banner622
banner595

Van’da Kurumsal Sosyal Sorumluluk Projesi Tanıtım Toplantısı

Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (Türkonfed) tarafından düzenlenen Kurumsal Sosyal Sorumluluk Projesi’nin tanıtım toplantısı yapıldı.Elite World Van Otel’de düzenlenen toplantıya Van Valisi İbrahim Taşyapan, Van Büyükşehir...

Van’da Kurumsal Sosyal Sorumluluk Projesi Tanıtım Toplantısı

Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (Türkonfed) tarafından düzenlenen Kurumsal Sosyal Sorumluluk Projesi’nin tanıtım toplantısı yapıldı.Elite World Van Otel’de düzenlenen toplantıya Van Valisi İbrahim Taşyapan, Van Büyükşehir...

30 Nisan 2015 Perşembe 14:38
Van’da Kurumsal Sosyal Sorumluluk Projesi Tanıtım Toplantısı
banner625
Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (Türkonfed) tarafından düzenlenen Kurumsal Sosyal Sorumluluk Projesi’nin tanıtım toplantısı yapıldı.
Elite World Van Otel’de düzenlenen toplantıya Van Valisi İbrahim Taşyapan, Van Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Hatice Çoban, TURKONFED Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Onatça, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve iş adamaları ile sanayiciler katıldı. Doğu ve Güneydoğu Bölgesi Girişimciler İçin Kurumsal Sosyal Sorumluluk Projesi tanıtım toplantısında konuşan Van Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Hatice Çoban, Van’ın Ortadoğu’nun İpekyolu’na açıldığı bir kent olduğunu söyledi. Van’ın Avrupa’nın tüm kentlerine ticaretle birlikte hoşgörünün taşındığı, Ortadoğu-Avrupa köprüsü konumunda bir kent olduğunu dile getiren Çoban, “Kentimiz tarih boyunca en önemli kentlerin başında yer almıştır. Ekonomi, tarih, turizm ve yaşamın tüm alanlarında kentimiz büyük medeniyetlere başkentlik ya da beşiklik etmiştir. Ancak kentimiz son 50 yıldır, her yıl biraz daha bu ihtişamını kaybederek, ülkenin en yoksul kentleri arasına girmiştir. Bir zamanlar kentimiz, ekonomi ve diğer alanlardaki gelişmişlik sıralamasında ilk 20’leri zorlarken, bugün son 5 il içinde yerimizi alıyoruz. Bir dönem hayvancılık ve tarım alanlarında çok önemli noktalarda bulunan Van ve bölge kentleri, 1990’lı yıllarda adeta tüm üretimini kaybedecek noktaya geldi. 1990’lı yıllarda yaşanan zorunlu göç, köy boşaltmaları sonucu kırsal kesimlerden kent merkezine yoğun bir göç dalgası yaşandı. Bu göç dalgası istihdam, yoksulluk, alt yapı ve çarpık kentleşme gibi ağır sonuçlar doğurdu. Bir dönem toprakları ve tarımıyla ülkeyi duyuran coğrafyanın insanları bir süre sonra bağ, bahçe ve mevsimlik işçisi olarak başka ile giderek zor koşullarda karınlarını doyurdular. Bu olağanüstü süreçte maalesef insanların bütün üretim kaynaklarından koparmış ve neredeyse açlığa mahkûm hale getirilmiştir. Kentimiz sosyal, ekonomik gelişmişlik sıralamasında 1996 yılında 76 il içerisinde 67. sırada. 2003 yılında 81 il içerisinde 71. sırada iken bugün 5 puan daha düşerek 81 il içinde 75. sıraya yerleşmiştir. Kentimiz eğitim, sağlık ve diğer tüm alanlarda sondan 5 il içerisinde yer almaktadır. Bu kötü tablonun birçok nedeni olabilir. Ama bir tek neden hepsinin önüne geçiyor. Bu neden de ülkenin toplumsal barışıdır. Kuşkusuz bu tablo sadece kentimizi geriletmiyor. Bu tablo ülkemizin tamamını etkiliyor. Bu kötü tablodan kurutulmanın bir tek yolu vardır, toplumsal barışı sağlamak ve ülkede şu anda yürütülen, yürütülmeye çalışılan barış sürecini başarıya ulaştırmaktır” dedi.
Van Valisi İbrahim Taşyapan ise, sosyal sorumluluğun girişimcilere Van’da yatırım yapma, hizmet üretme, istihdam oluşturma gibi sorumluluk getirdiğini ifade ederek, “Van’ımız birçok imkanı içinde barındırıyor. Aslında kalkınma dediğimiz olay bir bütünsel olmalıdır. Kalkınma ne tek başına kamunun gösterdiği çabayla olabilir, ne tek başına özel sektörün gösterdiği çabayla olabilir ne de bu ikisinin çabasıyla yapılabilir. Aslında yerel imkânlar, yerel halk, orada yaşayan insanların buna destek vermesi lazım. Kalkınma insan unsurundan bağımsız düşünülemez. Kalkınmada kamu kendine düşeni mutlaka yapacaktır. Kamu üzerine düşen en büyük görev alt yapı yapmaktır ve yapmıştır. Bugün bölgemize baktığımız zaman ülkemizin çok gelişmiş bölgelerinin dışında diğer bölgelere baktığımızda onlardan geri kalmışlığımız yoktur. Ülkemizde değişik bölgelerde değişik etnik gruplar olarak yaşayan çok insanımız var. Hepimiz bu ülkenin vatandaşlarıyız, bu ülke hepimizin ülkesi. Dolayısıyla en uç noktasından, Hakkâri’den Edirne’ye kadar ülkemizin her yeri değerli, her yerinin de kendine göre imkânları var. Sermaye dediğimiz hadise dünyanın en ürkek varlığıdır. Bir yerde kendine risk gördüğü zaman, o risk giderilmedikçe oraya gelmek istemez. Bunu hepimiz biliyoruz. Biz ne kadar diğer konuları yaparsak yapalım, alt yapıyı oluşturursak oluşturalım, ne kadar teşvik sistemleri getirirsek getirelim yatırımlar istenilen seviyeye gelmiyorsa burada belli şeylerin altını çizmemiz lazım, bunların farkında olmamız lazım. Onun için bu süreçleri inşallah toplum olarak, devlet olarak, vatandaşlarımız olarak destekleyerek belli bir seviyeye, belli bir yere getirirsek, sermaye kendiliğinden buralara gelecektir” şeklinde konuştu.
Konuşmaların ardından Doğu ve Güneydoğu Bölgesi Girişimciler İçin Kurumsal Sosyal Sorumluluk Projesi konulu panele geçildi.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner599