banner622
banner519

Ansiad İnşaat Sektörü Toplantısının Konuğu, Prof.dr. Sönmez Oldu

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) İnşaat Sektörü Toplantısı’nın konuğu Mimar Sinan Üniversitesi’nde Prof.Dr. Zeki Sönmez oldu.ANSİAD İnşaat Sektörü Toplantısı Akra Barut Otel’de yapıldı. Toplantı Başkanlığını...

Ansiad İnşaat Sektörü Toplantısının Konuğu, Prof.dr. Sönmez Oldu

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) İnşaat Sektörü Toplantısı’nın konuğu Mimar Sinan Üniversitesi’nde Prof.Dr. Zeki Sönmez oldu.ANSİAD İnşaat Sektörü Toplantısı Akra Barut Otel’de yapıldı. Toplantı Başkanlığını...

11 Mayıs 2015 Pazartesi 10:56
Ansiad İnşaat Sektörü Toplantısının Konuğu, Prof.dr. Sönmez Oldu
banner566
Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) İnşaat Sektörü Toplantısı’nın konuğu Mimar Sinan Üniversitesi’nde Prof.Dr. Zeki Sönmez oldu.
ANSİAD İnşaat Sektörü Toplantısı Akra Barut Otel’de yapıldı. Toplantı Başkanlığını İbrahim Şencan’ın yaptığı toplantıya İnşaat sektörü üyeleri ve sektör temsilcileri katıldı. Toplantıda konuşan Prof.Dr. Zeki Sönmez, Türk-İtalyan sanat ilişkilerinin siyaset ve diplomasiden ayrı düşünülemeyeceğini belirterek, “Türk- İtalyan ilişkilerinin milat tarihi Anadolu Selçuklu Hükümdarı 1.Gıyaseddin Keyhüsrev’in Antalya’yı aldıktan hemen sonra Venediklilerle yaptığı ilk ticaret anlaşmasıyla başlar” dedi. Prof.Dr. Sönmez, tarih boyunca Türk-İtalyan ilişkilerinin her alanda ve her aşamada her iki tarafında kendi çıkarlarını esas aldıkları değişik bir zeminde geliştiğini ifade etti. İki tarafında kendi yararını korumak, değerlendirmek ve karşı tarafı daha iyi tanımak için özel çaba harcadığını vurgulayan Prof.Dr. Zeki Sönmez, “Türkler de, İtalyanlar da birbirini tanımak, anlamak ve değerlendirmek için yeni ve ilginç diplomatik taktikler, politikalar geliştirdi. Siyasi literatürde genelde dostluk olarak tanımlanan ilişkiler bütünü içinde birliktelikler, karşıtlıkları ve kopmalar birbirini izledi. Siyaset sürekliliğine karşılık, olayların seyri çerçevesinde ne dostluklar ne de düşmanlıklar kalıcı oldu” dedi.
Türk-İtalyan ilişkilerinin miladını Anadolu Selçuklu Hükümdarı 1.Gıyaseddin Keyhüsrev’in Antalya’yı aldıktan sonra Venediklilerle yaptığı ticari anlaşma olarak açıklayan Prof.Dr. Sönmez, bu anlaşmanın Anadolu’nun zengin tarım-hayvancılık potansiyelini Venedikliler aracılığıyla Avrupa’ya pazarlanmasını öngördüğünü dile getirdi. Bu anlaşma çerçevesinde Selçukluların ön gördüğü yüzde 2’lik düşük gümrük vergisinin bu alanda bir rekor olduğunu vurgulayan Sönmez, “Gümrük vergisi, Venedikli tüccarlara Anadolu kıyılarında ve anakarasında her türlü güvenlik ve bir tür devlet sigorta garantisi sağlamaktadır. 20 maddelik bu ticaret anlaşması bütün Anadolu Selçuklu yönetimi dönemince her hükümdar tarafından yenilenir” diye konuştu.
Fatih Sultan Mehmet döneminde Osmanlı Devleti’ni imparatorluk boyutuna ulaştırma çabası sürerken, İtalya’da Rönesans reform hareketlerinin başladığını anlatan Prof. Dr. Zeki Sönmez, bu hareketin amacının çok uzun ve zorlu geçmiş olan Avrupa ortaçağının derin skolastik,(aklı reddeden düşünce) dinsel karanlığından kurtulmaya yönelik olduğunu ifade etti. Prof.Dr. Sönmez, Fatih Sultan Mehmet döneminde Venedik ve diğer İtalyan denizci devletleriyle sürdürülen ilişkilerin sınırları bilinmediği gibi çok geniş kapsamlı olduğunu da sözlerine ekledi.
Rönesans hareketlerinin öncelikle insanın ve bireyin özgür düşünme, üretme yeteneğinin ortaya çıkarılması ve bir bakıma insan aklının serbest bırakılmasını öngördüğünü vurgulayan Prof.Dr. Sönmez, Rönesans hareketlerinde 2.Beyazıt döneminde İstanbul’da Venedik elçiliği yapan ve daha sonra Kanuni Sultan Süleyman zamanında Venedik Cumhuriyeti Devlet Başkanlığı’na seçilen Andrea Piritti’nin büyük payının olduğunu söyledi.
Prof Dr Zeki Sönmez, Rönesans döneminde ünlü İtalyan sanatçıların Osmanlı İmparatorluğu’nun büyüklüğü ve ekonomik gücünü gözeterek İstanbul’a gelmek ve İstanbul’da bazı eserler üretmek istediklerini anımsatarak, ”Leonardo Da Vinci, Michelangelo gibi ünlü İtalyan sanatçılar İstanbul’a gelmedi. Kanuni döneminde Osmanlı İmparatorluğu kendisine has Doğu tipi bir sanatta reforma yönelerek Saray Ehli Hiref (Saray Sanatçıları Teşkilatı) teşkilatını kurdu. Mimar Sinan, Kara Memi, Şah Kulu, Nakkaş Osman gibi sanatçıları yetiştirerek yoluna devam etti” ifadelerini kullandı.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner591

banner388