banner519

Erzurum Milletvekili Dr. Yavlioğlu;

Erzurum Milletvekili Dr. Yavlioğlu; “şehr-i Mübarek Erzurum; Yaşadığı Mezalimlerin Küllerinden ‘vatanın Bölünmezliği’ Fikrini Filizlendirmiş Ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Temellerini Atmıştır” Dedi.

Erzurum Milletvekili Dr. Yavlioğlu;

Erzurum Milletvekili Dr. Yavlioğlu; “şehr-i Mübarek Erzurum; Yaşadığı Mezalimlerin Küllerinden ‘vatanın Bölünmezliği’ Fikrini Filizlendirmiş Ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Temellerini Atmıştır” Dedi.

11 Mart 2015 Çarşamba 17:46
Erzurum Milletvekili Dr. Yavlioğlu;
banner587
banner605
Erzurum’un düşman işgalinden kurtuluşunun 97. yıldönümü dolayısıyla bir mesaj yayınlayan TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi ve Erzurum Milletvekili Dr. Cengiz Yavilioğlu, Millete Mal Olmuş Manevi Mihmandarları Tanımadan Ne Kurtuluş Mücadelelerinin Ne Tarihin ve Ne de Zamanın Ruhunu Anlamak Mümkün Olamayacaktır.” Dedi.
Mesajında, tarihin sadece kronolojik olaylar silsilesi ve ne de sadece kahramanlık destanları olmadığını belirten Dr. Yavilioğlu “Tarih her şeyden önce bugünün sosyal dokusunun aslında ‘ne olduğunu ve ne olmadığını/olmayacağını’ anlamanın bilgi ve hikmet (tecrübe) kaynağıdır. Tarih bizi uyutacak bir malzeme değil, diriltecek bir ruhtur. Ve bu ruhun taşıyıcıları toplumun önderleridir. “ şeklinde konuştu.
“DİRİLTEN TARİH ANLAYIŞINI” EDİNEBİLMEK İÇİN; HEM TARİHİN YAŞANDIĞI ZAMANIN HEM DE BUGÜNÜN RUHUNU İYİ ANLAMAK GEREKİR”
Dr. Yavilioğlu mesajında şunları kaydetti; “Kurtuluş Savaşımızın yiğitleri tabii ki çoktur ve hepsi de değerlidir. Onları gururla ve rahmetle anıyoruz. Vatanı, milleti, bayrağı, namusu kısacası bir toplumun kutsalları için canını vermekten daha değerli ne olabilir? Ve bu canı verenlerden daha şerefli kim olabilir?
“Dirilten tarih anlayışını” edinebilmek için; hem tarihin yaşandığı zamanın hem de bugünün ruhunu iyi anlamak gerekir. Bugün olduğu gibi dün de Anadolu toplumunun “bilgeleri, danışılanları, kanaat önderleri, nizam verenleri” ulemaydı, müftülerdi. Anadolu toplumunun yönelimlerini, tercihlerini, önceliklerini ve beklentilerini anlayabilmek için toplumunun işte bu ruhunu bilmek gerekir.
Savaşlar, bir topluluğun millet olma değerini gösterirler. Toplumun farklı kesimlerinin düşmana karşı bir araya gelmiş olmaları, onları millet yapan en önemli vasıflarıdır. Bu nedenle barış zamanının kurucu unsurları, savaş zamanının aktörleri olmalıdır. Bayrak, vatan ve o toprağın kutsalları için hayatını veren her bir unsurun, barış zamanının kurucusu olmaya hakkı vardır. Sıradanlaştırılmış ve içi boşaltılmış bir şekilde, “Kurtuluş ve Çanakkale Savaşlarını Türkler, Kürtler, Araplar, Sünniler, Aleviler birlikte yapmıştır” söylemi ne yazık ki bu hakkı aynı unsurlara vermedi. Tarihimiz bu haksızlığa şahitlik etmiştir.
KURTULUŞ SAVAŞI GİBİ “BİR MİLLETİN VARLIK YOKLUK MÜCADELESİNİN” AKTÖRLERİ; TÜRKLER, KÜRTLER, ARAPLAR, SÜNNİLER VE ALEVİLERDİ
Kurtuluş Savaşı gibi “bir milletin varlık yokluk mücadelesinin” aktörleri; Türkler, Kürtler, Araplar, Sünniler ve Alevilerdi. Bu kesimlere dönemin uleması yol gösterdi, mücadele ruhu kattı. Hatırlayın Mustafa Kemal Samsun’a çıktığında vali bey hastaydı(!), belediye başkanının Çarşamba’daki tarlasını su basmıştı(!). O’nu karşılayıp eşlik eden, Amasya’ya kadar beraberinde giden Samsun Müftüsüydü. Amasya’da da Mustafa Kemal’e refakat eden yine Amasya Müftüsüydü. Uşak ve Afyonkarahisar’da Çelikalayı veya Demiralay’ı kurup başında nice komutanları bile kıskandıracak eğitim ve disiplini temin etmiş kişiler de oraların müftüleri idiler.
ERZURUM KONGRESİ’NİN TANZİMİNDE BİRİNCİ DERECEDE ROL ÜSTLENMİŞ OLAN İSE ERZURUMLU HOCA RAİF’Tİ
