banner622
BAKIN, hiç kimse babamın oğlu değil..
Kimseye hak etmediği payeyi vermem.
Yaptığının hakkını da veriririm..
Hep derim;
'Kimse kimseyi sevmek mecburiyetinde değil ama hakkını vermek, hak edilen saygıyı göstermek ve başarıyı alkışlamak mecburiyetindedir.'
Şöyle eskiye bir dönelim isterseniz.
Hani, şimdilerde mahaller olan yerleşkelerin köy olarak anıldıkları günlere..
Muhtarların bir kamyon çakıl, 10-15 tane çimento alabilmek için günlerce kapısında sürttükleri Köy Hizmetleri günlerine..
Bazen birşeyler kopardılar belki ama çoğu zaman nasihat aldılar..
Yapılan yolları, hizmetleri de biliyoruz o dönemlerde.
Bakın, 'Hİçbirşey yapılmadı' demiyorum ama ölçülendirmeye kalkarsanız bugün yapılan yatırımların yanında esamesinin dahi okunmayacağını görürsünüz..
Bu kent yaz günlerinde olduğu gibi güllük, gülüstanlık değil..
Kışın kar yağmaya başladığı zaman 900 köyün yarısından fazlasına ulaşılamadığı günleri hatırlıyoruz..
Ama hizmet akti Büyükşehir'e geçtikten sonra greryderlerin, dozerlerin, bekoların diğer araçların 24 saat nasıl hizmet verdiğini hatırlamamak, kelimenin tam anlamıyla hadisizliktir..
Açılan köy yollarının lapa lapa yağan karla yeniden kapandığı günlerde verilen yoğun hizmeti inkar eden haramzadedir..
Hizmetten öylesine ukalaca istifade etmeye çalışanlar oldu ki;
Aracını garajından çıkartamayan bir muhtarın, 'köyde hasta var yolu açamıyoruz' deyip greyderi köye getirttikten sonra garajın önündeki karı küretip aracını çıkarttığını biliyorum..
Ama hiçbir abartı ve istek Büyükşehirin o günler için kurduğu afet ekibinin çalışma şevkini kırmadığına bizzat ben şahidim..
Bazen iş o noktaya gelir ki, insanlar hizmet budalası ve şımarığı olurlar..
Hele hele sayın Cumhurbaşkanının kendilerini zaman zaman topladığı muhtarlara,' Valiler, kaymakamlar, belediye başkanları sizin hizmetinizdedir' sözlerinden şımaranların kastı aştıklarına da şahit oluyoruz..
Bunlardan birisi Samsun'da gerçekleşti..
İlçenin adını vermeyeceğim..
Köyün de..
Zira bir kendini bilmez yüzünden çoğunluğa kadirlik olsun istemiyorum..
Köyler mahalle olup, Büyükşehire geçtikten sonra oralara inanılmaz hizmetler gitti.
Bunun emrini de bizzat Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz verdi..
Bildiğimi için,yüzde yüz emin olduğu için söylüyoru hala o köy senin, bu köy benim deyip tüm maddi imkansızlıklara rağmen en köylerimizi yaşanabilir hale getirecek hizmetlerin gerçekleştirilmesi için koşuştutuyor.
İşte hikayede bunlardan birine ait.
Bir ilçemizin, bir köyüne o güne kadar haallerinde bile tasavvur edemeyecekleri bir hizmet götürülüyor.
O güne kadar toz toprak içerisinde ulaştıkları köylerine tam 17 kilometre sıcak karışım asfalt yol yapılıyor..
Yolun yapımı nihayete erdiğinde Başkan Yılmaz gururla yapılanı halkla paylaşmak için oraya gidiyor ve hangi zorluklarla yolun köye kazandırıldığını ifade eden bir konuşma yapıyor.
Bir başkan bunun karşılığında ne bekler?..
Kuru bir teşekkür, değil mi?..
Ama dangalağın biri çıkıp ne diyor, biliyor musunuz?..
"Yav başkan sen ne diyorsun? Böyle yol mu olur?. 5 metrelik yol yapmışsın, gelmiş konuşuyorsun..Yapacaksan 8 metrelik yapsaydın da bir işe yarasaydı.'
Yılmaz, beyefendi bir insan..
Biliyorum çok kırılmış ve kızmıştır için için..
Hak ettiği cevabı da vermemiştir..
Ama benim için sorun yok..
Ben veririm!...
'Bre dangalak!...
Köy Hizmetlerinin kapısında günlerce süründüğün günleri,.
Kar yağdığında günlerce, haftalarca açılmayan yolları..
Kente, hastanelere ulaştırmadığın hastanı..
İçmeye suyun, yürümeye yolun,..
Derdini anlatacak bir Marko Paşa bulamadığın günleri ne çabuk unuttun!...
Bulmuşsunuz 24 saatini sizler için harcayacak bir avanak, salak salak konuşuyorsun..
Yaptığınız, kelimenin tam anlamıyla nankörlüktür!...
5 metrelik yol neyine yetmiyor..
TIR'la pazara mısır mı indireceksin?.
Traktörüne gidecek yol bulamadığın günlerden bugün asfaltta sürdüğün keyfe şükredip, teşekkür edeceğine,
Tutmuş dangalıklık ediyorsun!....
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Adem ALAN 4 ay önce

Hay ağzına,kalemine sağlık Nusret Bey...Sağ olasın.

banner591

banner388