banner622
banner519

‘Bir saat önce şehitlik namazı kıldı’

15 Temmuz gecesi köprüde keskin nişancılar tarafından açılan ateşte kalbinden vurularak şehit olan Çetin Can’ı her saniye yanında olan eşi Şule Can anlattı

‘Bir saat önce şehitlik namazı kıldı’

15 Temmuz gecesi köprüde keskin nişancılar tarafından açılan ateşte kalbinden vurularak şehit olan Çetin Can’ı her saniye yanında olan eşi Şule Can anlattı

22 Ekim 2016 Cumartesi 10:59
‘Bir saat önce şehitlik namazı kıldı’
banner587
banner605

15 Temmuz gecesi Türkiye’de hiç beklenmeyen bir şey oldu ve ülke darbe girişimiyle sarsıldı. Kadın, erkek, genç, yaşlı herkes sokağa döküldü… Helikopter, tank ve keskin nişancılar tarafından açılan ateşlerde 173’ü sivil olmak üzere 240 kişi şehit oldu. Peki, darbeye karşı canını ortaya koyan bu insanlar kim? Antalya, Ankara, İstanbul, Gaziantep, Hatay ve birçok şehri gezerek şehitlerin ailelerini ziyaret ettik. O geceyi ve şehitlerin hayallerini gözü yaşlı annelerden dinledik. Amacımız bu sayfalarda şehitler hakkında birçok bilgiye yer vererek tarihe not düşmek ve adlarını sonsuza kadar yaşatmak. Tüm şehitlerimizin ailelerine başsağlığı dileriz… 



İstanbul’da yaşayan ve ışık şefi olarak çalışan Çetin Can, 15 Temmuz gecesi rutin hayatına devam ediyordu. İşten eve geldiğinde eşiyle yemeğini yedi ve bir gece önce Cuma sohbetinde öğrendiği “azadlılarnamazı”nı kıldı. Bu namazı her kim kılarsa Allah onun tüm günahlarını affeder ve şehit olarak ölmesini nasip edermiş. Namazdan sonra ise saat 23.00 sılarında darbe girişiminden haberdar oldu Çetin Can. Eşine sokağa çıkacağını söyledi, Şule Hanım ise ona “Bensiz gidemezsin ben de geleceğim” dedi. Bu onların aynı ev içinde son konuşmaları oldu. Birlikte köprüye gittiler ve saat gece 02.00 sularında Çetin Can eşinin gözünün önünde kalbinden vurularak şehit oldu… Dinen uygun görmediği için fotoğraf çektirmek istemeyen şehit eşi Şule Can’la o geceyi ve Çetin Can’ın hayatını konuştuk…

- 15 Temmuz gecesinden bahseder misiniz, nasıl bir akşamdı sizin için?
Bir gece önce cuma sohbetinde şevval ayında kılınan azadlılar namazını öğrenmiştik. 15 Temmuz gecesi henüz kalkışmadan haberimiz yoktu. Çetin de o gece akşam namazından sonra saat bu namazı kıldı. Bir saat sonra kalkışmadan haberdar olduk. İlerleyen saatlerde televizyonda Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısını duyduk. Cumhurbaşkanımızın daha sözleri bitmeden Çetin ‘Ben çıkıyorum’ dedi, tam evden çıkıyordu ki ‘Sen bensiz nereye gittiğini zannediyorsun’ dedim. ‘Hadi hazırlan o zaman’ dedi ve dışarı çıktık, köprüye gittik. Köprünün girişine vardığımızda gişelerden insanlara ateş edildiğini gördük. Oraya gitmeliyiz dedik ve köprüye girdik. Daha köprüye girer girmez boş olan yan şeritten tank üzerimize 2 kere ateş açtı. Biz yürümeye devam ettik. Öleceksek adam gibi ölelim dedik. Köprüde kelimelerle anlatmanın zor olduğu ulvi bir hava vardı. Bir yandan tekbirler getiriliyor, bir yandan ezanlar okunuyor, bir yandan insanlar ellerinde bayraklarla vatanı bunlara bırakmayız diye bağırıyorlardı. Bu sırada sürekli olarak insanlara ateş ediliyordu ama kahraman insanımız  kurşunların geldiği yöne doğru korkmadan ilerliyordu; Yaralananların hemen yardımına koşuyordu.