Erzurum Kongresi’nin tanziminde birinci derecede rol üstlenmiş olan ise Erzurumlu Hoca Raif’ti. Hoca Raif aynı zamanda Sivas Kongresi’nde tartışılan “manda fikrini” kongreye reddettiren ateşli konuşmayı yapan kişi olmuştu.
Erzurum’un istiklal mücadelesinde Alvarlı Muhammet Lütfü Efe’nin emeği büyüktür. Erzurum’un kurtuluş destanının başlangıcı ise ibretliktir. Şöyle ki; Erzurum tarihçilerinin bir kısmından ve Erzurum’un alim ve kanaat önderlerinden olan Veli Velioğlu Hocadan alınan bilgilere göre; Ermenilerin Erzurum’a doğru ilerlediği sırada, Alvarlı Efe Yavi’de imamdır. Bir Cuma günü Alvarlı Efe hutbeye çıkar ve Hutbede Yavililere, “bugün size Cuma namazını kıldırmayacağım. Çünkü hürriyetin olmadığı yerde Cuma namazı kıldırılamaz. Ben Ermeni’ye karşı direnmeye gidiyorum. Er kişi olan ardımdan gelsin” der ve köyün erkeklerini toplar. Diğer köylerden katılımlarla Efe Hazretlerinin ardına düşen yaklaşık 50 kişilik bir müfrezeyle Çat’a doğru ilerler. Ermeniler, Osmanlı Ordusu’nun olduğu haberini alır ve bölgeye girmekten vazgeçip Erzurum’a doğru ilerlemeye başlar. Efe Hazretleri’nin müfrezesi, Ermenileri Haydari Boğazına kadar sürerler. Halit Paşa’nın kuvvetleriyle birleşip, şehre giriş yaparlar.
BU ŞEHR-İ MÜBAREK ERZURUM; YAŞADIĞI MEZALİMLERİN KÜLLERİNDEN “VATANIN BÖLÜNMEZLİĞİ” FİKRİNİ FİLİZLENDİRMİŞ VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ’NİN TEMELLERİNİ ATMIŞTIR
Tarihinin en karanlık günlerini 1916-1918 yılları arasında geçiren Erzurum; bir yandan yıllarca mücadele içerisinde olduğu Ruslarla uğraşırken, kendi içerisindeki Ermenilerin ihaneti ile ciddi kayıplar verirler. İşte Erzurum’da yaşanan bu acı günlerle ilgili hatıralarını, hem de yaşandığı günlerde kâğıda dökenlerin birisi Kantarcızâde Hâcı Mustafa’dır. Tarihi vesika olan hatıratlarında, ‘Ilıca Nahiyesi’nin Alaca, Dumlu Nahiyesi’nin Stavuk, Dinarkom, Müdirge ve Arzuti Köyleri’nde büyük zayiatlar oldu.’der. Bu Şehr-i Mübarek Erzurum; yaşadığı mezalimlerin küllerinden “vatanın bölünmezliği” fikrini filizlendirmiş ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temellerini atmıştır.
Veli Velioğlu Hocanın anlatımına göre, Alvarlı Efe Hazretleri 1940’lı yıllarda Hicaz gidişi veya dönüşü sırasında Suriye taraflarında Ermenilerle karşılaşır. Suriyeli Ermeniler, 1918 yılında Erzurumluların Ermenileri mağlubiyetinin intikamının alınacağını söylerler. İntikamı alacak olanlar Ermenilerdir. Alvarlı Efe Hazretleri bu durumdan endişe duyar ve bildiğimiz ve Türkiye’nin yüreğinde yer eden o ünlü ‘Mevlaya emanet olsun Erzurum’ kasidesini yazar. Aslında bu bir kasideden öte bir duadır. Gerçek bir “korunma” yakarışıdır.
İKİ BÜYÜK YILDÖNÜMÜNÜ BİRDEN KUTLUYORUZ
Bu iradenin yansımasıyla 94. yıl dönümünü icra ettiğimiz İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u Anma Gününün buluştuğu neden aynıdır. İstiklal Mücadelesinin sembolleştiği Milli Marşımız; Anadolu da yaşanan vahşetin bir haykırışıdır. Bu marşı yazdıran ruh aynı bedende vücut bulmuş ve İlah-i Kelimetullah ile vatan aşkına dönüşmüştür. Bunun adı Erzurum’da; Nene Hatun, Kazım Karabekir Paşa, Muhammed Lütfi Efendi Hazretleri; Gaziantep’te Şahin Bey, Kahramanmaraş’ta Sütçü İmam’dır.
İşte yukarıda anlatılan değerleri, öncüleri ve önderleri tanımadan ne kurtuluş mücadelelerinin ne tarihin ve ne de zamanın ruhunu anlamak mümkün olamayacaktır.
Bu vesile ile Erzurum’un Kurtuluşu ile birlikte Milli Mücadele’nin İstiklâl Marşı’nda sembolleştiği ve Milli Marşımızın mihmandarı Mehmet Akif Ersoy Anma Gününü kutlar, şehitlerimize Allah’tan rahmet dilerim.”
Yükleniyor...
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner591