmemesidir. Hükümetin bir politikası vardır, bir programı vardı. O programın gerçekleşmesi için Merkez bankası araçlarını kullanarak, programın gerçekleşmesine katkıda bulunur ve çaba harcar. Bizim yaptığımız yanlışlık, zorla faizi yükselteceksin veya düşüreceksin diye talimat veriyoruz. Bu merkez bankasının dünyadaki itibarının sıfırlanmasına yol açıyor. Ve bu merkez bankası bağımsız değil, dolayısıyla bunun aldığı kararlara güvenilmez deniyor. Bir kurumun güvenilir olması kurumun aldığı kararları kendi özgür iradesiyle almasına bağlıdır" şeklinde yanıt verdi.

"ANADOLU'NUN GÜÇLENMESİNİ İSTİYORUZ"
"Ülkemizdeki asgari ücret AB üyesi bir çok ülkeden daha yüksek. Önerdiğiniz asgari ücret artışı gerçekleşirse iş dünyası rekabetçiliği nasıl koruyacak? Çözüm süreci nasıl yeniden başlar? Bölgesel kalkınma için özel bir model olacak mı?" sorularına Kılıçdaroğlu şöyle cevap verdi:
"Seçim bildirgemize koyduk. Asgari ücreti verginin tümüyle dışına çıkaracağız ve asgari ücreti 1500 TL yapacağız. Hiç kimsenin endişesi olmasın. Sizin üzerinize bu konuda özel bir yük gelmeyecek. Bu konuda çalışmalarımızın hepsi yapılmış vaziyette. Önünüzdeki engelleri kaldıracağız, yeter ki üretin, yeter ki yatırım yapın. Bizim tek isteğimiz bu. Çözüm süreci bu sorun çözülebilir. Yani Kürt sorunu çözülebilir. Çözülmemesi için bir neden yok. Bizim bilgimiz ve kapasitemiz buna müsait. Gelecek önerilerden asla korkmamak lazım. Düşüncelerin rahatlıkla ifade edilmesine ortam hazırlamak lazım. Bölgesel kalkınma evet. Doğu ve Güneydoğu'da özel sektörün yatırım yapması için özel teşvikler getirmeyi düşünüyoruz. Eğer özel sektör gitmeyecekse kamu-özel işbirliğini düşünüyoruz. Eğer kamu-özel işbirliği de olmazsa doğrudan devletin yatırım yapmasını istiyoruz. O bölgede mutlaka bir şeyler yapmamız gerekir. Anadolu'nun güçlenmesini istiyoruz"

"SURİYE'DE İÇ KAVGANIN SONLANDIRILMASI GEREKİYOR"
"Suriyeli mültecilerle ilgili sosyal içerme modeli düşünülüyor mu?" sorusuna ise Kılıçdaroğlu, "Suriyeli mülteciler... İki aşamalı bir uygulamanın olması lazım. Birincisi süratle Suriye'de iç kavganın sonlandırılması gerekiyor. Bunun için Amerika'nın, Rusya'nın, İran'ın, Türkiye'nin ve Avrupa Birliği ile Arap liginin mutlaka görüşlerinin alınması ve Suriye'de çarpışan tarafların bir araya getirilerek sorunun çözülmesi lazım. Olay giderek büyüyor. Rusya orada, Çin de gemilerini gönderdi. Amerika zaten orada. Büyüttüğümüz olay şimdi bizim başımıza dert olmaya başladı. Ve Türkiye bütün bu sürecin dışına itilmiş vaziyette. Böyle bir sorunla da ayrıca karşı karşıyayız. İkincisi Avrupa Birliği'nin elini cebine atması lazım. Suriye'nin yeniden inşa edilmesi lazım. Ancak o zaman Suriyelilerin büyük bir kısmı kendi ülkelerine giderler. Yüzde yüzünü de göndermek bu saatten sonra mümkün olmaz." diye yanıtladı.

“YAPTIĞIMIZ GÜZEL ŞEYLERİ TOPLUMA YETERİ KADAR AKTARAMIYORUZ"
Kemal Kılıçdaroğlu, “İyi bir PR (Halkla ilişkiler) şirketi bulmalısınız" şekilden gelen nota, “Belki haklısınız, bulmalıyız. Orada eksiğimiz var. Zaten örneği de kendim verdim. Yaptığımız güzel şeyleri topluma yeteri kadar aktaramıyoruz. Burada bizim eksikliğimiz var" diye cevap verdi.
 (FOTOĞRAF)

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner599

banner388