Bunlar olurken Çetin’i annesi ve ablası telefonla arayarak geri dönmesini istediler ama Çetin ile ilerlemeye devam ettik. Ordan hiç bir yere ayrılmaya niyetimizi yoktu hatta Sabah namazını nerde kılacağımızı düşünüyorduk bir yandan. İlerlememiz sonucunda köprünün çok kalabalık bir noktasına vardık. Araç ve insan yoğunluğundan dolayı daha fazla ilerleyemedik. Bir süre ne yapabiliriz diye bulunduğumuz noktada durmak zorunda kaldık. Bunun üzerine Çetin’in isteğiyle köprünün boş olan Üsküdar’a geliş şeridine geçtik. Zaten boş şerite geçtikten sonra açık bir hedef haline gelmiş olduk ve çok kısa bir süre sonra Çetin keskin nişancı tarafından saat 02:06’da kalbinden vuruldu. Şehitlik namazını kıldıktan tam 4 saat sonra şehit oldu.

- O halde daha önce size şehit olmak istediğinden bahsetmişti…
Şehit olmayı tam bir itikatle istediği için şehitlik namazını kıldıktan 4 saat sonra bu makama ulaştı.
- Bir hayali var mıydı?
Evet, vardı. Hacca gitmeyi çok istiyordu.
- Nasıl bir insandı?
Güzel ahlaklıydı. Sıkıntı çekeceğini bilse bile kimsenin kalbini kırmazdı. Çok sabırlıydı, vefalıydı, saygılıydı ve güleryüzlüydü hatta tanımadığı insanlarla bile şakalaşırdı. Kimseyle kavga etmezdi. Yardım sever ve cömertti. Kendinden önce karşısındakini düşünürdü. Çetini tanıyan herkes onu severdi. Helal para kazanmak için işinin hakkını fazlasıyla vererek çalışırdı. Parayı kalbine değil sadece cebine koyardı. Herkese uyum sağlardı, kesinlikle kibir gurur yapmazdı. Vakit namazlarını cemaatle kılmayı severdi. Peygamberimizin sünnetlerine riayet ederdi. Hayatı dini üzerine kuruluydu. Allah dostlarıyla olmayı severdi.
- Vefat ettikten sonra son kez onu gördünüz mü?
Diğer bütün şehitlerimiz hakkında söylenenleri ben de Çetin için söyleyebilirim; huzurluydu ve gülümsüyordu.
- Bugün yeniden o geceye dönsek sokağa çıkmasına engel olur muydunuz?
O gün evde oturmak darbecilerin karşısına çıkmamak diye bir seçenek yoktu. Gerçek vatanseverlerin dediği gibi yine olsa yine gerekeni yaparız. Büyüklerimizi dinledik, Cumhurbaşkanımız’ın ve hükümetimizin çağrılarına uyduk, milli iradeyi koruduk. Ecel herkese gelir ama herkese şehitlikle gelmez. Şehitler bize değil biz şehitlere muhtacız.
Ne güzel söylemiş Necip Fazıl: Veren de o, alan da o, nedir senden gidecek? Telaşını gören de can senin zannedecek.
- Yaşarken bir vasiyeti olmuş muydu?
Çetin’le sık sık ölümden bahsederdik. Tek bir vasiyeti vardı: Ölürsem mezarıma yemişli bir ağaç dik demişti. Kendisinin ve kabir komşusu olan bir diğer 15 Temmuz şehidi olan Kerem Yıldız’ın da kabrinin başına erik ağacı diktim. Ayrıca bahçemizdeki çok sevdiği çiçeklerinden çilek bitkisi ve gardenyayı da mezarına diktim.

Son Güncelleme: 22.10.2016 11:08
Anahtar Kelimeler:
IstanbulDarbeTürkiye
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner591

banner388